Eşeklere dokunmasınlar onlar Kıbrıslıdırlar diye çok yazmıştık.

Tüm çevreciler ayağa kalkmışlardı, Karpaz’ın dokusunu bozuyorlar diye.

Bölgeye elektrik gitmesin Karpaz bakir kalsın dedik…

Çevreciler ayağa kalktılar Karpaz’ın dokusunu bozuyorlar diye.

Sonra bölgeye yapılacak çevre yollarına karşı çıktık.

Çevreciler ayağa kalktılar Karpaz’ın dokusunu bozuyorlar diye.

Geldiğimiz nokta ortada…

Hem elektrik götürdüler, hem yol yaptılar, hem çevrenin bozulması için ne gerekirse yerine getirdiler.

Ve klasikleşmiş Kıbrıs gerçeği yine meydana çıktı; çevreciler ayağa kalktılar Karpaz’ın dokusunu bozuyorlar diye…

Oysaki adamlar için Kıbrıs sadece bir askeri üs.

ABD’nin istediği budur.

NATO’nun düşüncesinde de bu vardır…

“Kıbrıs NATO üssü olamaz” diye yıllarca bağırdık.

Ayağa kalktık.

“Kıbrıs’ta barış engellenemez” diye az haykırmadık caddelerde, yollarda.

İnadına inadına yapıldı her şey…

Çünkü Kıbrıs bir üs olmalıydı.

Ki Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kurarken de zaten İngiliz üslerine izin verilmişti.

O olmazsa cumhuriyeti kurmayacaktık.

Şimdi hem ABD, hem İngiliz, hem de diğer NATO ülkelerinin bir üssüdür Kıbrıs.

Biz kalkmış üç beş tane endemik bitki korunsun diyoruz.

Beş on tane adına Kıbrıslı dediğimiz eşekler için sit alanları talep ettik.

Birkaç yüz tane kaplumbağa gelip yumurta bırakacaklar diye koskoca sahillere kimseyi sokmamaya çalıştık.

Oysaki Kıbrıs bir askeri üs olmalıydı.

NATO böyle istedi.

Oldu da.

Askeri üs demek, silah demek.

Dağların patlatılması, dinamitlerle havaya uçurulması demek.

Tatbikattır asker…

Kurşundur, bombadır.

Baruttur, gürültüdür…

Ve bu barut kokusunda, bu gürültüde canlıya ne gerek var.

Tam üç yıl sürdü balayı.

Mutluyduk o cumhuriyetin ilk yıllarında.

Ve uyumuştuk.

Oysa uyumuyordu silahçılar ve askeri üsçüler.

Bir punduna getirip orayı yani Kıbrıs’ı yağdan kıl çeker gibi.

Kimsenin ruhu sezmenden, hatta alkışlayarak binlerce askerin yerleşmesine çanak tutmaları gerekiyordu.

Başardılar.

Herkes, “haklı müdahale” dedi, binlercesi havadan inerken, denizden çıkarken.

Ve geldiğimiz günlere bir bakıyoruz ki ne görelim.

Altın Sahili de halletmişler.

Çevreciler ayağa kalktılar Karpaz’ın dokusunu bozuyorlar diye…

Askerin olduğu yerde Kıbrıs’ın dokusundan bahsediyoruz…

Oysa asker girdi mi bombasıyla barutuyla girer.

Attı mı ne dağ bırakır ne deniz…

Kıbrıs da bir NATO üssü olduğuna göre…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5