31 Mart 2020 Salı 12:31
3324 Okunma
COVID 19 - Kontrol bizim elimizde değil

Corona virüsü dünyayı harap ettikçe, belli oluyor ki karantina içerisinde bulunan insanlar
kesinlikle geleceklerini kontrol etmiyor, edemiyor.
Görüntülere ve açıklamalara bakılırsa liderlerimiz ve uzman kişiler de durumu kontrol edemiyor. Kısacası mevcut durum kontrolümüz dışına kaçmıştır veya çıkmıştır.

-*-*-

Acil alınan tedbirler aslında içi boş bir siyaseti gösteriyor – çünkü bu siyasetin içerisine tüm vatandaşların katılması şartdır. Eğer tüm vatandaşlar siyasi kararların kapsama alanında değilse, o zaman o siyaset, belirli zümreler için yapılıyor demektir.

-*-*-

İngiliz halkı 7 hafta önce AB’den çıkma kararını uygulamaya koydu(?).
Bunu yaparken en popüler sloganları da ‘Take Back Control’du. Kontrolü yeniden ele almak… Kontrolü halkın eline geri vermek.
Niye bu karar yani Brexit kararı önemliydi?
Çünkü bu karar egemenliği ulusa veren bir karardı da ondan…
Öncesinde egemenlik AB’ye “kaybetilmişti”.
Bu kararla İngiliz halkı kendi egemenliğini geri alıyordu.

-*-*-

Senelerce haşin, gaddar AB sözleşmelerine ve uygulamalarına kurban olan insanlar dayanamıyordu. Tıpkı şu an İtalya’da gördüğümüz gibi… Tıpkı Doğu Avrupa’da senelerce gördüğümüz siyasi oyunlar gibi

-*-*-

Biz buradan belki de İngilizlere “vay ırkçılar” diyoruz ama benzer konuşmalar ve tartışmalar, senelerce Türkiye’de de yapılmıştı (ABD hakkında)…
Kıbrıs’ta da çekişmeli tartışmalar olmamış mıydı? Hala olmuyor muydu?


-*-*-

Aslında İngiliz halkı güçlü ve rasyonel bir içgüdü göstermiştir… Bu gösterdiği güçlü ve rasyonel içgüdü nedir?
“Vatandaşların geleceği vatandaşların elinde olmalıdır.”

-*-*-


O gün ‘Take Back Control’ sloganını uyduran ya da yaratan Dominic Cummings şu an İngiltere'nin en güçlü insanlarından birisidir.
Ancak üzülerek söylemek lazım coronavürs nedeniyle veya bu virus salgını sonucunda nüfusun çoğu aciz ve dirençsiz bir duruma düşürülmüştür.
Zayıf İngiliz devleti, corona virüsünü durdurana kadar da ne yazık ki Brexit ertelenecektir.

-*-*-

İngiltere’deki durumun KKTC’deki durumdan pek fazla farkı yoktur.
Burada da devlet eksiktir.
Devletin çok ciddi eksiklilkleri vardır.
Ve devleti yönetenlerin açıklamaları ile tavırları bu eksik yönlerini sürekli gözler önüne seriyor.

-*-*-

KKTC’de kesinlikle ekipman yetersizdir.
Türkiye’ye daha da fazla yalvarmak söz konusudur.
Ama bunlar normal olaylardır.
Eksiklik buradadır.
Katkıları azdı veya çoktu tartışabiliriz ama cömert ve hayırsever iş insanları olmasa durum daha da kötü olabilirdi…

-*-*-

Fiilen hayata geçirilmiş olan acil durum kararı temel haklarımızı aşırı bir şekilde sınırlandırmış durumdadır.
Acil kararlar neticesinde halk sadece bir seyirci haline getirilmiştir.
Halkatn yani bizlerden “Sakinlik – dinginlik” isteniyor.

-*-*-

Salgını durdurmak tabi ki önemli, ama devlete verilen gücü de unutmamak gerek.

-*-*-

Haklarımız her zaman önemlidir…
Bu haklarımız, ekmek için çalışan ‘normal’ insanların son direnişidir.

-*-*-

Unutmayın; Netflix izlerken, İnstagram’a göz atarken bunlar aklımızda olmalı.


-*-*-

Corona yaygınlığı 2’nci Dünya Savaşı’ndan sonra en büyük küresel mücadele olarak karşımızdadır.
Fark şudur; 2’nci Dünya Savaşı’nda milyonlarca kişi harekete geçmişti…
Corona virus salgınında ise halk terhis edilmiştir.
İşlemek ve üretmek yerine devlet bize bin 500 TL verip evde otur ve tüket diyor (o miktar da az! Ve herkes alamayacak!).

