Ortadoğu bölgesinde büyük güçlerin etkinlik kavgasında değişen dengeler ve denizin derinliklerinde bulunan hidrokarbon kaynakları Kıbrıs sorununun yeniden ele alınmasını gerekli kılmıştır. Avrupa enerji pazarının, Rus, İsrail ve Kıbrıs gazları arasında denge kurma çabası, çok uluslu şirketlerin ve ABD’nin zorlamasıyla Kıbrıs sorunu yeni bir sürece girmiştir. Bu yeni süreç içimizde önemli ölçüde bir heyecan ve çözüm umudu yaratmaktadır. Annan Plânı dönemindeki gibi insanlarımız meydanları doldurarak haykırmasa da evlerde, kahvelerde, lokantalarda ve her türlü iş ortamında bir araya gelenlerin karşılıklı olarak birbirine aktardığı çözüm umudu giderek yayılmaktadır.

Yeni süreç içinde, Ankara ve Atina’ya yapılan çapraz ziyaretler sembolik olarak görülse de çok önemlidir. Yunanistan, KKTC’nin temsilcisiyle görüşürken Türkiye de Kıbrıs Cumhuriyeti’nin temsilcisi ile görüşmüştür. Bu ziyaretleri başlangıçtan itibaren daha etkin kılmak ve güven artırıcı daha başka yeni adımlara örnek olması maksadıyla; Özersay, Larnaka-Atina yolunu Mavroyannis ise Ercan-Ankara yolunu kullanarak gidebilirdi. Buna rağmen karşılıklı ziyaretlerin genel olarak çok iyi ve yararlı olduğu değerlendirilmektedir.

Yapılan ziyaretler her ne kadar bir müzakere olarak görülmese de “sağlıklı bir diyaloğun başlangıcı” olarak kabul edilmektedir. İster yemekte ister kahvaltıda olsun ilgili tarafların yetkilileri bir araya gelerek karşılıklı görüş alışverişinde bulunuyor ve birbirini anlamaya çalışıyorsa kanaatimce bu bir görüşmedir. Yapılan açıklamada “Neredeyse bütün konuları ele aldık” denilmesi de bunu kanıtlamaktadır.

Çok önemli bir adım olarak kabul ettiğimiz ve yarım asır kadar sonra tekrar yaşanan Ankara ve Atina ziyaretleri dahi TC medyasında yeterli haber değeri bulamamıştır. Bu nasıl bir “Milli Dava” ki çok önemli adımların atıldığı ve birtakım kalıpların kırıldığı bu günlerde yapılanlar TC medyası tarafından görmezden gelinmektedir!

“Kıbrıs bizim milli davamızdır” diye haykıran TC medyası Kıbrıslıların heyecanına ve umutlarına ortak olmaktan uzaktır. TC Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu’nun, Kıbrıs Müzakereleri kapsamında gerçekleştirilen çapraz ziyaretlere atıfta bulunarak Kıbrıs sürecinde önemli bir adım atıldığını söylemesi dışında bir tepki de yoktur.

TC Medyası hiçbirşey olmamış gibi tamamen kendi iç sorunlarına bağlanmış, Kıbrıs’a bakan bütün kapı ve pencereleri kapatmıştır. Kıbrıs konusu bir gazinoda yaşanan basit bir gönül eğlendirme olayı kadar bile önemli sayılmadığından olacak TC medyasında yer alamamaktadır.

“Milli davayı” Türkiye ile işbirliği içerisinde götürdüğünü söyleyen Sayın Derviş Eroğlu da herhalde TC’nin bu tavrının farkındadır. TC’dekilerin kendi aralarında iç hesaplaşma yaparken, Kıbrıslıların durumuyla ilgilenmediğini umarım anlamıştır. Bir anlaşmanın gerçekleşmesi halinde adamıza gelecek barışı ve elde edeceğimiz kazanımları düşünerek ve sadece kendi halkına güvenerek barış yoluna devam etmesini arzu ediyorum. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31