Her seçim döneminde Güney Kıbrıs’ta milliyetçilik hortlar... Bu, geri kalmış siyasi yapı Kıbrıs Rum Kesimi için çok doğaldır. İlkel ve maço siyasetin (bizdekinden farksız) hakim olduğu güneydeki iç politik kavgada milliyetçilik hep prim yapar.

Oysa, Avrupa Birliği (AB) üyesi olmuş bir ülkede durum değişmiş olmalıdır.

Milliyetçilik, isteseniz de istemeseniz de içinde ırkçılığı barındırır...

Şu anda üç aday yarışa başlamış durumda... Biri, AKEL’in adayı Malas, öteki DİSİ ve DİKO’nun ortak adayı ve favori Anastasiadis; üçüncüsü ise Yorgos Lillikas...

Lillikas, aşırı sağın – kilsenin ve Türk düşmanlığının ortak adayı...

Dünkü KIBRIS Gazetesi’nin manşetindeki haberi eminim okudunuz... Lillikas, bir Kıbrıslı Türk gencinin Kıbrıs Cumhuriyeti adına AB’de istihdam edilmesini “onca Rum genci işsizken, bir Türkü işe aldılar” diye değerlendiriyor.

Güney Kıbrıs için bu açıklama gayet normal... Kuzey’de de benzer siyasetçiler yok değil... Ama, Güneyin bir önemli farkı var... Güney, AB üyesi bir ülke... Orada, AB kuralları geçerli... AB kurallarının geçerli olduğu bir ülkede ırkçı yorum yapan siyasetçinin adaylığı düşmeli; hatta yargılanmalı... Bu konuda Rum ilericilere görev düşmektedir...

AB’de istihdam edilen Kıbrıslı Türk genci Kemal’ı, annesini ve babasını iyi tanırım... Kemal, bir Kıbrıslı Rum kadınla evli; iki muhteşem bebecikleri var...

Güneyin “Rum devleti” değil, AB üyesi olduğunu ilk hatırlatan Kemal’ın Diş Hekimi annesi Yılşen hanım oluyor... “Herkes bilmeli ki, ortada bir Rum devleti ya da Rum kesimi yoktur, AB vardır ve her AB vatandaşı eşit haklara sahiptir” diyor Yılşen Uysal...

En doğru sözler ve saptamalar ise Kemal’ın babası Zihni Uysal’a ait:

 “... Kıbrıs’ta her iki tarafın milliyetçileri hâlâ birlikte yaşamak istemiyor... İki toplumda da hâlâ milliyetçi değerlendirmeler hakim...”...

Çok doğru!

Ve ne yazık ki gerçek de bu!

Bir Kıbrıslı Rum kadınla evlenen, yıllardır Güney Kıbrıs’ta çalışan ve yaşayan birini dahi “Türktür, sakın işe almayın, Rumları işe alın” diye değerlendiren zihniyet, ne yazık ki Güneydeki egemen zihniyettir...

Ben bu zihniyetin günümüz dünyası için “tedavi gerektiren hastalık” olduğu inancındayım...

Bu nedenle, bu hastalığa karşı mücadeleden vazgeçilmesi taraftarı değilim...

Kemal’ler, Yılşen ablalar, Zihni abiler var olduğu sürece; mücadele zaten devam edecektir...

Sadece Güneydeki değil, Kuzeydeki Lillikas’lara karşı tabii ki!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31