17 Haziran 2020 Çarşamba 08:03
1054 Okunma
Çoğunluk mevcut durumdan mutlu, mesut ve bahtiyarsa, yapacak hiç bir şey yoktur!

Türkiye’de vaka sayısı çok hızlı bir şekilde yükselişe geçti.

Bu çok normal.

Açılımla birlikte, saçılım olacağı biliniyordu.

Ne yapmak lazım?

Uzmanlar diyor ki, “… maske tak, sosyal mesafeni koru ve hijyene dikkat et!”…

Çözüm mü?

Bir dereceye kadar…

-*-*-

Peki, Türkiye’deki bu artış hızı devam ederse; KKTC Hükümeti, 1 Temmuz kararını değişir mi?

Yani Türkiye’den gelenler, ellerini kollarını sallayıp giriş yapamayabilir mi?

-*-*-

İşte mesele buradadır!

Bu noktada, bilim kurulları, sağlık komiteleri devreye girebilmelidir!

Sibel Siber’in “istifa ettim” dediği yer de bu yerdir!

-*-*-

Bizde durum gerçekten çok vahimdir!

Çünkü hükümet, sağlık aklıyla hareket ederse, bu girişi durdurur. Ama siyasi ve ekonomik akılla hareket edecekse, Türkiye’den girişleri durduramayacak.

-*-*-

Kısacası, bu ülkede, bu gibi durumları yönetmek, çok zordur!

Neden?

Örnek verelim!

Ülkeyi sarsan dokuz kişilik özel turist meselesi…

Bu turistler önce iki kişiymiş…

Müteahhitler Birliği Başkanı, ülkeye yatırım aşkıyla yanıp tutuşuyor olabilir; bakanı; bakan hükümeti ikna etmiş.

“Gelecekler, bakacaklar ve gidecekler…”

-*-*-

İki kişi, olmuş dokuz kişi…

Bre aman zaman, bakanlar kurulu falan…

Hepsinin haberi var tabii ki…

Dokuz kişi girmişler…

Mesele “iş” değil, “sonu iş ile biten başka bir şey” haline dönüşmüş!

-*-*-

Şimdi, konu, Susurluk olayından daha karışık hale sokuldu…

Bakanlar Kurulu kandırıldı.

Otoritesi yok sayıldı.

Bu insanların yatırım maksadıyla geldikleri iddiası tamamen yalan çıktı.

Amaç sadece eğlenceydi.

-*-*-

İğrenç kokular ortalığa yayıldı.

O kadar iğrenç koku ki, Gönyeli ve Lefkoşa’yı saran “geleneksel tavuk sillargası şenlikleri”nin bile kokusu unutuldu!

-*-*-

Biri dedi ki; “… Bu gelen grup, Türkiye’den torpilli!”…

Eğer gerçekten Türkiye’den torpilliyseydi, KKTC’de hiç bir hükümet, gelmiş geçmiş hiç bir kabinenin “gık” deme şansı kalmamış demektir.

Mesele Ersin Tatar ya da Kudret Özersay değildir!

Kimse inkara kalkmasın, Tufan veya Cemal hocalar başbakan olsaydı da sonuç değişmezdi!

-*-*-

Bir diğeri dedi ki, “… Daha önce de farklı şekilde geliş oldu, benzer gruplar kumarını oynadı, sevişmesini yaptı ve döndü! Ama onlar duyulmadı!”…

Ve aynı kişi ekledi: “… Bu ülkede, gelmiş geçmiş hiç bir hükümet, bu gibi durumlara engel olamazdı!”…

-*-*-

Kısacası diyeceğim şudur ki; meseleyi kapatın…

Büyütmeyin…

İktidarı, muhalefeti hatta medyasının hatırı sayılır kesimi ile  “tavla teslim” durumdayız.

Şu ya da bu sebepten; iyi – kötü ya da doğru – yanlış Türkiye’yi kıramıyoruz…

Büyük otel patronlarını hiç kıramıyoruz…

Büyük iş yapacağını söyleyen zengin kumar ve kerhane meraklılarının emrindeyiz…

-*-*-

Bizim gerçeğimiz budur…

Muhalefet veya sendikalar mı?

KKTC’de muhalefet yoktur; “yedek siyaset” vardır!

Zamanı geldiğinde sahaya sürülür!

“Buyurun siz de oynayın” denir!

Sonra taktikle birlikte, gerekirse, değişiklik yapılır!

-*-*-

Bundan emin miyim?

Eminim!

Mesela “Dörtlü Hükümet” neden bozulmuştu?

DP’nin o dönemdeki genel başkanının oğluna yaptığı iddia edilen “torpil” nedeniyle!

Şu anda yapılan nedir?

O santimetre cinsinden daha büyük ve daha çaplı mıydı?

Değildi!

Sonuçta, topluma giren kazık, kazıktır!

O daha büyüktür, bu daha büyüktür demeye gerek yok!

“Size does not matter”!!!

Yani büyüklük bir şeyi değiştirmiyor; kazık kazıktır!

-*-*-

Ne mi yapalım?

Yapacak hiç bir şeyimiz kalmadı!

Çünkü çoğunluk bu durumdan mutlu ve de mesuttur hatta bahtiyardır.

Herkes yolunu bir şekilde bulmuştur.

