* Seçim kampanyası yine mübarek Ramazan ayına denk geldi... Bakalım ünlü UBP kurultayında olduğu gibi her akşam görkemli iftar sofraları kurulabilecek mi yine... Malûm, şimdilerde devlet hazinesi iftar meraklılarının kontrolünde değil...
   * Seçim furyasında vatandaşlar çemberlerde çembere alınıyorlar. Trafik ve ulaşım güvenliğini zora sokan davranışlardan kaçınılmalı. Yoksa kaş yapayım derken göz çıkarılmış olur...
   * Milletvekili adaylarının şarkısıdır: Çocuklar gibi şendik / Yüzümüzde gülücükler, ellerimizde bayrakçıklar / Kentin çemberlerinde, devindikçe devindik / Sevindikçe sevildik...
   * Eski Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ın tespiti ilginç: "Bizim meclis amatör. Çünkü milletvekilleri esas mesleklerini bırakmıyorlar" dedi. Anlayacağınız dostlar, milletvekilliğinin hobi olarak algılandığı tek meclis, bizim şu iflah olmaz Ha Babam Sınıfı...
   * Hazretin ağzı torba değil ki büzesin... Ejder Aslanbaba'ya susması için de rüşvet önerilmiş. Kendi iddiası... Adamın adı "Bay rüşvet"e çıktı... KKTC siyaset dünyasının da kara kutusu aynı zamanda!..
   * Türkiye'de en düşük memur maaşı 2096 TL oldu... Bir de bizdeki en düşük memur maaşına bakınız... Eskiden Türkiyeli memurlar bizim memurlara gıpta ederlerdi. Şimdi sıra bizim memurların Türkiye'deki memurlara gıpta etmesinde!..
   * Mehmet Çakıcı'nın afişlerine bakıyorum da; elinden tuttuğu minikler ve arkasındaki dost topluluğuyla dağa tırmanıyor... Gerçi grant tuvalet kıyafeti dağ sporlarına pek de uygun değildir ama, olsun... Günün sonunda spor spordur... Çakıcı'nın da buna gerçekten gereksinimi var... Oldukça kilo almış durumda... 
   * Diğer bazı politikacılar da tıpkı Çakıcı gibi seçim kampanyasında çocukları obje olarak kullanıyorlar. Siyasetten hiç anlamayan çocukları siyasetçinin konu mankeni yapmak da, bir tür çocuk istismarıdır… 
   * Nazım Hikmet usta; "Şeyh Bedrettin Destanı"da, yarin yanağından başka her şeyin ortak olduğunu buyurur. Diyeceğim o ki, başkalarına ait yanaklara yumulmayınız, size ait yanağı da hiç kimseye kaptırmayınız...
   * Aşkta asla dilencilik olmaz. Aşk dilenciliğine çıkmış olanın vay haline!..
   * İnsanlığımızın en bariz hali, kaybettiğimizin gerçek değerini onu kaybettikten sonra anlamamızdır…
   * Bazı insanlar ille de duvara çarpmak için kurgulanmış gibidirler… Duvara çarptıklarının her seferinde parçalarını toplarlar, doğrulup yola çıkarlar ve ille de bindirecekleri yeni bir duvar aramaya başlarlar…
   * Toparlanıyoruz Hareketi sosyal medyada milletvekillerinin teker teker karnelerini yayımlıyor. Yani sınıfta kalmayan yok gibi… Hey gidi Hababam Sınıfı hey!..   
   * TC Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan yelkenleri biraz suya indirerek "Benim de hatalarım olabilir" dedi. Yanındaki akil adam Orhan Gencebay'dan alıntı... "Hatasız Kul Olmaz"... Şimdi 40 milyon aylık maaşa ek olarak Gencebay'a bir de telif hakkı mı ödenecek?!..
   * “Alkollüyken cep telefonu kullanmak araba kullanmaktan daha tehlikelidir!.” (Teşekkürler Nejla Alageyik)
   * Bu mağdur ülkenin yararlı ve sonuç getirici beyin fırtınalarına ihtiyacı vardır; kokuşmuş beyin salatalarına değil!...
   * “Kafeste doğmuş kuşlar, uçmanın bir hastalık olduğunu düşünürler.” Jadorowski.
   * Haftanın öğüdü Can Yücel’den: “Hayatta her şeyini bir tek kişiye bağlama. Çünkü onu kaybedersen her şeyini kaybedersin.”
   * Temel’in dünyası: Temel bir şirkette santral memuru olarak işe başlar. İlk telefon çalar ve karşıdaki “Patronu bağla” der. Temel: “Neden? Bizim patron ısırgan köpek midir ki onu bağlayım?”
   * Ve şiir… Yunus Emre’den: “Olsun be, aldırma yaratan vardır / Sanma ki zalimin ettiği kârdır / Mazlumun ahı indirir şahı / Her şeyin bir vakti vardır…”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31