banner40
18 Mart 2018 Pazar 19:11
 “Her zaman için döviz kuru riskine maruz kalmak demek"

Yeni Bakış gazetesinden Deniz Abidin'in haberine göre; Ekonomist Okan Veli Şafaklı, son günlerde yükselmeye başlayan dövizin tedirginlik yaratmaya başladığını belirterek, bu nedenden dolayı dövizle fonlama yapıp açık pozisyon alanların döviz kuru riskini de karşılamaya hazır olmaları gerektiğini kaydetti. 

Şafaklı, Türk Lirası cinsinden geliri olup da dövizle borçlananların her zaman için döviz kuru riskine maruz kalacaklarının bilinci içinde olmaları gerekmekte olduğunu belirterek,  yükselen döviz karşısında mağdur edebiyatı yapmalarının haklı gösterilecek bir yanı olamayacağını söyledi. 

Şafaklı, dövizi açıklayan iki parite olduğunu, bunların faiz haddi ve alım gücü paritesi olduğunu ifade ederek, bunlara göre faiz ve enflasyon farklılıklarının döviz kuru değişikliklerine neden olduğunu belirtti. “Bu ekonomik göstergelere göre özellikle sıcak para hareketleri döviz kuru üzerinde en fazla etki yapmaktadır” diyen Şafaklı, faiz ve fiyat farklılıklarına bağlı olarak 3 temel motive göre dövizin arz ve talebinin oluştuğunu dile getirdi. 

“Çatışma ortamı siyasi risk algısını artırmaktadır”

Şafaklı, şöyle devam etti, “Bunlar, ithalat, ihracat, yatırım ve spekülatif hareketlerdir. Bu  temel hareket tarzlarına göre dövizde değişim yaşanmaktadır. Bu çerçevede, dövizin talebini artırırken TL’ye olan talebi düşüren temel ekonomik ve siyasi gerçekler günümüzde TL’nin değer kaybına neden olmaktadır. 

Türk Silahlı Kuvvetlerinin Afrin operasyonu başta ABD olmak üzere bölgedeki potansiyel çatışma ortamı siyasi risk algısını artırmaktadır.

Türkiye’de yatırım riskinin artığının göstergesi olarak kredi notu düşürülmüştür. Şöyle ki, Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s, Türkiye’nin kredi uzun vadeli tahvil notunu Ba1’den Ba2’ye düşürürken, kredi notu görünümünü de negatiften durağana çevirdi. Moody’s bu kararının gerekçesini ise iki maddeyle açıkladı. Bunlardan birincisi para politikasının efektifliğindeki erozyon ve temel yapısal reformlardaki gecikmeye bağlı olarak kurumsal yapıdaki güç kaybı. Bir diğeri ise,  yüksek cari açık, yüksek dış borç, yükselen global faizler ve politik riskler çerçevesinde dış şokların yarattığı artan riskler. Moody’s’in sunduğu bu gerekçeler doğrudan işaret etmese de, “dış şokların yarattığı artan riskler” ifadesiyle kredi notunun düşürülmesinde Afrin savaşının etkisinin olduğunu da gösteriyor”

“Beş bankanın görünümünün negatifte kaldı”

Ekonomist Şafaklı, Türkiye'ye ilişkin bir önceki not açıklamasını 18 Mart 2017'de yapan kuruluşun, kredi notunu "Ba1" seviyesinde tuttuğunu, görünümünü ise durağandan negatife çektiğini anımsatarak, durumun üzerine Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in aynı zamanda Türk bankaları için de ayrı bir açıklama yayınladığını belirtti. 

Açıklama kurumun 17 Türk bankasını değerlendirdiğine işaret eden Şafaklı,  Moody’s’in bu bankalardan 14’ünün uzun vadeli notlarının düşürüldüğünü, kalan üç bankanın notunun ise teyit edildiğini söyledi. Ekonomist Şafaklı, 12 banka ile ilgili görünümün durağandan negatife çevrilirken, kalan beş bankanın görünümünün negatifte kaldığını kaydetti.

“Kırmızı alarm veren en kırılgan başlıklar…”

Uluslararası Finans Enstitüsü’nün raporuna göre ise Türkiye’nin, Ukrayna ile birlikte en kırılgan ülke olarak öne çıkmakta olduğunu belirten Şafaklı, raporda, dış finansmana bağlılık, cari açık, net doğrudan yabancı yatırımların Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’ya (GSYH) oranının, döviz rezervinin kısa vadeli yükümlülüklerini karşılama oranının kırmızı alarm veren en kırılgan başlıklar olarak öne çıktığını söyledi. 