-*-*-

Bu saatten sonra söyleyeceğim tek şey var; doğaya kaçın…

Çok kalabalıklar içinde bulunmayın…

Hürriyet gazetesinde Osman Müftüoğlu hocanın tavsiyelerini okuyun; sosyal mesafeyi koruyun…

Sakın kimseyle kucaklaşmayın…

Öpüşmeyin…

Hijyene çok dikkat edin…

Bol bol ılık su, limonlu çay, kekikli çay, anasonlu çay, adaçaylı çay için!

Maskesiz asla sokağa çıkmayın…

Fazla misafir hatta gerekirse hiç misafir kabul etmeyin…

Acil ihtiyaç dışında marketlere girmeyin…

İnsan içine çıkmayın…

-*-*-

Siyaset mi?

Ne halleri varsa görsünler!

Hepsi birden KKTC’ye cumhurbaşkanı olsa ne yazar!

Dönüşümlü başkanlık gelse içimizde de keşke!

Hepsi altışar ay başkan olsun!

Keyiflerini sürsün!

Örtülü içinde yüzsün!

Ülke yönetirmiş gibi yapsın!

-*-*-

Kıbrıs sorunu mu?

Bu saatten sonra, bizimkilerle masaya oturacak Rum lideri de Allah bildiği gibi yapsın!

Geri zekalı mı?

Neyi görüşecekler ki?

“Kıbrıs sorununu çözersek, komisyonumuz ne kadar?”

Mesela bunu mu görüşecekler?

-*-*-

Ben mi?

Bundan sonra mı?

Usandım!

Koronavirüs kendi kendini yok eder mi etmez mi bilemem…

Bekleyeceğim… Çünkü koronaya hiç gerek kalmadı, toplum kendi kendini yok etmiş durumdadır…

Olur da sağ kalırsak, bir gün veya bir gece ansızın…

Gidebilirim…

Çünkü mevcut durumdan mutlu, mesut ve de bahtiyar değilim…

Anahtar Kelimeler:
Serhat İncirli
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
CypTr 2020-06-17 12:06:26

Her şeyde TC’nin kopyasıyız. Hadi ili olduk da hiç olmazsa özgün politikacılarımız olsun da avuç kadar ülkeyi yönetebilsinler. TC’de de Bilim Kurulu var. Onlar da sözde kararlar alırlar fakat Sağlık Bakanı çıkar “Sn. Cumhurbaşkanımızın oluru ve inayeti ile !.. şunu şunu şunu yapmaya karar verdik.” diye açıklama yapar. Türkçesi “Sarayda kararlar bir şekilde alındı, sanki da Bilim Kururu almış gibi sizlere kağıttan okuyacayık” Burada da durum budur; sözde Kurul var, fakat Bakanlar Kurulu curcunasında bir şekilde kararlar alınıyor, iyi kötü, olumlu olumsuza bakılmadan açıklanıyor. Belli ki “şöyle okkalı bir salgın” adayı kavursun, belki o zaman politikacılar siner da işin ehli, okulunu okumuşlar konuşmaya başlar... Yazık !..

Avatar
Ahmed 2020-06-17 11:41:44

Once bir bilim kurulu kuruluyor, halkin guvenini kazanamak icin. Bir suru profesorler uzman doktorlar bu kurumua katiliyor . Halk da diyor " Oooo e bu kadar uzman doktor mutlaka bilirler ne yapilacagini" ve halk guveniyor bu kuruma ve dolayisiyle de hukumete. Ondan sonra da bilim kurulunun dediklerini kaaale almadan hukumet kendi basina kendi kararlarini veriyor. Bilim kurulu ne derse desin bunlar kendi istediklerini yapiyor halki da "BAKIN BILIM KURUMUMUZ VAR" diyerek kandiriyorlar. O hale geldi ki bilim kurulu baskani dahil uc uyesi kurumdan istifa etti. Bu uckagiticiliga dayanamadilar, biz bu yalanlara alet olmak istemeyiz halki kandirmayaiz deyip biraktilar bilim kurulunu. Yani, bilim kurulunun tavsiyeleri hepsini bir tarafa atarak bunlar bilmeden etmeden POLITIK YANDASLIKLA, HALKIN SAGLIGI konusunda kararlar verdiler. Olay bu. Alinan karalarin bilimle TIPLA hicbir alakasi yok. Halki kandiriyorlar. Bu sadece POLITIK YANDASLIKTIR baska birsey degil. Bunun sonu iyiye varmaz.

Avatar
Ahmed 2 2020-06-17 11:51:17

Sayin Incirli bu is maskeyle sosyal mesafeyle halolabilseydi dunya bu hale gelmezdi. Bunlar COZUM degil, sadece MITIGATION (salgini hafifletme) kurallaridir. Yani biz MITIGATIIN degil, PREVENTION (salgini ONLEME) safhasinda olmaliyiz cunku bizde su anda virus YOK. Diger ulkelerden farkimiz bu ve bu COK AMA COK onemlidir. Elimizdeki bu buyuk kozu resmen hukumetin yandaslik politikalari yuzunden cope atiyoruz. Bu ahmakliktan baska birsey degildir. Yeni Zelanda da simdi bu hastaliktan kurtulabilmis bir ulke ve onlara bakin ne gibi onlemler aliyorlar ne kadar onem veriyorlar bu durumua. Sagliktan , hastaliklardan anlamayan insanlarin bu konularda karar vermesi cok yanlistir. Politika yapacagiz diyerek butun halkin sagligini tehlikeye atiyorlar. Bu kabul edilemez.