Jetler havalandılar.

“DAEŞ’i vurmaya gidiyorlar” denildi.

“DAEŞ” dedikleri İslam terör örgütü IŞİD’di oysa bahsedilen.

İçinde “İslam” geçiyor diye adını bile değiştirmeye çalıştılar terör örgütünün.

Ki Müslümanlık ile terör aynı karede bulunmasın.

IŞİD’e silah, cephane taşıyan tırları düşündüm.

IŞİD militanlarını tedavi eden hastaneleri aklıma getirdim.

Esat’a “Eset” deyip Esat’ın ülkesi Suriye’yi parçalamaya çalışanlar geldi gözümün önüne.

Sonra nasıl olduysa IŞİD diye Kandil’e atılan bombalar sonrası yerlere düşen gencecik insanlar belirdi fotoğraflarda.

Yerlerde yatan insanlara baktım.

Gençtiler.

Sonra tabutlarda götürülen masum askerler.

Ve gazeteleri Madımak gibi içindekilerle yakmaya çalışan teröristler.

HDP binalarına saldıran gözü dönmüşler.

Türkiye nereye gidiyor?

Çok olmadı.

ABD’nin Irak’a girdiği günler yakın zamanda oldu.

Saddam’ın asıldığı o zalim günler.

Demokrasi getireceğiz, demişti ABD, vururken.

Ve canlı yayınlamıştı o cinayetleri.

O vahşeti, aksiyon filmi izler gibi izlemiştik.

Filmde insanlar ölmüyordu.

Acı çekmiyorlardı.

ABD sadece belli yerleri festival tadında havaya uçuruyordu.

Öyle sanıyorduk.

Bombalar sustuğunda, uçaklar durduğunda, yıkıntıların altından çıkan dramı ancak fark edebilmiştik.

Ve lanetlemiştik yapanları.

Sonraki girişleri daha temkinliydi.

Böl yönet, ne de güzel bir yöntem.

Biliyorlar ki Şii var, Sünni var, bir de Kürtler ve diğer gruplar var.

Birbirlerine düşürdün mü, tamadır…

Oturup parça parça olmalarını bekleyeceksin.

Son dakika düşen kaleye girip kendi bayrağını çekeceksin.

Çok tatlı gelmişti o dönem, bu yöntem.

Ve İran ile Suriye’ye sıra geldiğinde; Rusya’yı hesaba katmamanın bedelini hala zafere ulaşamayarak almışlardı.

Ama.

Yapılan katliamlar hala devam ediyor.

Suların nereye kadar akacağını onlar bile bilemiyorlar.

Ok fırlamıştı bir kere.

Ve Türkiye de bu oyunun ortasında, birkaç kişinin egolarına teslim vaziyette, sürüklenip duruyor.

Yerde yatan genç bedenleri görünce…

İçimden bir ateş koptu.

Canım sıkıldı.

1964 yılında, Baf’ta, faşist Rumların katlettikleri Baflılar geldi gözümün önüne.

Yerde yatıyorlardı.

O günlerde Kıbrıs batmayan uçak gemisiydi…

Ortadoğu’ya hâkim yerdeydi yine.

Sorun yaşamadan ele geçirilmeliydi.

Ve Kıbrıs’ta Türklerle Rumlar vardı.

Bölmek, yönetmek kolaydı.

Böldüler, yönettiler.

Dememişlerdi, ama bugünün Arap Baharı o günün Kıbrıs Baharıydı…

Değil mi?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31