Bu kadar gündür, hatta aylardır UBP içindeki olayları hem yazıp, hem de yorumluyoruz…

Son günlerin en önemli gündemi olan “rüşvet” olayı da bu sürecin bir uzantısı…

Artık bu sürecin geldiği nokta midemi bulandırıyor…

Hepsini gidip askılığa asmak ve gün boyu yüzlerine tükürmek istiyorum…

Yok, hayır yetmez, 28 Temmuza kadar bu yüzleri halka da açmak lazım…

Tek tek ziyarete gelip anlatacaklarını dinlesinler ve yüzlerine ne yapmak istiyorlarsa karar versinler…

Bu kadar onursuz ve gurursuz bir insan topluluğu daha olamaz…

Bıraktım insan içine çıkmayı, bu insan topluluğu hala utanmadan bu toplumdan oy isteyebiliyor…

İşte bu da bizim yüzsüzlüğümüz…

Bu kişilere ve onların yalakalarına pirim vere vere başımıza sıçmalarını sağladık…

74’ten bu yana tam 40 sene geçmiş, biz , “yeni adaylara” oy verin diye şimdi yırtınıyoruz…

Zaten eskiler bir dönem daha yapsalar, yarısı süresini tamamlayamadan muhtemelen vefat edeceklerdir…

Düşünün, Avcı gibi adam çıkıp bizlere, “bu transfer olan arkadaşlarımız etik davranmamıştır” diyebiliyor…

Ya da İrsen Küçük, “bu geçici hükümet halkın iradesini yansıtmıyor” diye konuşabiliyor…

Bunlara askılık bile fazla, direk karantina altına alıp, ıssız bir yerde tutmak gerekiyor…

Çünkü bu “yüz kızarmama” hastalığının bulaşıcı olduğunu düşünmeye başladım…

Birbirlerini koltuk uğruna satıyorlar…

Ağza alınmayacak hakaretlerde bulunup, sonrada hiçbir şey olmamış gibi aynı yolda yürüyebiliyorlar…

Toplumun tüm tepkisine rağmen çirkefleşmeye devam ediyorlar…

Örneğin dün Ejder Aslanbaba yaptığı açıklamadan sonra benim gözümde artık bir hiçtir…

Süreç boyunca ister haklı olsun, isterse olmasın…

Bu beni ilgilendirmez ama haddini aşacak konuşmalara giriştiği anda bir tokat gibi yüzünde patlarım…

Bu ülkede Türkiyeli – Kıbrıslı ayrımı yapmak Ejder’e düşmez…

Rüşvet almanın ya da kendini ona buna pazarlamanın etnik kökeni yoktur…

Bir insan karaktersizse ve ahlaklı olamıyorsa, suçu etnik kökeninde değil, kendinde aramalıdır…

Sibel Siber’i ırkçılık yapmakla suçlamak, tam anlamı ile çirkefliktir…

Ejder Aslanbaba önce kim olduğuna karar verecek, sonra başkalarını ırkçılık ile suçlayacak…

Bu ülkede Kıbrıslıların bir bölümü ırkçı konuşmalarda bulunuyorsa, işte bu senin gibi kendini bilmezlerin yüzündendir…

Sen kendi etnik kökenini beğenmeyebilirsin…

Hatta sana tüm bunları yaptıranın etnik kökenin olduğunu da düşünebilirsin…

Ama başkalarının da senin gibi düşündüğünü iddia edemezsin…

Serdar Denktaş’ı sevmeyebilirsin…

Hatta sana bu son yaptığından sonra nefret de edebilirsin…

Fakat Can Denktaş üstünden onu alt etme karaktersizliğine girişirsen, işte o zaman “sert kaya” ile tanışmış olursun…

Sen, “Denktaş ismine ve ailesine saygım var ama Serdar Denktaş’a yoktur” diyorsun…

Ben daha da ileri gidip, “hayatım boyunca Denktaş soyadını taşıyan birisinin söylemine asla güvenmedim” diyorum…

Ama söz konusu belden aşağıya vurmak ve Can’ı kullanarak Serdar Denktaş’ı yaralamaksa, bu çirkefliği sana ne ben, ne de bir başkası asla yaptırtmaz…

Ne etnik kökeni kullanarak bir kısım insanın damarına girmeye çalış…

Ne de vefat eden bir arkadaşımız üstünden edebiyat yapmaya çalış…

Bir kavga vereceksen bunu insan gibi yollardan yap…

Yapamıyorsan da, kendine gel Ejder ve bizim “kırmızı çizgimizi” sakın aşma…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31