Türkiye’de finale yaklaşan seçim kampanyası, şiddetin ve hatta bel altı vuruşların da gündeme geldiği bir çizgide kıran kırana sürüyor. Peki, bu süreçte bize dair dikkatinizi çeken bir ayrıntı yok mu?.. Benim vardır. O da şu: Bu çok yoğun seçim kampanyası içinde Kıbrıs sorununun hiç gündeme getirilmemesi!...

Oysa son yarım yüzyıldan bu yana Türkiye’de yapılan her genel seçimin temel malzemelerinden biri mutlaka Kıbrıs’tı.

Türkiye kamuoyunda Kıbrıs sorununa karşı büyük bir duyarsızlığın oluştuğu, ya da bilinçli şekilde oluşturulmaya başlandığı böylece bu son seçim kampanyası dolayısıyla da su yüzüne çıkıyor.

Hala çözümsüzlüğün girdaplarında bulunan Kıbrıs sorununa Türkiye kamuoyunda duyarsızlık oluşması, hiçbirimizi mutlu edebilecek bir durum değildir. Kamuoyunun ilgi alanının dışında kalan bir meselede yöneticiler, o meseleyi oluşturan pürüzlere “çözüm olsun da nasıl olursa olsun” havasında bakmaya başlarlar.

O nedenle Kıbrıslı Türkler olarak 12 Haziran sonrasına dair tedirgin bekleyişlerin içine girmiş durumdayız. Rumlar güçlü Türkiye’den kendi lehlerine açılımlar beklerken, biz Kıbrıslı Türkler de, sıkıntılarımıza olumsuz boyut katacak bazı adımların kaygısını duymaktayız.

Türkiye kamuoyunun arkasında durması, Kıbrıs Türk halkının var oluş mücadelesindeki en büyük kozuydu. Şimdi bu koz elimizden kayıp gidiyor mu?.. Oysa Türkiye kamuoyunu yanına alabilme ve bu kamuoyunun yöneticiler üzerindeki baskısıyla kader çizgisini belirleyebilme adına Faiz kaymak ve Dr. Fazıl Küçük liderliklerinden bu yana Kıbrıs Türk halkı az mücadele mi verdi?..
     *       *       *

Duruma tarih bilinciyle bakmamızın gereği var:

Kıbrıs’ın İngiltere’nin yönetimine girmesinden sonra “Müslüman azınlık” muamelesine maruz kalan adadaki Osmanlı bakiyesi, trajik süreçler yaşamıştı. İngiltere’yi Enosis adına büyük baskı altına alan Rumların 300 yıllık Osmanlı yönetimine duydukları nefret de, bu mazlum ve mağdur Osmanlı bakiyesine yönelmişti. Adadaki son Osmanlıların kimlik ve mücadele bilincinin gelişmeye başlaması, işte bu dışlanmışlıklardan ve baskılardan dolayıdır. Balkan savaşı bittiğinde ve Osmanlı iyiden iyiye çöktüğünde, Rumlar Yunanistan’la birleşme adına eylem üstüne eylem geliştirirken, Türk toplumu “Anavatan” bildiği Türkiye’nin kamuoyundan beklediği desteği görmüyordu. Türkiye açısından Kıbrıs çoktan unutulmuştu… 20 Ocak 1920’de Osmanlı Meclis-i Mebusan’ında kabul edilen Misak-ı Milli belgesinde Kıbrıs’ın hiç yeri yoktur. Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanmasından sonra Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıyan 1923 tarihli Lozan Barış Antlaşması’nın 21’nci maddesi ise Britanya Hükümeti’nin Kıbrıs’ı tek yanlı ilhakını onaylamaktadır.

Kıbrıs’taki Türkler varlıklarını ve mağduriyetlerini Türkiye’ye duyumsatmaya çalıştıkça, 1949’da CHP’nin Dışişleri Bakanı Necmettin Sadak, 1950’de ise DP’nin Dışişleri Bakanı Fuat Köprülü ısrarla “Türkiye’nin İngiltere ve Yunanistan’la Kıbrıs diye bir sorunu yoktur” diyorlardı. Kıbrıs’ın Türkiye için önem kazanmaya başlaması, Kıbrıs Türk liderliğinin Ankara kapılarını aşındırması ve bu liderliğin sinerjisiyle Türkiye’nin her yanında Kıbrıs mitingleri düzenlenmeye başlaması üzerinedir ve o yeni süreç Fatin Rüştü Zorlu’nun Dışişleri Bakanlığı’na gelmesiyle başlar.
     *       *       *

Şimdi tarih tekerrür mü ediyor?.. Türkiye kamuoyunda Kıbrıs duyarsızlığı yeniden mi başladı?..

Kıbrıs sorununa Türkiye kamuoyunda duyarsızlık, Kıbrıslı Türklere ise kimi zaman “sevgisizlik” sinyalleri veren tepkiler gösterilmesi, belirli odakların uzun süredir uyguladıkları olumsuz propagandanın, “besleme” ve “kambur” yakıştırmalarının sonucudur.

12 Haziran genel seçiminin sonrasına kaygı ve kuşkuyla bakmamız açısından çok ciddi belirtiler vardır. Herkesi bu konu üzerinde düşünmeye davet ederim. Durum düşünülmeyecek gibi değil.  

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31