29 Haziran 2020 Pazartesi 08:49
1625 Okunma
Bilmiyorum koronavirüsle sonumuz ne olacak?

Koronavirüs, Selami Şahin’in ünlü şarkısının sözleri gibi oldu; “… Bilmiyorum seninle sonumuz ne olacak!”

Gerçekten öyle; sonumuzun ne olacağını bilmiyoruz!

“Acaba bir daha karantina mı?”

-*-*-

Yoksa, Oxford Üniversitesi’nden epidemiyoloji profesörü Sunetra Gupta’nın dediği gibi, “… Uzun süreli uygulanan sosyal mesafe insan vücudunun sıradan mikroplara daha az maruz kalmasına yol açıyor ve bu nedenle önlemler gelecekteki hastalıklara karşı vücut direncini azaltabiliyor” mu?

-*-*-

Yani, diyor ki Profesör Gupta, “… bırakın bulaşsın!”…

Kafalar karışıyor tabii ki!

Çünkü bu profesöre göre, “… Herhangi bir patojene maruz kalmadığımız, her şeyi dışarıda bıraktığımız ve nispeten izole bir yaşama döndüğümüz durumda, alev almayı bekleyen ağaçlara benzeriz.”.

-*-*-

Yani bir kıvılcım ekris bum!

Yani, ileride küçük bir kıvılcım, bizi anında yakar!

Asla direnç gösteremeyiz!

Vücut bağışıklık kazanmaz!

-*-*-

Selami Şahin ne diyor peki?

O da diyor ki, “… Her gün değişiyorsun avutuyorsun beni / bir bilmece gibisin çözemedim ben seni”…

-*-*-

Bence Selami Şahin daha haklı!

Neden?

Çünkü okudukça deliriyoruz!

Araştırdıkça korkuyoruz!

Koronavirüs meselesini çözemiyoruz, bilmece gibi duruyor!

Ve çok sevdiğim o şarkıdaki gibi, “… sonumuzun ne olacağını da bilmiyoruz!”

-*-*-

1 Temmuz’da ülkeye Türkiye’den yolcu – turist – misafir gelmeye başlayacak!

Zaten geliyordu!

4 bin asker geldi!

Ama askerler karantinadaydı!

Şimdi gelenler karantinaya alınmayacak!

Kışlada da kalmayacak!

Sivil hayatla temasları askerler gibi sınırlı da olmayacak!

-*-*-

Asker gibi disiplinli bir şekilde kontrol falan da edilemeyecek!

Kısacası, tam Selami Şahin hali!

-*-*-

Peki gelmezlerse ne olacak?

Kapılar açılmazsa; ülkeye tek bir turist gelmezse, kumarhaneli büyük oteller batacak!

Turizm geliri zaten kötüydü; çok daha kötü olacak!

-*-*-

Ne yapmak lazım?

Gerçekten zor bir durum!

Eğer tüm kapıları kapatırsak; sağlık açısından bulaş riskini sıfırlarız herhalde!

Ama ekonomik açıdan mahvolmaz mıyız?

-*-*-

Önce sağlık mı?

Her işin başı sağlık mı?

Yoksa, geçtiğimiz günkü eylemde taşınan pankartta denildiği gibi, “… her işin başı ekonomi mi?”.

-*-*-

Güney Kıbrıs da havaalanlarını açıyor hatta açtı!

Biz de güney kapılarımızı açtık; çalışanlar başta olmak üzere, PCR testini yaptıran gidip gelebiliyor!

-*-*-

“Ekonomi mi sağlık mı?”

Bu soruya, “Siyaset mi sağlık mı?” sorusunu da ilave etmek lazım!

-*-*-

Kıbrıs Cumhuriyeti, Türkiye’den KKTC’ye uçuşlar başladığı gün, sınır kapılarını kapatabilir!

İddiam resmi bir makam tarafından doğrulatılmış değil  ama; siyaseti de devreye sokan Rum Yönetimi, “… Türkiye çok riskli bir ülke, KKTC’nin PCR’ına da güvenmiyorum hatta tanımıyorum, sorry, geçişleri kapattım” diyebilir!

-*-*-

Benzer bir şekilde, bizim siyaset devreye girer; “… Siz de havaalanlarınızı riskli ülkelere açtınız, biz de sizin yapacağınız teste güvenmiyoruz” der ve bizimkiler de geçişleri kapatır!

-*-*-

Derken, öyle ya da böyle; 1 Temmuz’da uçuşlarımız başlıyor!

Çok turist gelir mi?

Sanmam!

Eskisi gibi hafta sonları ülkeye kumarcı akar mı?

Tahmin etmiyorum!

Yani ekonomik anlamda, “akmazsa damlar” şeklinde bir gelişme beklentisi söz konusu olabilir ama bu koronavirüs, tam anlamıyla kendiliğinden bizi terk etmezse, sonumuz pek hayırlı gibi durmuyor!

-*-*-

Hükümet mi?

