Yazacaklarımı düşündükçe, klavyemin tuşları parmaklarımın altından kaçıyor. Tam üzerinde durduramıyorum parmaklarımı, düşüncelerim gibi...

Yazacaklarımı düşündükçe, konu bulamasam ama bu konuyu yazmasam diye düşünüyorum.

Derken, küçük bir gece kelebeği tüm masumluğuyla klavyeme konuyor penceremden içeriye girerek, üstelik gündüz vakti. Ona bakarken aynı çeviklikle parmaklarıma konuyor ve oradan uçup geldiği pencereden geri gidiyor. İçimde bir acı bırakarak.

Bazen insanların hayatımıza girişi de öyledir.

Kim olduklarını öğrenmeden çok önce, hayatımıza girmiş oluyorlar. Ben ilk hatıralarımı böyle yaşadım Kemal Tunç’la.

*

Onu ailemin götürdüğü tiyatrolarda, tok sesli, tiyatroyu gerçek mi hikayemi diye karıştırmamı sağlayacak kadar yaşayan bir sanatçı olarak tanıdım.

Sonraları babamın müzik marketi ve onun reklam işleri aracılığı ile çocukluğumda yüz yüze tanışma imkanım oldu.

Ardından ise 1995 senesinde. BRT’de Cemal Yıldırm ve Mehmet Bozkurt’un yönetmenliklerinde yaptığımız “Matador” isimli eğlence programında, en azından benim hiç unutamadığım, Mirkelam’ın o koşarak çektiği ilk klipinin mizahi taklidini çekerken, mikrofon başında şarkı söylediğim ve yüzüme atılan portakalların olduğu ve şimdilerde ben dahil hepimizin unuttuğu sahne, Kemal Tunç’un Lefkoşa içindeki Demak İş Hanı’nın en üst katındaki stüdyosunda çekilmişti. Çok eğlenmiştik.

Sonraları daha samimi olabilme imkanımız oldu. Yayın Yüksek Kurulu’nun ikinci dönem başkanı Yücel Köseoğlu’nun kadim dostuydu ve çok sık onu ziyarete gelirdi. Ben de oradaki görevim nedeniyle onu daha sık görüp tanıma şansım oldu. Artık daha da samimiydim.

Hoşsohbet, sıcak, bilgili yanını sevdim hep. Tanıdığımdan mutluluk duydum.

*

Tıpkı kelebek gibi. Bazı insanlar, hayatınıza ne zaman girdiler, nasıl ilerleriler bilemezsiniz. Ama kaybedildikleri zaman içinizde dolmayacak boşluğu anlarsınız. Kemal ağabey öyle biriydi.

Sanırım birçok tanıyanı ile ortak duygulardayız. Şimdi ölümünün üzerinden 4 yıl geçti. Geçtiğimiz günlerde sevenleri tarafından anıldı.

Ben de onu hak ettiği şu cümleyle ve önünde saygıyla eğilerek anıyorum:

Zaman alışmayı öğretir ancak, unutmayı asla.”

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31