Biz yazarlar kristal küreye bakarak,ya da suya kurşun dökerek gelecek konusunda tahminde bulunmayız.

Siyasal veriler bizlere yakın ve uzak geleceği gösterir.

Bunda mutlak gerçeklik olmasa da her yazar kendi eğitimine, bilgi ve yeteneğine göre olası gelişmeleri işaret eder.

Bugün ben Hristofyas’ın geleceğine ışık tutmak istiyorum.

Bunun benzerini “Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti’ndeki” son seçimlerden sonra da yaptım ve Atina’nın artık Hristofyas’la yola devam etmeme kararından okurlarımı aydınlattığımı anımsıyorum.

Atina,sağ liderlerle yürüdüğü yolda zamanı kullanma peşinde idi.

Avrupa Birliği kapısının açılışı ile ikinci kez zamana gereksinim duydu.

Bu yüzden Komünist AKEL’in Başkanının  “Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti”, “Başkanlığına” aday olup seçilmesine takoz koymadı.

Sonuçta KKTC’de de Sosyalist bir Parti Lideri olan Talat  iktidar olmuş,Hükümetten “KKTC Cumhurbaşkanlığına”  yumuşak geçiş yapmıştı.

Atina KKTC kanadından en az 10 yıllık bir sürede olmayacak bir gelişme yaşanmasını fırsat bilmişti.

Yılların Milli Mücadele Lideri Denktaş,Ankara’nın etkili girişimleri ile sahnede kalmayı kabullenememişti.

Bu şekilde Talat’ın yolu açılmıştı.

Bu, Kuzeyde ve Güneyde iki Sosyalist Liderin “Kıbrıs Federal Cumhuriyeti” denemesi yapmasının önünü açıyordu.

ABD, İngiltere, AB ve sonuçta Rusya durumdan memnundu.

İngiltere Üslerini koruyacak,Rusya yetiştirdiği Komünist Liderin “Rum Cumhurbaşkanlığına tanık olup destekleyecek,Kıbrıs’taki Rus yatırımları ve mevduatları güvencede kalacak, ABD ve AB “Kıbrıs adasında” söz sahibi olmayı sürdürecekti.

Atina ortaya çıkan tablodan memnundu.

Türkiye de,Kıbrıs’ta anlaşmanın önünde engel olduğuna inandığı Milli Mücadele Lideri Başkan Denktaş’tan kurtuluyor,Hristofyas’la anlaşacağına inandığı Talat’ı Cumhurbaşkanlığında destekliyordu.

Bir zamanlar seyahat amaçlı olarak kullanılmak üzere verilen Türk Pasaportunun, Türk Elçisi tarafından Ankara’nın talimatıyla Genel Başkanının elinden alındığı CTP’nin    iktidar oluşuna artık destek veriyordu.aynı tarafta savaşım verme kararı vardı.

Ne var ki tüm bu hesap çarşıya uymadı.Hristofyas,Talat’a yeterince kredi vermedi.

Oysa Talat,fincancı katırlarını ürkütecek kadar ödünü torba ile Hristofyas’a bağışlamıştı.

Bunun için yerden yere vuruluyordu.

Buna rağmen Atina,”Enosis yolu açık olmayan bir çözüme evet demeyeceği” için bu ikilinin önüne de taş koymuştu.

İlkin KKTC’de Talat seçim kaybetmiş, daha sonra da  ilk seçimde  Hristofyas’ın Partisi AKEL kaybetmiş,Hristofyas ise gözden düşmüştür.

Sonra plânlı veya plânsız olduğu hâlâ bilinmeyen beklenmedik bir gelişme oldu.

Larnaka kazasında Terazi-Tatlısu arasındaki  RMMO’nun deniz üssündeki patlama, Hristofyas’ın dolayısıyla AKEL’in sonunu getirdi.

Artık Güney Kıbrıs’da AKEL üstünlüğü yoktur.

AKEL ve Hristofyas yerden yere vurulmaktadır.

Kilise mevzisinden fırlamış,Nazi ordusunu aratmayan Rum gençlerini  araziye sürmüş,çift başlı Bizans kartalı Güney Kıbrıs’ın belli başlı kavşaklarında halkın gözüne sokulmuştur. Atina “Kıbrıs (Rum)Cumhuriyeti’nde”,AKEL ve Hristofyas’la yola devam etmeyeceğini duyrunca kabine çöktü.

Hristofyas, Larnaka’daki  patlamanın başsorumlusu ilân edildi.

Bazı yazışmaların  kopyaları sızdırıldı ve  basında uçuşmaya başladı.

Patlayıcıların ucu Rusya’ya dayanınca,Moskova okulu çıkışlı Hristofyas, rest çekemediği gibi,patlayıcıların imhasına da emir veremedi.

NATO’ya teslim edemedi,Yunanistan’a sevketmedi, nerede ise Suriye’ye teslime adım atmayı plânladı.

Oysa İran, ticareti BM tarafından da yasaklanmıştı.Hristofyas ciddi askeri değerlendirme alamamanın yıkımını yaşadı.

Kaldı ki hâlâ “Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti’nde” RMMO feci durumdadır.

Ciddi askeri bir örgütten söz edilememektedir.

Aileler evlâtlarının akibetine güvenmeyerek karargâh basmaktadırlar.

Tören geçişlerinin ardında savaşamayacak bir ordudan söz ediyoruz.

Dün Hristofyas Hükümeti yıkıldı.

Güneyde yarı başkanlık sistemi olduğu için “Rum Cumhurbaşkanı” istifa etmedikçe seçime gidilemez.

Hükümet ise Meclis dışından oluşturulur.

Güven oyu söz konusu değildir.

Sadece güvensizlik oyu vardır.

Şimdi Hristofyas karar aşamasındadır.

Bana göre  önümüzdeki  aylar  içinde istifa edecektir.

Oluşturacağı Hükümete “Güvensizlik oyu” verilmesi söz konusudur.

Bunun AB Dönem Başkanlığının çantada keklik olduğu dönemde cereyan etmesi, AKEL ve Hristofyas için büyük talihsizlik.

Düşününüz  AB gibi Liberal yapısı olan ve “Çağın büyük Projesi” olarak sunulan AB’nin başına Moskova  okulundan bir lider, hem de AB’nin en küçük ülkesinin başkanı, “Dönem Başkanı” olarak bu gemiyi güdecektir(?).

Buna bakıp gülenler çoğaldığı sırada Terazi-Tatlısu bölgesindeki patlama geldi.

Hesapları alt üst etti.Geride  sabotaj kuşkusu da bıraktı.

Hristoftas’ın içine düştüğü açmaz “Kıbrıs görüşmelerini” de olumsuz etkiledi.

Türk tarafında güvenli bakış kalmadı.BM Genel Sekreterinin takvim sıkıştırmasına rağmen, ortadaki durum çözüm yolunda sür’ati getirmemiştir.

Ortada güven kalmamıştır.

Sonuçta şunu söylemek istiyorum:

1.Kıbrıs görüşmeleri Ekim sonunda sonuç üretmeyecek;ünlü referandum gündeme gelemeyecek;

2.AKEL ve Hristofyas,iktidardan gidecek;

3.Atina “Enosis” yolunu bu kez DISI ve Anastasiyadis ile açmaya çaba harcayacak.

İşte bu açmaz içinde KKTC ve Türkiye, kendi kararını kendisi vermek durumundadır.

Ya Rum –Yunan ve Batının oyunlarında rol almayı sürdürecek, ya da kendi göbeğiini artık kendisinin kesmesi gerektiğine karar verip tarihi adımı atacaktır.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31