13 Eylül 2020 Pazar 07:50
1450 Okunma
Aynı hikayeyi 5 sene önce de dinlemedik mi?

Şimdi, sanal paylaşımları okuduğunuz zaman sanırsınız ki, filanca aday Kıbrıs sorununu ha çözdü ha çözecekti; ama falanca aday ve partisi engel oldu!

Veya öyle açıklamalar okursunuz ki sanki bizim çok elimizdeydi ve “o şekilde” meseleyi çözemedik!

Hatta öyle ifadeler var ki, artık şu formülde çözüm imkansızdır, öteki formüle geçelim!

-*-*-

Şimdi size bir şey anlatayım!

Daily Mail gazetesinde dün “seyahat” bölümünün manşeti, Türkiye’ydi…

İngilizler Türkiye’ye rahatça gidebiliyor…

Çünkü Türkiye, İngiltere’nin “dönüşte 14 gün ev karantinası uyguladığı” ülkeler arasında değil!

Neden değil?

Çünkü İngiliz hükümetine göre, “haftalık vaka sayısı 100 bin nüfusta 20’den aşağıdaysa”, o ülke sorunlu değildir.

-*-*-

Yani Türkiye’nin nüfusu 80 milyon!

Haftada en az 160 bin vakası olursa, İngiltere, Türkiye’ye ambargo koyacak!

-*-*-

Üç dört sayfalık haberler arasında reklamlar da var…

Bir büyük reklam, “Kıbrıs”…

Kıbrıs’ın haftalık vaka sayısı, 100 binde 2,2…

İngiltere, Kıbrıs’a da “dönüş ambargosu uygulamıyor”…

Sadece diyor ki, “Kıbrıs’a giderken bir adet PCR testi yapmış ve negatif çıkmış olacaksınız ve bir de şu internet adresine girip, formu dolduracaksınız…”

-*-*-

Peki ne demiyor bu sayfalar?

Bu sayfaların hiç birinde, “TRNC” veya “North Cyprus” gibi ifadeler yok!

-*-*-

Konuyu az daha açalım…

Uluslararası siyasete bakalım…

Rusya Federasyonu’nun Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, geçtiğimiz günlerde “Kıbrıs”a geldi…

Kimle görüştü?

Kıbrıs Cumhurbaşkanı!

Başka?

Kıbrıs dışişleri Bakanı!

İkisinin de soy isimleri aynı üç harfle bitiyor!

“- des”

-*-*-

Akıkncıdes de değil, Öersayides de değil!

Şaka yaptım!

Zaten Elen dilinde küçük harf “ı” da yok, büyük harf “Ö” de…

Şaka şaka!

Evet ne dedi Lavrov Kıbrıs ziyareti sırasında?

“Türkiye ile Kıbrıs arasında arabuluculuk yapabilirim…”

-*-*-

Türkiye ile Kıbrıs arasında!

Peki biz?

Yani “KKTC”?

İngilizce yazarsam, “TRNC”?

Yok!

-*-*-

Lavrov gitti…

Bu satırları yazmaya çalışırken, bu kez Rus Dışişleri Bakanı’nın belki de Dünya’daki en ağır meslektaşı olan Amerikan Dışişleri Bakanı Mike Pompeo “Kıbrıs”a gelecekti.

O’nun da soyadı çok hoşuma gidiyor!

Calipso şarkısı sözlerindeki kelimeler gibi geliyor soyadı bana; “Heyo, pooompeyo!”…

Neyse!

Pompeo, Katar’daydı.

Doha’da temaslar yaptı.

Doha’ya giderken uçakta gazetecilere dedi ki, “Dönüş yolunda Kıbrıs’a da ineceğim ve artan Akdeniz gerilimine barışçıl bir çözüm arayacağım”…

-*-*-

Heyo Poooompeyo’nun ülkesinin görevleri arasında, bildiğiniz gibi, “gerilimlere çözüm bulmak” var ya!

Irak’ta, Afganistan’da, çok önceleri Vietnam’da, Somali’de, Suriye’de gerilimleri hep indirdiler ya!

Bizimkini de indirecek Pompeo!

Şimdi yanlış da anlaşılacak “gerilimi indirmek” olayını porno bilimleri açısından ele alırsak, son derece dindar bir kişilik olan Pompeo’ya mübarek Pazar gününde ayıp etmiş oluruz!

-*-*-

Kısacası, uluslararası ilişkiler bilimi açısından meseleye baktığımızı vurgulayarak konuya devam ederken diyoruz ki, “bizimki” ifadesiyle, sakın “KKTC”den falan bahsettiğimi sanmayasınız…

Doğu Akdeniz’de “bizimki”; Türkiye ile “Kıbrıs” arasındaki “mesele” olarak kabul ediliyor.

-*-*-

KKTC’de “biz” dediğimizde, durum farklıdır.

Pompeo’nun müdahil olacağını söylediği meselede yer alan “çoğul birinci şahıs olan biz”; ne yazık ki “KKTC’deki bizler” değildir!

-*-*-

Pompeo, daha “Kıbrıs” gelmeden, Doha yolunda, uçakta, ne demiş? “… Türkiye güçlerini geri çekmelidir”…

-*-*-

Lavrov daha dikkatli ve daha diplomatik konuştu.

Türkiye’ye “çek askerini ve gemilerini” falan demedi!

Pompeo daha gelmeden, bölgenin ağası ya, “çek” dedi!

-*-*-

Şimdi yazımızın sonuç bölümüne gelelim…

Efendiler ve hanımefendiler…

Erkekler, kadınlar ve tüm LGBTI + bireyler; bilmem fark ettiniz mi ama ne Fransa’nın öncülüğünde Korsika’da yapılan toplantıda; ne Lavrov’un demeçlerinde, ne Pompeo’nun saçmalıklarında, “KKTC” diye bir ifade yer almadığı gibi; “Turkish Cypriots” – “Kıbrıslı Türkler” veya “Turcs chypriotes” ifadeleri de yer almamaktadır.

-*-*-

Tatil destinasyonu olarak da “yok” sayılıyoruz, siyasi coğrafya veya “kimlik” olarak da! 

Bir adet Kıbrıs sorunu vardır ve bu sorunda, biz yokuz !

Bir adet Doğu Akdeniz meselesi vardır, burada da Türk Dışişleri açıklamaları dışında adımız geçmiyor !

-*-*-

Hani diyecektim ; 46 yıl kısa bir süre değil ; 1974’ten bu yana geçen sürede Kıbrıslı Türkler ya da Kıbrıs türk toplumu olarak hiç bir şey yapılmadığı sonucu var karşımızda.

Çok üzgünüm ama son üç senedir hiç bir kımıldama olmadığı, belki olmasına gerek duyulmadığı da ortadadır.

-*-*-

Yorum mu ?

Bizim heyecanlı cumhurbaşkanlığı yarışının Kıbrıs sorunu ile alakası olduğunu veya olacağını söylemek, bence doğruyu söylememektir!

Bugüne kadarki cumhurbaşkanlarımız da hükümetlerimiz de, birbirilerinden hiç farkları olmaksızın, sadece  maçı idare etmiştir.

5 sene önce, « belki » denmiştir ama sonuç değişmemiştir.

Bu nedenle, irademizdi, geleceğimizdi, onurumuzdu falan…

Hikaye!

Hi – ka – ye!

Son Güncelleme: 13.09.2020 16:02
Anahtar Kelimeler:
Serhat İncirli
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.