-*-*-

Biz de pasif bir şekilde devletin hummalı eforunu izliyoruz. Kamu tamamen dışlanmış durumdadır ve
biz hiç bir şeyi kontrol etmiyoruz… (En başta dediğimiz gibi… Kontrol elimizde olmalı oysa tamamen elimizden gitmiştir)…

-*-*-

Peki kontrol halkın elinde olmayacaksa, devletin elinde de olmamalı mıdır?
Değil işte!
Anlatmaya çalıştığım budur; kontrol devletin elinde de değildir.
Her gün daha da belli oluyor ki devlet de çaresizdir.

-*-*-


İngiltere’de bunun en basit göstergesi parlamentonun oturumlarına ara vermesidir.
Bu ümitsiz ve aciz bir durumdur.
Gereksiz işyerlerinin kapatılması kuralı parlamentonun ne kadar beş paralık olduğunu gösteriyor.

-*-*-

Şu an ‘evden çalışmak’ orta sınıfların bir icadıdır.
İşçi sınıfının bu durumu desteklemek için daha fazla saat çalışması gerekmektedir…
Marketlerimiz, kasiyerler, çöpçüler, temizlikçiler ve kahraman hemşirelerimiz daha çok saat çalışmaktadır.
Geri kalan iş gücü ise şaşkın ve perişandır…
Mesela inşaat işçileri çok zor durumdadır.

-*-*-

KKTC’de iktidar yetkililerinde bu şaşkınlık bu yanlış durum hiç yok gibi gözüküyor.

-*-*-

Yine İngiltere’den bir örnek vereceğim; Times’a konuşan bir milletvekili ‘parlamentoda olsaydık deli gibi görünecektik” diyor.
Parlamentoların ‘babası’ etkin olarak kendi kendine işe yaramaz diyor…
Ne acı!
KKTC’de de parlamento tamamen devre dışıdır.

-*-*-

Bir de olağanüstü durum meselesi var…
Çok etkileyici bir olay…
Oysa İngiltere’de 2’nci Dünya Savaşı’nda, Nazilerin bombalarına rağmen hükümet her gün toplanıyordu, strateji tartışıyordu, halkı korumak ve sağlıklı tutmak için resmen can veriyordu.

-*-*-

Şimdi, Dünya’nın çoğu devleti 1945den beri en büyük zorlukla karşı karşıyadır ve kendini eritiyor. Onlar demokrasinin temsilcileri değil, kendilerini sadece orta sınıf maaşlı çalışan olarak görüyor.

-*-*-

Bir ü̈lkeyi yönetmek evden olmuyor.
Bir devleti evden yönetemezsiniz…
Onlar sorumluluktan vaz geçiyor.

-*-*-

Unutmayalım ki maaşlar vergiden ve halktan kaynaklanıyor. Yani biz ödüyoruz, halk ödüyor…
Milletvekilleri bence gaddar kanunlara karşı çıkmaları lazımdı, ama onlar en büyük zavallılar.

-*-*-

Parlamentodaki kimse o kahraman hemşireleri, market işçilerini temsil etmiyor.
Bize evde kal diyorlar ama aslında ülkeyi güçlendiren ve çalıştıran insanlarla muhatap olmuyorlar.

-*-*-

Birçok devlet yöneticisi içi çok boş ifadelerle “doktorlarımızı ve hemşirelerimizi koruyalım” diyor ama hemşirelerin maaşlarını yükseltme konusunda susuyorlar.
Bir krizde parlamento ve devlet kendini göstermezse ne zaman gösterebilir?


-*-*-

Bence çalışanların virüsü yaymasından endişe etmemek lazım.
Asıl merak etmemiz, endişe etmemiz gereken devletlerin merhametsiz bir şekilde korkaklığını göstermesi olmalıdır.
Çoğu devlet artık kendini hadım etmiş bir durumda, teknokrasiyi alkışlıyor ve destek veriyor.

-*-*-

Meclis “şaka” mekanı olmuştur.
Aynı AB yönetimi gibi…
Haliyle bu şekilde “üst yönetim” özgürlüğümüz ile ne yapmak istiyorsa yapıyor.


-*-*-

Son olarak şunu eklemek istiyorum: “Görevi ihmal etmek aslında ahlaki bir sorun değildir, yapısal meseledir.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nerime 2020-03-31 12:44:07

Dogru soze nedenir

Avatar
Magusalı 2020-03-31 13:05:24

Nerede bu. AB . Her devlet kendi derdine düştü. Koskoca İtalya Çinden Türkiyeden yardım alıyor. Nerede bu AB dayanışması.

Avatar
Magusalı 2020-03-31 13:06:39

Doğu bir yaklaşım. Güzel bir fikir, güzel bir makale.

Avatar
Magusalı 2020-03-31 13:02:40

Koskoca Britanya imparatorluğu. Vatandaşına ambulans bile göndermiyor. Aciz kalmıştır.

Avatar
Dogrucu 2020-03-31 17:30:27

Daha isin basindayiz, bu durumlar cok daha kotuye gidecek. Bu is oyle cogunun umud ettigi gibi birkac haftada falan bitmez.

Korona: 1 ,,,,,,Sozum Ona uygarlik: 0