banner34
09 Mart 2018 Cuma 11:00
İşverenler Sendikası Başkanı: "İşçiler işverenlerin rakibi değil, ailesi"

Yeni Bakış'tan Özlem Çimendal'ın haberine göre, Asgari ücretli özel sektör çalışanının açlık sınırının da altında yaşam mücadelesi verdiği, ekonomik çarkların dönmediği ve hızla yükselen döviz karşısında eriyip toza dönen maaşların ödendiği KKTC’de gözler, yeniden belirlenecek olan asgari ücrete çevrildi.  

Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Münür Rahvancıoğlu: “Asgari ücreti belirleyenler özel sektörün yaşadığını yaşamayan mutlu azınlık”

Asgari ücretin belirlenirken, özel sektör çalışanlarının sesinin sağlıklı bir şekilde duyulacağı bir örgütlülüğün olmadığını belirten Bağımsızlık Yolu Genel Sekreteri Münür Rahvancıoğlu, asgari ücretlinin çektiği sıkıntıları anladıklarını söyleyen ancak onların yaşadıkları sıkıntıları yaşamayan mutlu azınlığın belirlediği bir asgari ücretin ortaya çıktığını vurguladı. 

“Belirleme yöntemi kabul edilebilir değil”

Asgari ücret saptama yönteminin de ülke şartları göz önünde bulundurulduğunda kabul edilebilir bir yöntem olmadığının altını çizen Rahvancıoğlu, önemli olanın saptanan asgari ücretle yaşayacak olan insanların sesine kulak verilmesi olduğuna vurgu yaptı. 

"Laf ola asgari ücret belirleniyor"

Rahvancıoğlu, “Bu yöntemle belirlenecek olan asgari ücret hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Sadece laf ola yapılan icraatlardan öteye gitmeyen, oyalama yöntemi temelinde hayat bulan bir sonuç ortaya çıkacaktır” şeklinde konuştu. 

“Birçok ceza ve harç asgari ücret üzerinden belirleniyor”

Asgari ücret belirlemede başka bir önemli sorunun daha ön plana çıktığına değinen Rahvancıoğlu, bunun da cezalar ve çeşitli yasal uygulamalar temelinde asgari ücretle bir bağlantı oluşturulması olduğunu ifade etti. Ravancıoğlu, “Asgari ücreti öyle bir kriter noktasına getiriyorlar ki, asgari ücret olması gereken seviyeye geldiğinde ortaya; birçok cezanın ve harcın da kat be kat yükseleceği bir tablo çıkıyor. Bu sadece ekonomik konularla ilgili değil, idari konularla ilgili de olarak, bir pranga haline getirilmiş durumda. Asgari ücretin üzerine bu kadar yük bindirilmesi, asgari ücretin değiştirilmesi noktasında bir sürü kurumun rahatsızlık beyan etmesine neden olan bir kilitlenme yaratıyor, bu çok yanlış bir şey” dedi. 

“Asgari ücret sadece yeme-içme beslenmeyi içermiyor”

En basit trafik cezasının bile asgari ücret üzerinden şekillenmesinin, asgari ücretin her şeyi etkileyen bir konuma gelmesine sebebiyet verdiğini anlatan Rahvancıoğlu, “Halbuki asgari ücret nedir? Özel sektörde çalışan insanların, en vasıfsız olanlarının alacağı minimum ücrettir. Bunun da yaşam ve sosyal refah seviyesi bağlamında çalışan emekçinin insanca yaşayacağı bir rakamda olması gerekiyor. Asgari ücret sadece yeme-içme değil, çalışanın sosyal refah seviyesinin de içerisine katılarak belirlenmesi gerekmektedir” ifadelerini kullandı. 

“Ruhu okşamaya çalışan sözlerden öteye geçilmiyor”

Asgari ücret ekseninde yapılan açıklamalarla ruhu okşamaya çalışan sözlerden öteye geçilemediğinin de altını çizen Rahvancıoğlu, “Bunun olmaması için de özel sektörün haklarını ve sesini duyuracak bir örgütlülüğün olması gerekmektedir” ifadelerini kullandı. 

“Asgari ücret artık bilimsel kriterlerle hesaplanmalı”

Yeni hükümetin asgari ücret belirlenirken, olması gereken bilimsel kriterleri göz önünde bulundurarak adım atmasının kaçınılmaz olduğuna vurgu yapan Rahvancıoğlu, miktarın belirlenirken özel sektör çalışanlarının ülke şartlarında içine düşürüldükleri çıkmazdan kurtulabilmelerine yardım olmak amacı ile de artırılabilecek en yüksek seviyede gerçekleşmesi gerektiğinin zorunlu olduğunu ifade etti. 

“Asıl muhatap özel sektörün de sesi duyulmalı”

Yılda iki ve daha fazla belirlenecek bir asgari ücret sisteminin olmasına rağmen yılda bir defa belirlenen bir asgari ücret sisteminin hayat bulduğuna da işaret eden Rahvancıoğlu, “Şu anda ilk etapta asgari ücret artırılabilir, ardından özel sektörün sesinin de duyulabileceği bir örgütlenme ile bilimsel veriler ışığında tekrardan bir görüşme yapılarak tekrar bir belirlemeye gidilebilir” diyerek, önemli olanın niyet ve kararlılık olduğuna dikkat çekti. 

