Canım,   “geleceğin Kıbrıs”ına bakmak istiyor.  Fakat ondan önce 1974 sonrası kuşağı ile yanlış anladıkları Sol’un  rahlei tedrisinden geçerken adadaki barışçı çözümü   Türk’ün geçmişinin ervahına  tükürmek olduğunu sanan   jenerasyonun beyinlerine saplandığı için dogma halini alan statükocu anlayışlarına bakalım:”

Çok da uzağa gitmeyelim çünkü bu sıcaklarda kimseler kimselerin katakullilerini ne  okumak ne de işitmek isterler…

KATAKULLİ BİR:  Toplum lideri Rahmetlik Dr. Fazıl Küçük her zaman haksız ve yanlış fakat Doktor’a  cephe alan kim varsa haklı ve doğrucu!  Mesela İhsan Ali büyük barışçı ve vatansever,   Doktor ise İhsan Ali’yi harcayan küçük ve bağnaz politikaların adamı!

KATAKULLİ İKİ:  Rum’un EOKA’sı İngiliz emperyalizmine ulusal başkaldırısının milis örgütü fakat EOKA’ya karşı can mal güvenliği için kurulan TMT faşist ve kan emici!

KATAKULLİ ÜÇ:  Kıbrıs Cumhuriyetini yıkan Dr. Küçük ve Denktaş’la evanesi fakat   yaşatmak için direnen Makarios’lu Rum! 

KATAKULLİ DÖRT:  1963  de Rum milis güçlerinin  Kanlı Noel’i ile başlayan Türk’lere yönelik saldırıları  emperyalist güçlerin ve Amerika’nın tezgâhı,  bu saldırılara karşı koymak için  “Paşalar ve Mücahitlerle   örgütleri”  ise  Türk halkına kan kusturan faşist güçleri! 

KATAKULLİ BEŞ:  1977-79  BM’ler Doruk anlaşmalarını sabote edip kabul etmeyen Rahmetlik lider Denktaş ve o yılların Türk Yönetimleri.   Fakat Makarioslu,  Kleridesli  Rum tarafı  masum!

KATAKULLİ ALTI:  1974’de Rum’un isyanı ile Makarios’a darbe olayı kendi iç sorunları.   Fakat Türkiye’nin müdahalesi gereksiz ve yanlış!  

KATAKULLİ YEDİ.  Adanın Kuzey-Güney olarak ayrılması  “Kıbrıslılığa ihanet”  birleştirilmesi çalışmaları ise  fazilet!

KISACA: Rum’un Kıbrıs Cumhuriyeti Devleti meşru,  Türk’ün KKTC’si illegal ve korsan!  Ankara hatalı, Güney Lefkoşa Rum liderliği ak pak!      Rum’un Kuzey’e  dönmesine karşı çıkanlar şoven ve bağnaz,   adada birleşik Kıbrıs’ı tek vatan tek yurttaşlık olarak savunup azınlık çoğunluk esasında bir federal sistem için çabalayan Rum liderliği barışçı ve haklı! 

Daha fazla ve  incir ipi gibi uzatmadan  diyelim ki “vesselam’ı kelâm bu yeni jenerasyon için Güney’in Rum’u altın suyuna batırılmış cevahir;  Kuzey’in mesela şimdilerde  çözüm alternatifini iki Devlet esasında savunanlar kapkara ziftin içinde kararan beyinleri ve yürekleri ile barış ve insanlık düşmanları!”

Eh öyle de olunca mesela  CTP’nin  Rum’un AB dönem Başkanı olmasından Kuzey’deki Türk halkı olarak bizim de bu fırsatı değerlendirerek yararlanmamız gerektiğine yönelik çağrısına şaşmadık.

*****

ANCAK GENE DE BİR YANLIŞ OLMALI 

Elbette AB’ye üyelik en az Rum  kadar bizim hakkımızdır.  Çünkü ne Rum  “candır”  ne de  biz “patlıcanız!”  Bu adada basbayağı ve müthiş bir realitede yan yana yaşayan iki komşu halkız ki  hadi bir doğruyu kabulde,  “Güneydeki Rum komşumuzla bazan Türkiye’den fazla ilişkimiz olabilmektedir”  diyelim.

