Gazeteci-yazar Ece Temelkuran'ın Türkiye'deki seçimden önce katıldığı bir programda söyledikleri, birçok kişiyi ve kesimi 'zalimleşme' olgusu ve algısı üzerinde düşünmeye yöneltti.

Bu sayede birçok kişi hissettiği, farkettiği, tanık olduğu, belki de bizzat mağduru olduğu ama adını koymakta zorlandığı 'o' şeyin adını daha net koydu: 'Zalimleşme'

Bu bağlamda, karşıt görüşteki kişi ve/veya partileri kıyasıya eleştiren, özeleştiriye çağıran ama maalesef birçok konuda eleştiriye tahammülü azalan, özeleştiri yapmaktan uzaklaşan Kıbrıs solunu da masaya yatırmak gerek sanırım.

'Kıbrıs solu' sözüyle genelleme yapıldığını düşünenler ve buna tepki verenler olacaktır.

Genelleme yapmak elbette yanlış, ancak gittikçe daha da 'zalimleşme' eğilimi gösterenlere ve bu tutumun gün geçtikçe daha çok kişiye yayılmasına karşı kayıtsız kalmak da mümkün değil.

Kıbrıs solunun belki de en önemli sorunu, bazı mensuplarının, özellikle gittikçe liberalleşenlerin 'sol'u sadece Kıbrıs konusuna ve kendi ülkesinde/halkında yaşananlara indirgemesi veya Türkiye'deki hükümetlerin yanlışlarını Türkiye halkına tepkisel olarak yansıtması. Ve bu sebeple kendiyle çelişmesi.

Örnek verilecek olursa: Birkaç yıl önce yaşanan Kur'an kursu krizi, halkın yapısına ve yaşam tarzına müdahale, hak arayanlara polis müdahalesi, basına şiddet, özelleştirmeler, vs vs vs...

Kıbrıs solunda, maalesef birçok kişi bu konulardaki tepkilerinde kendileriyle çelişiyor.

Bu tarz şeyler Kıbrıs'ta yaşanınca doğal ve haklı olarak tepki veren, hakkını aramaya ve korumaya çalışan Kıbrıs solundan birçok kişi maalesef benzer şeyler Türkiye'de olunca çok daha farklı bir tutuma bürünüyor.

Türkiye'de olunca ya yapılan şiddeti / baskıyı/ haksızlığı hoşgörüyor, ya görmezden geliyor, ya da görse de bir süre sonra mağduru unutup zalimi destekliyor ve hatta bazen zalimi bırakıp mağduru eleştirip suçluyor.

Kıbrıs solunun, o dönemdeki ulusal ve uluslar arası konjontürün gereği olarak ve kendi çıkarları doğrultusunda Kıbrıs konusunda önceki TC iktidarlarından farklı bir tavır ve söylemde bulunan Erdoğan'a ve AKP'ye sempati duyması gayet normal.

Normal olmayan, Erdoğan'ın ve AKP'nin Türkiye'de yaptığı birçok şeyi gözünde 'normalleştirmesi' ve sonrasında da desteklemesi.

Eskiden Türkiye soluyla birlikte tepki verdiği ekonomik, sosyal ve siyasal oluşumlara, durumlara ve tutumlara şimdi destek çıkması.

Ve tabi Türkiye siyasetinde hemen her zaman mağdur olan ve eskiden kendisinin de destek verdiği Türkiye soluna karşı önyargılı tutumu, yargısız infazları.

Hep olduğu gibi 'zalimleşmeye' ve 'zalimlere' karşı mücadele veren, hakkını arayan Türkiye solu, son yıllarda Kıbrıs solundan çok ağır ithamlara maruz kalıyor.

Örneğin 'DAÜ halkındır satılamaz, özellikle yeşil sermayeye peşkeş çekilemez' diyen Kıbrıs solu, Türkiye'de son yıllarda gittikçe artan özelleştirmelere karşı tepki veren Türkiye solunu ise çağın çok gerisinde kalmakla ve 'devletçilikle' suçluyor.

Onlarca yıl 'derin devlet'in mağduru olan, faili meçhullerin aydınlanması için mücadele veren birçok kişi, Türkiye'deki post-modern DGM'lerde, 'özel yetkili' savcıların açtıkları davalarda süresi belirsiz ve insan haklarına aykırı bir şekilde yargılanırken Kıbrıs solu buna tepki yerine destek veriyor. Yargı kararına gerek bile duymaksızın kendi hükmünü veriyor; hem de genelleme yaparak, kurunun yanında yaşları da yakarak.

12 Eylül mağdurlarını bırakıp 12 Eylül mağrurlarını destekleyen Kıbrıs solundan birçok kişi, AKP'nin 12 Eylül'le ve Evren'le hesaplaşma aldatmacasına kanmayan 12 Eylül mağdurlarını 'faşistlik ve darbecilikle' itham ediyor.

Bu örnekleri daha da çoğaltmak mümkün, maalesef...

Hal böyleyken insanın aklına Ece Temelkuran'ın sözleri geliyor ister istemez:

Sahi siz ne zaman güçlünün yanında, mağdurun karşısında olmaya başladınız? Siz ne zaman bu kadar zalim oldunuz?


 

* Bu yazı yıkıcı şekilde eleştirmek amacıyla değil, yapıcı bir şekilde özeleştiri yapılmasına ve bu 'zalimleşmenin' sorgulanmasına vesile olmak umuduyla yazılmıştır.

* Yazıda geçen Kıbrıs solu ya da Türkiye solu tanımları sadece tek bir partiye yönelik değildir. Kıbrıs'ta CTP, BDP, BKP, YKP, vs...  Türkiye'de ise CHP, DSP, ÖDP, TKP, vs...

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31