KKTC’yi kurmak ve Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinde hak sahibi olmak, birbirinden farklı iki ayrı konu.

KKTC’yi kurduk diye 16 Ağustos 1960 tarihinde kurulmuş olan Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki haklarımız kaybetmiş değiliz.

Bunlar farklı iki kavram.

Kıbrıslı Türklerin Rumlarla bir anlaşmaya varılana dek, Kıbrıs Cumhuriyeti, Kıbrıs adasının geleceği ve adanın gerek yeraltındaki gerekse de çevresindeki deniz alanları içerisinde yer alan tüm doğal kaynaklarla ilgili olarak uluslararası anlaşmalardan kaynaklanan hakları bulunmaktadır.

13 Şubat 1975 tarihinde Kıbrıs Türk Federe Devletini ve de 15 Kasım 1983 tarihinde KKTC’yi kurmakla bunların hiç birini kaybetmiş değiliz.

KKTC’yi kurmak kendi başına ayrı bir konu, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti üzerindeki haklarımızı talep etmek bir başka konu, 4 Mart 1964 tarihinde BM Güvenlik Konseyinin 186 No.lu geçici  kararı ile Kıbrıs Cumhuriyeti’nin üzerine oturduktan sonra tek taraflı olarak anayasayı değiştirip 1960 Kıbrıs Cumhuriyetini, Kıbrıs Rum Cumhuriyetine dönüştürmek ise tartışılması gereken çok daha farklı bir konu.

Bu kavram ve konu farklılığına verilebilecek en güzel örnek, kavga etmiş ve evlerini ayırmış evli bir çift gösterilebilir.

16 Ağustos 1960 tarihinde evlenmiş olan bir çift ortak paraları ile önce bir arsa satın almışlar ve içine de birlikte bir ev inşa etmişler.

Evi de dayayıp döşedikten sonra da evlerine taşınarak ortak hayatlarını sürdürmeye başlamışlar.
Koçanda (Tapuda) ise hem arsaya hem de eve belli bir oranda sahip oldukları yazılıymış.

21 Aralık 1963 tarihinde çiftler kavga etmişler ve aynı evin içinde yaşamlarını sürdürmelerine rağmen odalarını ayırmışlar.

Çiftler mağdur oldukları gerekçesi ile Mahkemeye başvurmuşlar ve duruşmaları da 1968 yılında başlamış.

15 Temmuz tarihinde çiftlerden bir tanesinin evin tümüne sahip olmak arzusu doğrultusunda çıkan kavga 5 gün sürmüş ve sonucunda 20 Temmuz 1974 tarihinde evin belli bir yerinden çekilen duvarla çiftler fiziken ayrılmışlar ve birbirlerini görmeden ayrı ayrı giriş kapılarından, aynı çatı altında olan ama birbiri ile ilişkisi olmayan kendi bölümlerinde yaşamlarını sürdürmeye başlamışlar.

Evin içi duvarla bölünmüş ama evliliklerinin başında ortak aldıkları buzdolabı, çamaşır makinesi, bulaşık makinesi, araba ve pahalı mobilyalar evin biraz daha büyükçe olan kısmında kalmış.

Duruşmaları ise mahkemede ağır aksak ilerlemeye devam etmiş.

Hakimin kendilerini barıştırmak için her yolu denemesine rağmen, evin büyük bölümünü ele geçirmiş olan taraf, evin tümüne, beyaz eşyalara, mobilyalara ve evin içinde bulunduğu araziye de sahip olmak için her tür yolu ve düzenbazlığı denemekteymiş.

Günlerden bir gün, arka bahçede gömü olduğu iddiaları ortaya atılmış.

Evin büyük bölümünü elinde tutan taraf, arka bahçeye açılan kapının kendi tarafında olması nedeni ile gömü eğer bir gün bulunursa tümünün kendisine ait olduğunu iddia etmeye başlamış.

Ama evlenirken müştereken satın aldıkları arsanın ve içine yaptırdıkları evin tapusunda ortak oldukları yazılıymış.

Mahkeme bitmediği için de, kimin hangi tarafta, hangi oranda hak sahibi olduğu ile taşınabilir malların hangilerinin kime ait olduğu daha belirlenmemiş.

Küçük evde oturanın, arka bahçede var olduğu söylenen gömü üzerindeki hakları, doğal olarak evlenirken müştereken satın aldıkları arsanın koçanından kaynaklanmakta aynen Kıbrıslı Türklerin, Kıbrıs adasının güneyinde yer alan Münhasır Ekonomik Bölgede ve 12. Parselde bulunduğu varsayılan doğalgaz üzerinde var olan hakları gibi.

Küçük evde oturan tarafın karşı komşusu ile yaptığı bir anlaşma nedeni ile arka bahçedeki var olduğu söylenen gömü üzerinde haklarını kaybettiği iddiası veya düşüncesi ise tamamen yanlış, hayali ve hukuk kurallarına aykırı. 

Aynen Kıbrıslı Türklerin KKTC’yi kurdukları için halen daha uluslararası anlaşmalara göre ortak oldukları 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti üzerindeki haklarını kaybettikleri iddiası gibi.

1960 Kıbrıs Cumhuriyeti ortaklığı fiilen ortadan kalkmış olmakla birlikte iki taraf (Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumlar) bu eskide kalan ortaklığı her ikisinin rızasıyla nasıl sonlandıracaklarını anlaşmış değildirler.

Anlaşana kadar haklar devam edecektir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5