“Yarattığı algı olumsuz yansımakta”

“Bu durum Türkiye’de yatırım iklimi açısından artan risk algısını net olarak ortaya koymaktadır” diyen Şafaklı, Türkiye’de seçim ittifakına dönük yasal düzenlemenin rejim açısından ülke dışında yarattığı algının olumsuz yansımakta olduğunu kaydetti. 

Şafaklı, dış dünyanın Türkiye’nin Demokratik Hukuk Devleti olduğu konusunda yarattığı çelişkinin ise, olumsuz yansımakta olduğuna dikkat çekerek, Türkiye’nin cari açığının  artmakta olduğunu söyledi. 

“Cari açık en yüksek seviyeye ulaştı”

Şafaklı, şöyle devam etti, “Ocak 2018 itibariyle Cari işlemler açığı, bir önceki yılın Ocak ayına göre 4.402 milyon ABD doları artarak 7.096 milyon ABD doları olarak gerçekleşmiştir. 

Bunun sonucunda, on iki aylık cari işlemler açığı 51.572 milyon ABD doları olmuştur. Söz konusu gelişmede, ödemeler dengesi tablosundaki dış ticaret açığının bir önceki yılın aynı ayına göre 4.537 milyon ABD doları artarak 7.634 milyon ABD dolarına ve birincil gelir dengesi açığının 82 milyon ABD doları artarak 479 milyon ABD dolarına yükselmesi etkili olmuştur. Son on iki aylık cari açığın Mayıs 2014'den beri en yüksek seviyeye ulaştığı belirtilmektedir. Türkiye’nin dış borcu artmaktadır. 

banner41
Türkiye’nin tanınmış ekonomistlerinden Mahfi Eğilmez’e göre Türkiye’nin önümüzdeki bir yıl içinde yapması gereken dış borç ödemelerinin toplamı 102,6 milyar dolar olarak ifade edildi. 2017 yılının ilk 9 ayının sonunda Türkiye’nin toplam brüt dış borç stoku 438 milyar Dolar. 

Bu borç stokunun 129,4 milyar Doları kamu kesimine, 704 milyon Doları TCMB’ye ve 307,9 milyar Doları da özel kesime ait bulunuyor. Tablodan da görüleceği gibi son 10 yılda Dış borç stokunun GSYH’ya oranı % 36.9’dan %51.9’a yükselmiştir. Buna paralel aynı yıllar için toplam dış borç stoku 250 Milyon Dolardan 438 Milyon Dolara yükselmiştir”

“Merkez Bankasının faiz artırımı siyasi baskı altında”

Yabancı yatırımların Türkiye’den çıkış yapmakta olduğuna dikkat çeken Şafaklı, doğrudan yatırımlardan kaynaklanan net girişlerin, bir önceki yılın aynı ayına göre 149 milyon ABD doları azalarak 288 milyon ABD doları olarak gerçekleştiğini belirtti. 

Şafaklı, Merkez Bankasının faiz artırımının siyasi baskı altında tutulmakta olduğunu belirterek, dış dünyanın, Merkez Bankasının bağımsızlığına kuşku ile bakmakta olduğunu kaydetti. Türk Lirasının doğal olarak değer kaybetmekte olduğunu belirten Ekonomist Şafaklı,  bu yapının kısa vadede pek değişme olasılığının bulunmamakta olduğunu söyledi. 

Şafaklı, “Bu açıdan her türlü fonlamanın gelir ile aynı para cinsinden olması kuvvetle önerilmektedir. Bunun yanında döviz cinsinden yapılan kira ve benzeri işlemler için devlet yasal olarak tüketiciyi koruyan hükümler koymalıdır. Kurumsal fonlamalarda ise şirketler aktif ve pasif yapısını döviz cinsinden dengelemeli ve çağdaş finansal türev araçları ile riske karşı koruma mekanizmalarına başvurmalıdırlar” diye konuştu.

Uluslararası Sermayeli Firmaların Yabancı Ortaklarından Aldıkları Kredi

Uluslararası Doğrudan Yatırım Girişleri (Fiili Girişler) '(Milyon ABD Dolar)

2010    2011    2012    2013    2014    2015    2016    2017

9.099    16.182    13.744    13.563    13.119    18.002    13.343    10.830

6.221    14.145    10.128    9.936    8.371    11.713    6.913      5.568

6.256    16.136    10.761    10.523    8.632    12.077    7.534      7.437

35    1.991    633    587    261    364    621      1.869

384         24    980    578    427    2.133    2.540         619

2.494     2.013    2.636    3.049    4.321    4.156    3.890      4.643

Türkiye’nin enflasyon rakamları son yıllarda iki haneli olarak devam etmektedir

TÜFE (Yıllık % Değişim)

02-2018    10.26

01-2018    10.35

12-2017    11.92

banner22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
vatandaş 2018-03-18 22:46:39

dövizin de amına koyum dövizi yaratanında amına koyum

banner5

banner31