Ta 2002’de yazdığım ama halâ yayınlayamadığım bir kitabım var: Globalizm Çağı’nda Milliyetçilik! Şimdi, CHP İzmir Milletvekili hanım, ırkçılara tur bindiren bir Türk milliyetçisi olarak ortaya atılınca, üstünden bir de etnik olarak Türk değil, Boşnak olduğu ortaya çıkınca, aklıma o kitaptaki bir bölüm düştü…

Türk Ulusçuluğu, Osmanlı’nın son döneminde Selânik de elden gidince ön alan bir ideolojidir! Ondan önce, Süleyman Nazif’in Sebi ül Reşat dergisinde “Tatarlar’ın uydurması” demekteydi! 1912’de… Falih Rıfkı Atay’ın ünlü Zeytin Dağı’nı okuyanlar, yazarın 1915’te bile Osmanlıcı olduğunu, kendi kaleminden öğrenirler! Cemal Paşa’nın emir subayı, hidayete erince de Atatürk’ün yakınlarından biri olmuştur!

1912’den sonra ne oldu da Osmanlı entelijansiyası, orta okul çağından beri ulusçu olduğu bilinen Mustafa Kemal’in peşine takıldı? Yayınlanmamış o kitapta, Türk Ulusçuluğu’nun “Üç Travma” üzerine oturduğunu yazdıydım! Sondan başa doğru gidersem bunlar: a)Sevr Travması,b) Ermeni Tehciri ve c) Kayıp Vatan Psikozu’dur…

1855’ten başlayarak Kırım Savaşı nedeniyle Anadoluya göçenlerin sayısı, 1 milyon kişidir. Sırp ve Girit isyanları, yüzbinlerce müslümanın Anadolu’ya göçüne neden olur. 1877-78 Savaşı’nda, Anadolu’ya 3 milyon insanın göçtüğü söylenmektedir. 1912’de Balkan Savaşı sonucunda da Anadolu’ya göçtüğü söylenen nüfus, 3 milyon dolayındadır. (Tanıl Bora, Milliyetçiliğin Kara Baharı, Birikim Yayınları, İstanbul: 1995)

19.yy’ın ortalarından başlayarak, önce Kırım ve sonra da Kafkaslar’ın Ruslar’ın eline düşmesi ile zaten Anadolu bir göçmen sorunu yaşamaktaydı. 1855 ve 1878’deki büyük göçlerden sonra, 1912’de Selânik ve bütün Rumeli de elden gidince, bütün Müslümanlar, canlarını Anadolu’ya attılar! İttihatçılar, bu göçmenlere yer yaratmak üzere diğer nedenlerin de zorlaması ile Sultan Abdülhamit devrinde başlayan Ermeniler’i Anadolu dışına sürme politikasına hız verdiler! Tam bunu yaptıklarını ve boşalan yerlere bu göçmenleri yerleştirdiklerini sanırken, savaşı yitirdiler! Sevr, Osmanlı’ya Orta Anadolu’daki birkaç vilâyeti bırakınca, zaten bir vatan yitirmiş olan bu insanlar, naçar; ellerinde kalan “yeni vatan”a, tırnakları ile sarıldılar! Çünkü, gidecek başka yerleri yoktu… Hele Ermeniler geri gelip, eski topraklarına yeniden yerleşirlerse! Mısır, Suriye ve Ürdün’e yerleştirilen Çerkezler, böyle bir tehditle yüzleşmedikleri için, Türk Ulusçuluğu ile ilgilenmediler bile! Ayrılırkenden Suriye’ye cumhurbaşkanı bile çıkardılar! Ahmet Nami…

Onuncu Yıl Marşı, “On yolda onbeş milyon genç yarattık” diyor… Yukarıda, 7 milyondan çok göçmenden bahsettik! Yerli nüfus, Yemen’den başlayarak, kırdırıla kırdırıla azınlığa düşmüştür! İşin başında, nüfusun en az yarısının kökeni, Anadolu dışındandır! Unutulamayacak bir geçmişte, bir “vatan kaybetmiştir”!

Bir kez “vatan kaybetmiş” insanların, bir daha kaybetme bahsinde tahammülsüzlük göstermeleri, anlaşılabilir bir kaygıdır! Hanımefendi zaten bunu aynen söyledi; “Babamın memleketi Yugoslavya gibi olmasın” dedi… “Babasının memleketi/Kendinin memleketi”! Sayın vekil, bir nesilden beri Anadolu’da yaşıyor! Aslında o, kendisinin çaresiz biat ettiği bir kimliğe, sorgusuz sualsiz biat etmeyenlere duyduğu öfkeyi dile getiriyor! Zira, kendi kimliği ile ilgili bütün ezber bozulacak! Kendi vatanında “Türk”, Anadolu’da “muhacır” olmak ikilemini daha aşmadan “Ben kimim”e verdiği yanıt, anlamsızlaşacak! “Sen kimsin” ise çok daha karmaşık bir hale gelecek!

Klâsik anlamda “ırkçılık” değildir, anlaşılırdır ama sosyal demokratlık ile de alâkası yoktur! Kendi acısını, başkalarının acısı üzerinden unutmaya yönelik, “faşist” bir yaklaşımdır… Kusura bakılmaya!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31