25 Mayıs 2020 Pazartesi 17:06
1004 Okunma
Ayrımcılık yapamazsınız halka yalan söyleyemezsiniz!

İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın başdanışmanı Dominic Cummings, hükümetin belirlediği sokağa çıkma kısıtlamalarına uymamakla suçlanıyor…
Aslında “suçlama”, sadece kurallara uymamakla alakalı değil!
1 – Yalan söylemek!
2 – Hipokrasi yapmak!
Bunlar daha ağır suç!
Ve tabii ki;
3 – Ayrıcalık!

-*-*-

Diyorlar ki Jıohnson’a, “… Sen kural koyuyorsun, başdanışmanın ihlal ediyor… Yalan da söylüyor… Ayrıcalık olmamalı, torpil hiç olmamalı ve hem kurallara uymadığı hem de yalan söylediği için istifa etmeli”…

-*-*-

Boris kardeş şu anda danışmanını koruyor!
Ama gazeteler susmak bilmiyor!
Mesela Pazar gazetesi Observer dün konuyla ilgili bir yorum yayınladı ve dedi ki; “utanç verici ihlal!”…
Ve Observer dedi ki; “… Bu konu, hükümetin salgın yönetimi ile ilgili uygulamalarının kredibilitesinin kalbi ile alakalıdır…”

-*-*-

Efendim, İngiliz devletinde, Majesteleri’nin hükümetleri, “yalancılık, rüşvet, torpil, adam kayırma, ayrımcılık” gibi “çamura yatma” işleri yapmıyor mu?
Mutlaka yapıyordur!
Ama en küçük bir “suistimal” veya “ihmal” kokusu çıktığı anda, gazeteler anında devreye giriyor; öyle bir baskı yapıyorlar ki, mesela bu olayda, bana göre bile “Cummings”in” çok haklı sebepleri olsa bile, kellesi mutlaka alınıyor!

-*-*-

Mesele Cummings’in kim olduğu, ne yaptığı, işi, gücü falan değil!
Mesele, “ayrımcılık yapamazsınız” meselesidir!
Halka yalan söyleyemezsiniz!
Torpil olamaz!
Hipokaris hiç uygulanamaz!
Sana başka, bana başka “işlem” yapılamaz!

-*-*-

Bu salgın süresince yazmaya çalıştığım sadece budur!
Boris Johnson, başdanışmanının salgın kurallarını ihlal ettiğinin hesabını kesinlikle vermek zorundadır!
Ve kamuoyu, bu verilen hesaptan tatmin olmazsa, Cummings’in işi borudur!

-*-*-

Evet, demek ki neymiş?
İngiltere’de de, Dünya’nın en köklü demokrasilerinde de “demokrasiye halel getirecek” bu tür davranışlar olabilmektedir.
Ama doğru olan nedir?
Olmamasıdır!
Bu yüzden de, “seçilmişler”; seçenlere hesap verebilmeyecekleri hiç bir şeye imza atamaz.
Seçenlere hesabını veremeyecekleri hiç bir uygulama, hiç bir şekilde yaşama geçirilemez.

-*-*-

Temiz toplum…
Şeffaflık…
Hesap verebilirlik…
Torpilsizlik…
Demokrasi…
Adalet…
Yasalar karşısında eşitlik…
Falan ve de filan…

-*-*-

“… Salgın sonrası yaşayacağımız yeni dönem, bambaşka bir dönem olmalı” dediğim budur.
Değişmemiz lazım…

-*-*-

“Ama bizde Allah’a şükür hiç böyle bir şey olmadı!” mı diyeceksiniz!

Bizde geçmişte hep oluyordu!
Salgın süresince de oldu!
Bir, iki, üç adet mi?
Evet, bir kaç tane oldu!

-*-*-

En basitiyle “Türkiye’den asker gelişi” diyeceğim; “… Askerimize taktın” diyeceksiniz…
Demiyorum!
Ama, askerin karantina koşullarına yerden göğe kadar güvensem de, mesele bu değildi ki!
Mesele, seçilmişlerin bu konuda “yetkisiz” ve “sorumsuz” davranmak zorunda kalışıydı!
Veya sistemimizin daha en başından “Cummings” oluşuydu!
Allah saklasın ama bir tek “bulaş” olsaydı, sorumlusu kim olacaktı?
Medya kimi yazacaktı?
Sağlık kurullarını mı, Sağlık Bakanı’nı mı?
Başbakanı mı?
Yardımcısını mı?
Yoksa Cumhurbaşkanı’nı mı?

-*-*-

Bu düzen, bu system, ya kökünden değişmeli mesela Kıbrıs sorunu çözülmeli ya da bir birimizi kandırmaktan vazgeçmeliyiz.
Bininci kez tekrar ediyorum; mevcut şekliyle “Türkiye’den talimatla yönetilecek bir sahte demokrasi” olması, en basitiyle “iyi bir şey” değildir.
Bir kaymakam gelir, referanduma bile gerek yoktur; mesele kapanır.

-*-*-

Kaldı ki, bunun da ötesinde, salgın süresinde kendi içimizde “Cummings” olayları olmadı mı?
Olmuyor mu?
Bir üst düzey bürokratın çocuğuna “ayrıcalık” yapılmadı mı?
Bir vekilimizin çocuğuna yapılmadı mı?
Ve şunu da hatırlatmak lazım; geriye dönüp hesap soracak olursak, mesela pandemi süresinden öncekiler için, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin gündemi yetmez!

-*-*-

Gelin değişelim…
Gelin ayırmacılık, kayırmacılık, hesap verememezlikten kendi kendimizi kurtaralım!
Kuklacılık oynamaktan vazgeçelim!

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
CypTr 2020-05-25 19:38:40

Sayın İncirli, önemli bir konuya değinmişsiniz. Fakat gerek adada, gerekse TC’de özgür basın hayal !. TC’nin durumu herkesçe malum, biz adamızdan örnekleyelim; özgür basın parasını kendi kazanan, muhtaç olmayan basın demektir. Adada hangi basın kuruluşu maddi olarak bağlı değildir? Belki Afrika gazetesi!. Sağ milliyetçiler da der ki, onları da Rum politikacılar beslermiş, ki ben doğru olduğuna inanmam. Buna rağmen Afrika gazetesi korkmadan sağcısı, solcusu, ortacısı için doğruları yazıyor, yine de sanki sıtmalıymış gibi kimse yanına yanaşmak istemiyor. Gazetelere parti, devlet, iş adamı, belediyeler, bankalar çıkarları için ilan vermese hepsi 3 gün sonra kapanır. Bu koşullarda özgürce her politikacı, yiyici, mammacı hakkında yazı yazabilirler mi ? Tabi ki hayır.. Yasalar ve bu maddi konu çözülmedikçe Basın Demokrasisi hayaldir.

Avatar
Tc 2020-05-25 17:39:17

Aynı teraneeeee

Avatar
DOGRUCU 2020-05-25 21:59:35

Hicbirsey degismez. Salgindan once neyse sonrasinda da aynisi olur.

Avatar
Hüseyin Becer 2020-05-26 09:46:09

Sn. İncirli. Geçmişte sizleri çok izledim ve izliyorum. O yere göğe sığdıramadığınız Britanya demokrasini gördük. Hastalarını mile katagoride ederek tedavi etmiş veya hiç etmemiş ve ölüme bırakmış. Nerede o İngilizin gazeteleri.