Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis’in katledilmelerinin üzerinden 48 yıl geçti…

Ve bizler onların anısına toplantılar yaptık…

Konuştuk.

Kınadık.

Sonra?

Seneye 49.yıllarında yine anacağız…

Yine konuşacağız.

Yine kınayacağız…

Sonra?

50.yıl gelecek.

Onlar ne için mücadele veriyorlardı bir düşünelim…

Ülke bölünmesin.

Yunanistan, Türkiye veya herhangi bir ülkenin boyunduruğu altına girmesin diye…

Ne oldu?

Tuzak kurdular, vurdular.

Tuzak kurulmasını emreden diller, tuzak kurup vuran eller onların idealleri yerine gelmesin diye yaptılar bunu… 

Ve Kıbrıs’ın ikiye bölünüp çıkış tünelinin ucunun karartıldığının üstünden de 38 yıl geçti…

Yani katliamın üstünden 10 yıl geçince katillerin istekleri gerçekleşti.

Bu bize ders oldu mu?

Olmadı.

Bugün Kıbrıs’ta yaşayan Kıbrıslılardan daha çoğu başta Londra olmak üzere dünyanın değişik ülkelerinde yaşamaktadırlar.

Memnun mudurlar?

Düşünelim…

Köyünün fırınından çıkan sıcak ekmeği köyünde yemiş birisi nerede olursa olsun o ekmek kokusunu arar.

Her fırın karşısında duyduğu sıcak ekmek değildir aradığı.

Esen rüzgârların getirdiği toprak kokusu ile birleşmiş yanan bölgenin odun kokusunu arar…

Bindiği eşeğin yürüdüğü toprak yollardan çıkan tozları burnuna çekmeyi arar…

Köylüsünün pişirdiği fırın kebabını, tarlasından çıkan Loraga hıyarını, denizinden esen meltemini arar.

Londra’da bugün bunlardan hangisi var?

Çoğunun olduğu gibi benim de Londra’da yaşayan akrabalarım var.

Yaşlılarla sohbetlerimizde hep Baf limanı ve tuzunun tadı var.

 Fener’indeki duruluk…

Kral mezarlıklarındaki tarih…

Hatta gafgallası üzerinde yetişen tavşankulağı var…

Oysa aynı kişilerin çocukları ve torunları bilmez bunları.

Aradan 40 yıl geçmiştir…

Yeni doğanlar bugün 40’ın merdiven dayadılar.

Kimisi kel, kimisi menopoz olmuştur.

Bilemezler tekrar Baf’a dönmeyi çünkü oradan çıkmadılar.

Muhtemelen 48 yıl önce tetiği çekenler ya yokturlar ya da yakında giderler…

Emri verenler de öyle…

Derviş Ali Kavazoğlu ve Kostas Mişaulis’in katledilmelerinin üzerinden 48 yıl geçti…

Biz onların anısına toplantılar yapıyoruz…

Anıyoruz onları ve kınıyoruz yapanları…

Oysaki seneye 49, ondan sonraki seneye de 50. yıllarını anacağız.

Ve tetiği çektirenlerin torunları ülkemize bir denetleyici, bir yardımsever gibi gelmeye devam ederlerken bizim torunlarımız ne Baf’ın tozlu Vikla’sını hatırlıyorlar ne İstinco’nun bademindeki o yeşilin tonunu.

Hatta isimleri değiştirilmeye çalışılan köylerimizin gerçek isimlerini…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31