Bu noktada hükümeti suçlamanın bir anlamı yok!

Kıbrıs Türk toplumu hükümetin çok zor durumda olduğunu anlamayacak kadar aptal değildir!

Kıbrıs Türk toplumu, hükümetin ve bir çok çevrenin ekonomik endişesini de anlayacak kapasitededir!

Ama aynı Kıbrıs Türk toplumu, sağlık konusunda da hassastır.

Alınacak tedbirlerin, yapılacak PCR testlerinin “yetersiz” olduğunu görmekte veya “kesinlikle yetersiz olacağına” inanmaktadır.

-*-*-

İşte bu noktada, hükümetin, bu topluma çok güven vermesi gerekmektedir!

Biat eden, talimatla yönetilen, hamasi çullicilikle debelleşen bir görüntü; olası bir bulaş yükselmesi ve yetersizlik halinde, hükümetteki tüm siyasi isimlerin, kısa bir süre içerisinde “tarihe gömülmesine” yol açar.

Ancak, çok iyi yönetilen, topluma güven veren, bütün derdinin “biat edip talimat alıp seçim kazanmak olmadığını” ispat edebilen bir hükümet, toplum tarafında ödüllendirilir…

-*-*-

Yalan söylemeyen, propaganda yapmayan, işkembeden sallamayan, proje vaatlerinde bulunmayan, “ceğiz cağız” ekleri ile dolu yüklemler kullanmayan, iş yapan ve başarısını da topluma hissettiren bir hükümet; tarihe adını altın harflerle yazdırabilir.

Çok zor mu?

Evet, bana göre çok zordur!

Ama “imkansız” değildir!

-*-*-

Koronavirüsle sonumuzun ne olacağını gerçekten bilmiyoruz!

Mevcut hükümetin sonu da aynı şarkıyla rahat açıklanabilir!

Anahtar Kelimeler:
Serhat İncirli
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ben 2020-06-29 16:18:34

Sayin Incirli, Oxford profesrounun dediklerini iyi anlamak iyi yorumlamak lazim. Burada kelimeler kisitli oldugu icin detayli anlatmak mumkun degil ancak her ne kadar insanlarin evlerine kapanarak immun sistemlerinin direnci azaliyorsa da bunu COVID gibi SIMDIYE DEK GORULMEMIS , YENI bir virusle kiyaslamak dogru olmaz. Direnci dusen insanlar her zaman vardir. Hic gunes gormedim , hep evde kapali kaldim diye nezle oldum , baska seydir , YEPYENI BIR virusle karsilassmak baska seydir. Bu virus YENI oldugu icin dunyada KIMSENIN buna karsi direnci yok zaten. Bunu diger BILINEN enefeskiyornlarla kiyaslayamazyiz. Yani COVID ginbi NOVEL viruslerde HERKES hassastir.

Avatar
Ben2 2020-06-29 16:25:38

IKinci bolum : Yani baska bir deyisle boyle bir salgin sirasinda dunyadaki herkes tamamen fit olsa bile , kimsenin direnci dusuk OLMASA BILE YINEDE bu salgin olurdu ve bundan sonrakiler de olacak. Bu virusun YENI olmasindan dolayi vucudumuzun bu virusle tanismamis olmasi ve dolayisiyla ona karsi bir direnc , bagisiklik gelistirememesinden dolayidir. Aksi takdirde zaten bu kadar siddetli bir pandemiye donusemezdi. O yuzden " EVDE KALMAK DA TEHLIKELI" fikrini bu salginda aclilim yapilmasi icin bir propaganda olarak kullanilmasi tamamen yanlistir. Diger faktorler (ekonomik vs) olmasa HERKESIN MUTALAKA EVDE KALMASI dogru cozum olurdu yani. Acilim direncimiz dusmesin diye degil yani, bununla alakasi yok. Kisacasi ACILMAK SAGLIGIMIZ ICIN IYI O YUZDEN ACILALIM gibisidnden bir yorum tamamen yanlistir.

Avatar
Serhat Erdener 2020-06-29 16:32:07

Biz her yıl Kıbrsa geliyoruz.Çok da seviyoruz.Ama tedirginiz artık.Ailenin yaşlı bireyleri var.Onlar özellikle gelmeye korkuyor. PCR testleri,Hijyen malzemeleri,eldivenler,sanırım 2021 de gelmek daha az riskli olacak.

Misafir Avatar
KKTC 2020-06-29 17:06:02 @Serhat Erdener

SIzin icin en buyuk tehlike havalimanlari ve ucaklar. Eger dediginiz gibi yaslilar dirneci zayiflar vesayre varsa ailenizde bu zamanda havalimanlarindan ucaklardan uzak durunuz. Bu isin sakasi yok. Bir suru insan bir metal tupun icine koyarsan bir tanesinde bile varsa digerlerine bulasma sansi cok yuksektir. Hele hele havalimanlari gibi KAPALI ve KALABALIK ortamlar bu virus icin bayram yeri .

Beğenmedim! (0)