Dahası Rum  eğer becerip değerlendirirse bize  doğal gaz vereceğini vaat etmektedir,  biz de Rum’a Türkiye’den Kuzey’e akacak sudan vereceğimizi…

İşte “geleceğin Kıbrıs’ı” diyoruz.  Dolayısıyle bu   yan yana oluşu pek alâ da AB’liği müktesebatının bağlayıcılığında iki halk olarak değerlendirmek mümkündür…

ANCAK ÖNCE KENDİ İÇİMİZDE ANLAŞALIM:  Aklayıp paklayıp,  altın sularında yıkadığınız bu Rum liderliği   cevahirini hangi yöntem ve nasıl  ikna etmeyi öneriyorsunuz? 

Ki Talat’tan beter  “barışcısı  ile Kıbrıslıcısı” olmaya. O bile ne dediydi?  Çözümsüzlüğün sorumlusu Hristofyas’tır! 

Eh, Hristofyas dediğiniz Cumhurbaşkanının temsilcisi de şu anda AB’nin başkanlık koltuğunda…

Önce gidin Güney Lefkoşa’ya meramınızı anlatın sonra Brüksel’e uçun oradakinin de ne düşündüğünü öğrenin,  sonra gelin bize ve anlatın:   “Rum bizim AB’ye duhulümüzü şu bu koşullarda hem kabul etmekte hem de yardımcı olacağının  sözünü vermektedir…”

Hadi bakalım.   Tam fırsat. Başarısanız  “şah” olursunuz.  Ha, başaramazsanız  “şahmaran”  olursunuz hatırlatalım!  

MEĞER NE MÜBAREK SU İMİŞ BU

Mağusa Belediyesinin genel  adıya  “su faturası” olarak anılan ve yukarından aşağıya doğru  20  maddeden oluşan  listesini her elime alışımda Belediye Başkanı Oktay Kayalp’a olan saygım artıyor.

Çünkü “Hesap Bildirimi,  Gazimağusa Belediyesi”  başlıklı bu çok masum gibi görünen Su  Faturası müthiş bir  “hesap virtüözlüğünün”   nadide eserlerinden birisidir… Her ay faturaya eklenen yeni maddelerle zenginleştirilerek abonelere ulaştırılan  listede “yok” yoktur.  

Su ücretinden sayaç bakımına ki o nasıl bakımdır hiç anlamadım ve hâlâ hitama erdirilemeyen  Kanalizasyondan ayrıca “Kanalizasyon ücretine,”  Temizlik,  Aydınlatma,  Sağlıktan   “Genel Hizmetlere”  ve  KDV’lerle  bana gelen  faturamdan asla eksik olmayan  “bakiyelere”  kadar ne  varsa vardır,  kusuru yalandır!

GELELİM TAKDİRİME:  Çalışanlarını hiç aksatmadan bir tek Mağusa Belediyesi  ödeme başarısı göstermektedir. Üstelik Belediyenin batma tehlikesi de yoktur. Bu memlekette bu olay  belediyecilik  açısından başarıdır.  Helal olsun. Çalışanının  hakkını verene  şapka çıkartılır.

O zaman  “fatura esprisi ne ola”  diyeceksiniz?  Cevabım şudur:  “İşte milletin cebindeki para böyle ustalıkla  alınır!”  Siz türlü çeşitli hizmet maddelerini okumaktan bile  usanırken,  Oktay Kayalp’lı hesap uzmanları hazırladıkları Su Faturası  ile cebinizdeki  yükte hafif,  pahada ağır olan paranızı çatır çatır almaktadırlar!  Buna karşın ne diyorduk?    “Almasını bileceksin kardeşim!”  Bulutoğluları bunu da  beceremedi işte!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5