12 Eylül darbesi ve yaşanılanlar...

Hepsi kitaplara ve belgesellere konu oldular...

Kimisi acıyı, kimisi pişmanlığı, kimisi ise vicdansızlığı yaşadı...

Hemen, yanı başımızda gelişen bu süreç, tıpkı ondan öncekiler ve ondan sonrakiler gibi bizleri çok net etkiledi...

Aramızdaki bazı dostlarımız tüm bu yaşanılanlara rağmen halen bu komutanları ve yönettikleri ordularını “kahraman” olarak görüyorlar...

Bu kişiler için giden onca canın, geride kalan ve evlat acısı ile yanan onca annenin döktüğü gözyaşının hiçbir önemi yok!..

Ya da hala kaybolan, daha doğrusu kaybedilen oğlunun yolunu gözleyen ve “belki bir umut geri döner” diye tam 35 yıldır yolunu gözleyen babanın hissettiklerinin bir anlamı yok!..

Tüm bu yaşanılanların unutulması mümkün değildir...

Zaten ondandır ki bugün Türkiye'nin başına bela olan AKP tam 13 yıldır iktidarda!..

Bu durum Kenan Evren’in eseridir!..

Ve de onun gibi düşünen kafatasçıların!..

Bazıları kalkıp bu kesimi “Kemalist” olarak adlandırıyor!..

Oysa tarih bizlere bunların “Kemalist” değil “faşist” olduklarını söylüyor...

Çünkü yaşadıkları kısa hayatlarında Türkiye'nin tam bağımsızlığını savunan ve kendilerini “kemalist” olarak niteleyen devrimci gençleri darağacına gönderen zihniyetin bu devrimci gençlerle aynı zihniyeti paylaşmadıkları bir gerçek...

Peki, bir kesimin iddia ettiği gibi bu gençlerin içerisinde Marksist, komünist devrimciler yok muydu?

Elbette vardı ve buna en büyük örnek Kızıldere’de katledilen Mahir Çayan’dır...

Bu komünist gençleri ve yine kendine “milliyetçi ve/veya ülkücü” diyen ve o dönemde içerisinde muhafazakar kesimi de içeren gençlere işkence yapan, asan ve katleden zihniyete de ideolojik bir görüş yüklemek insafsızlık olur...

O nedenle Kıbrıs’ta bulunan “faşist” beyinlerin yaptığı gibi “şu kesim daha çok acı çekti” edebiyatını bir kenara bırakmalıyız...

Çünkü “faşist cunta”nın herhangi bir ideolojik duruşu yoktur, olamaz da zaten!..

Tamamen Amerika'nın emri ile hareket eden ve onun talimatları doğrultusunda düzene şekil veren bir yapıdan bahsediyoruz...

Dolayısıyla bu düzene ve onu değiştirmek için uğraşan yapıya karşı çıkan her kim olursa olsun geçmişte ideolojik duruşuna bakılmaksızın infaz edildi...

İşte Türkiye Halkının tam da bu nedenle bir tarafı “laiklik” derken, diğer tarafı da AKP diyor!..

Çünkü bir taraftan bu faşizmi yapanların “kemalist” olduğuna inanmıyor ancak diğer taraftan da kendisine “kemalist” diyenler bugüne kadar ki icraatlarını biliyor...

Yani bu faşist cuntaya karşı gerek CHP’nin, gerekse de diğer partilerin ne kadar pasif ve etkisiz kaldığını, hatta “post modern” darbenin gerçekleşme için nasıl can attıklarını Türkiye Halkı yaşadı ve gördü...

AKP ise tam ters bir şekilde bu düzene ve onu faşist darbelerle istediği kılığa sokan askere karşı geldi...

Demokrasi sözü verdi...

Önceki hükümetlerin yapamadığı sağlık hizmeti başta olmak üzere direk topluma temas eden konulara öncelik tanıdı...

Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’a sahip çıktı...

Ahmet Kaya’ya hak ettiği değeri verdi...

Kıbrıs’ta tüm ezberleri bozarak “barış” ve “çözüm” dedi...

Kürt sorununa eğildi...

Kısacası dokunulması imkansız olarak görülen tabuları yıktı...

Aslında çok bir şey yapmış gibi görünse de, aslında tek yaptığı şey kendisinden önce insanları boğan ipi kesip, halkın boynuna biraz daha bol ama istenilince sıkılabilecek olan kendini ipini geçirdi...

Ki özellikle son 3 yıldır bu ipi istediği zaman nasıl sıktığını gördük!..

Bugün Türkiye yavaş da olsa uyanmaya ve gerçeği görmeye başladı...

Örneğin bugün Erdoğan’a kim, ne şekilde bir “ideolojik” duruş yükleyebilir ki?

Kendi insanlarına gözünü kırpmadan zarar verebilecek bir “lider”e, kişinin özgürlüklerini kısıtlamak isteyen bir “cumhurbaşkanı”na dünya nezdinde ne dendiği ortada!..

Bugün belki dar ağaçları yok!..

Ama aynı düşünce kendi eseri ile var olmaya devam ediyor...

Gönül isterdi ki, bizim Kıbrıslı da kendi tarihine, yaşanılan acılara, yapılan faşistliklere, en az Türkiye’de yaşanılanlar kadar önem versin di!..

Oradakiler için ağzından kolayca çıkan “faşist” söylemi, buradakiler için de çıksaydı!..

Ne yazık ki kendi kendimizi inkar etmeye ve bir başkasının başarısı ya da acısı ile tatmin olmaya devam ediyoruz...

Umarım bir gün kendi kimliğimize sahip çıktığımız günü hep birlikte yaşarız...     

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31