İlk araba sürüşüm lise sonda idi…

Halamın oğlu İhsan…

İstanbul’da eczacılıkta okuyordu…

1974 yaz tatilinde Kıbrıs’taydı.

Savaş öncesi eski bir arabası vardı, onu sürerek Baf’a da gelmişti…

Arabanın markasını hatırlamam…

Ama videzi dümendeydi.

Yandan geçerdi videzler…

Kendine doğru çek, hafif yukarı doğru kaldır ileriye it…

Birinci videz böyle girerdi.

Geri videz ise yine kendine doğru çek, yukarı kaldır bu sefer daha geriye doğru çek…

Tuhaf gelse de güzeldi o videzler…

Göçmen evlerinden Kral Mezarlıklarına doğru toprak yolumuz vardı.

Şimdi ev doldurdular, asfalt döktüler.

Her fırsatta yürür, denize giderdik o yoldan.

Babamdan arabayı ne zaman istesem, “Olmaz” derdi…

Ondan istedim, “Al kullan” dedi…

Sevinmiştim.

Aldım,  yanıma oturdu, kullandım…

Uçacağım sandım.

O kadar güzeldi.

Güce hükmetmiştim o gün…

Sahip olmuştum koca bir idareye…

Kontrol altına almıştım arabayı…

Birkaç kilometre sürmüştü o sürüş keyfi…

Bitmişti.

Tuhaf duygular vardı içimde…

Döndük.

Dönerken de ben kullandım…

Aynı keyfi yine aldım.

Sonra malum…

Yeğenim arabasını aldı, yola çıktı, Lefkoşa’ya döndü.

Savaş çıktı…

Ve…

Eğitimi için İstanbul’a bir daha dönemedi.

Arabası olmayanlara kolaydır başkasının arabasını kullanmak…

Vergisinden habersizler…

Trafik sigortasından, servisinden…

Her iki yılda değişmesi gereken lastiklerinden…

Balansının ayarından, kayışından, gondra sustalarından.

Ne bilsinler bunları.

Ben nereden bilecektim benzin parasını…

Keyif almıştım o gün.

“En iyi tekne arkadaşımınkidir” diye boşuna demezler.

Onlar işlerini bilirler…

Teknelerin ne kadar masraflı olduğundan haberleri vardır.

Kaptan bile gerekir…

Kaptana para lazım,  sigorta, tazminat lazım…

Park edeceğin limana verdiğin para bile bir maaş kadar.

Seçim var ülkemin yarısında…

Seçilmek için yarışıyor seçimciler.

Bir sürü vaatlerde bulunuyorlar…

Bakıyorum vaatlere…

Birisi, “Her kesimden adayımız var, sorunları biz çözeceğiz” der…

Alkış alır…

Diğeri, “Esas Kıbrıs Türkünün sorunlarını çözecek kadro ve bilgi birikimi bizde” der…

Alkış alır…

Bir diğeri de, “Dimdik ayaktayız” der…

Alkış alır…

Bense gülüyorum...

Yapamayacakları sözleri oy kapmak için veriyorlar…

Biliyorum…

Onlar da biliyor…

Daha geçici hükümetteyken sinyal gelmişti.

Maaşlar hem geç, hem önce yarısı ödendi…

Bu onların olmayan arabayı geçici bir süre kullanmak için gösterdikleri gayretlerdir.

Nasılsa dümendeyken sahip yanlarında oturacak.

“Dur”, dedi mi duracaklar…

“Yürü”, dedi mi yürüyecekler.

Sürüşten keyif alacaklar mı?

Alacaklar…

Öyleyse atmaya devam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31