22 Eylül 2020 Salı 09:10
781 Okunma
ANNELİĞİN ÖTEKİ YÜZÜ: DOĞUM SONRASI DEPRESYONU

Anne olmak hemen hemen her kadının hayatında yer eden bir istektir. Anneliğin içgüdüsel olup olmadığı konusunda fikir ayrılıkları olsa da kadınlar hem çevresel hem de fiziksel faktörler dolayısıyla zihnen ve bedenen anne olma isteğini yaşarlar. Kız çocuklar oyuncak bebeklerine annelik yapar, yaş büyüdükçe kadınların anne olacağı olgusu zihne iyice yerleşir. Kadın doğurgandır dolayısıyla bebek sahibi olmak çoğu kadının planları arasındadır.

Hayat bizleri belli bir döngüye hazırlar. En basit şekilde bunu açıklarsak doğarız, büyürüz; büyürken öğreniriz, üretiriz, öğretiriz, ölürüz. Anne olmak bir kadın için bu döngünün içindedir. Her kadın bebek sahibi olmak istemeyebilir elbette, fakat isteyenlerin sayısının daha çok olduğundan bahsedilebilir.

Bebek sahibi olmak, dünyaya bir insan getirmek, hem zihnen hem bedenen zorlu olabilir. Kadın anne olduktan sonra üzgün, kaygılı hissedebilir, ruh halinde çöküşler görülebilir. Bu belirtiler 7-10 gün kadar yaşanır ve gitgide kaybolur. Asıl problem belirtilerin kaybolmamasıdır ki bu durum “doğum sonrası (postpartum) depresyonu” olarak adlandırılır; doğumdan sonraki ilk 6 hafta içerisinde başlar ve şiddetine göre birkaç ay kadar sürebilir. Hormonel değişiklikler ya da psikolojik faktörler doğum sonrası depresyonunda etkilidir. Kadının hamilelik sırasında yaşadığı problemler ya da bebek doğduktan sonra değişen hayat döngüsü bunda etkilidir. Kişinin daha önce yaşadığı psikolojik problemler, evliliğin sorunlu olması, plansız gebelik, evlilik dışı çocuk sahibi olma, düşük sosyal ve maddi destek, annenin hazır olmaması, ilk gebelik ve doğumla ilgili korkular risk faktörleri arasındadır. Yine doğumla birlikte eşler arasında oluşan rol değişimi, bebek bakımında eşler arası yetersiz destek olması, erken yaşta anne olmak gibi durumlarda da yüksek riskten söz edilebilir.

Doğum sonrası depresyonunda normal depresyondan farklı olarak suçluluk duyguları, bebeği çok sevmemek ve ilgilenmemekle ilgili endişeler, bebeğe zarar verme ve öldürme korkusu gibi belirtiler ön plana çıkmaktadır.

Bu dönemde annenin mutlaka profesyonel yardım almasının yanı sıra bebek bakımında da destek alması çok önemlidir. Bir psikolog veya depresif belirtiler çok ağırsa bir psikiyatriste başvurulmalıdır. Anne ve baba bu süreç boyunca birlikte ilerlemeli ve anne yalnız bırakılmamalıdır. Sosyal destek büyük önem taşır. anne dinlenmeli, sağlığına kavuşmalı, düzenli beslenip uyumalı ve bebeğine yalnız değil yardım alarak bakmalıdır. Sevdiği insanların özellikle babanın yanında olması anne için çok önemlidir. Böylece sosyal destek, gerekli yardım, tedavi ve en önemlisi annelik durumu sağlanmış; kadın anneliği kabullenmiş olur.

Unutmayın ki gebelik fizyolojik olduğu kadar psikolojik bir durumdur. Yeni biriyle baş başa kalmak, bambaşka bir sorumluluğun altına girmek, bakım verebilmek tedirginlik, endişe, kaygı ve hatta mutsuzluk yaratabilir. Birken iki olma durumudur bu. Kadın bebeğini aylarca içinde taşır ve sonra yanı başında tanımadığı, tamamen kendisine muhtaç, minik biri vardır. Konuşamayan, derdini anlatamayan bebeğine bakar, besler, temizler, gazını çıkarır, ağlamalarından anlamlar çıkarmaya çalışır. Bedenen yorulabilir, çaresizlik ve kaygıyı yüksek düzeyde yaşayabilir. Bebek dünyaya alışmaya ve büyümeye çalışırken anne de bebeğe alışır. Tüm bunların yanında anne olmanın hazzı, mutluluğu, bebeğinin gülümsemesi, ilk dişi, ilk adımıyla yaşadığı heyecanı elbette anne için paha biçilmez bir değer taşıyabilir. Doğum sonrası depresyonu annenin bebeğini sevmemesi değildir. Böyle bir dönem yaşayan anneyi suçlamak yerine yanında olmak, yardım etmek, yalnız bırakmamak gerekir. Bu dönemde eş mutlaka annenin yanında olmalıdır. Anneyi anlamak, sabırlı olmak gereklidir. Şu bir gerçektir ki anne olmak bir kadının hayatındaki en önemli, duygusal ve karmaşık anlardandır. Toplum ve çevre olarak kadını ilgisiz, yetersiz olarak suçlamak düşülen en büyük hatalardandır. Hem kadın hem anne olabilmek her insan için kolay olmayabilir. Bunu yaşarken kendisini çok fazla suçlar ve bu kadını ruhsal olarak daha da çökkün yapar. Bu dönemde anneye destek olmak, suçlamamak, ilgiyle yaklaşmak çok önemlidir.

Yine doğum öncesi kurslarına katılmak, çocuk gelişimiyle alakalı kitaplar okumak yardımcı olabilir. Profesyonel destek de eklenince bir kadın için oldukça duygusal ve mutluluğu ifade eden bu dönemin üzerindeki hüznün bulutları dağılacaktır.

Psk. Esra Dağlar Bozdoğan

esradaglar@gmail.com
 

Son Güncelleme: 22.09.2020 12:49
Anahtar Kelimeler:
Psk. Esra Dağlar Bozdoğan
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.