YKP Örgütlenme Sekreteri Murat Kanatlı: “İlk olarak 26 yıldır açıklanmayan geçim endeksi açıklanmalı”

YKP Örgütlenme Sekreteri Murat Kanatlı da, 26 yıldır açıklanmayan geçim endeksi olan bir ülkede asgari ücret belirlenirken ilk yapılması gerekenin bunu açıklamak olduğuna vurgu yaparak, inandırıcı rakamların hayat bulması gerekliliğine vurgu yaptı.   

“DPÖ hazırladı ve açıklanmalı”

DPÖ’nün geçim endeksi konusunda her şeyin hazır olduğu ve kısa bir süre sonra açıklayacakları konusunda kamuoyunu bilgilendirdiğini de hatırlatan Kanatlı, “Demek ki belli bir çalışma yapıldı ve her şey hazır. Bu nedenle bir an evvel bunu açıklamaları gerekmektedir” dedi. 

"30 yıl önceki çağ dışı kriterler kullanılıyor"

Asgari ücretin belirlenmesi noktasında çağ dışı yöntemlerin hala uygulamada olmasını da eleştiren Kanatlı, “Siz 30 yıl önce kullandığınız asgari ücreti belirleme kriterlerini hala kullanmaya devam ediyorsunuz. Asgari ücret belirlenirken oluşturulan o sepet neye göre hazırlanacak. Bu vatandaş neye göre geçinir veyahut da geçinmez bunlar nasıl değerlendirilecek bunun güncellenmesi gerekiyor” şeklinde konuştu. 

“Ortaya çıkan sonuç gerçeği yansıtmıyor”

Geçim endeksi verilerinin ortaya konduğu ve çağdaş belirleme kriterlerinin hayat bulduğu bir ortamda belirlenecek olan bir asgari ücretin, otomatik olarak yukarıya çıkacağı görüşünü ifade eden Kanatlı, bunlar yapılmadan ortaya konan rakamların, özel sektör çalışanlarının insani yaşam hakkı çerçevesinde gerçeği yansıtmayacağı görüşünü dile getirdi.  

banner39
“Trafik cezasından çöp parasına kadar her şey asgari ücrete bağlı”

Ülkede trafik cezasından çöp parasına kadar her şeyin asgari ücret üzerinden belirlenmesinin yanlışlığına da dikkat çeken Kanatlı, “Asgari ücretin karşısına diğer insanlar getiriliyor. Asgari ücretin artması ile bu cezalar da artmaktadır. Bunun değiştirilmesi gerekiyor” dedi. 

“4 kişilik bir ailenin ev kirasından faturalarına her şeyi içerir”

Kanatlı ayrıca, asgari ücretin sadece yeme-içmeden ibaret olmadığı, en az 4 kişilik bir ailenin ev kirasından faturalarını, sosyal yaşantılarından beslenmelerini içeren bir miktarın konu olduğu bir anlayışın ürünü olduğunu dile getirdi.  

Kamu-Sen Başkanı Metin Atan: “Asgari ücret gerçek ve inandırıcı sepet rakamları üzerinden belirlenmeli”

KKTC’deki asgari ücretin keyfi uygulandığını vurgulayan Kamu-Sen Başkanı Metin Atan da, “Orada oturup hükümeti temsil edenler ile işadamları ve sendikalar, 100 TL’lik artış şeklinde pazarlığa başlıyorlar. Bu kabul edilebilir değil. DPÖ’nün gerçek ve inandırıcı verilerle açıkladığı sepet üzerinden belirlenmelidir asgari ücret” şeklinde konuştu. 

“Yaşam standardı kalmadı, açlık sınırının da altındayız”

KKTC’de özellikle özel sektör çalışanının yaşam standardı diye bir şey kalmadığını ve çalışanların açlık sınırının da  altında bir yaşam sürdürdüğünü dile getiren Atan, “Bugün dört kişilik bir ailede herkes bile çalışsa, ev kirası ve faturalardan geriye kalanla bile geçinmeleri oldukça zor” dedi. 

“Asgari ücret inandırıcı, tatmin edici ve çözüm üretici olmalı”

Artık asgari ücretin belirlenmesinde gerçek verilerle masaya oturulmasının vaktinin gelip çoktan geçtiğini söyleyen Atan, burada en önemli sorumluluğun DPÖ’ye düştüğüne dikkat çekti. DPÖ’nün gerçek ve inandırıcı verilerle, pratik hayat ile oluşturulacak bir sepet oluşturması gerektiğinin altını çizen Atan, belirlenecek olan asgari ücretin inandırıcı ve çözüm üretici nitelikte olması gerektiğinin altını çizdi. 

“TL ödenip döviz borçlanıyoruz”

KKTC’nin TL ödenip, döviz borçlanan bir ülke olduğu gerçeğinin asgari ücret belirlenirken göz önünde bulundurulmamasının en büyük yanlış olduğunu savunan Atan, “Bugün kimse döviz ödenmiyor ancak borçlanmalarımızın tümü neredeyse döviz. Döviz bugün tavan yapmış durumda. Belirlenecek olan asgari ücretin inandırıcılığı nerede kalmış olacak” diye konuştu. 

"Belirleyici kriterler de gerçeği yansıtmıyor"

Kriterlerde belirlenen verilerin de gerçeği yansıtmadığına işaret eden Atan, “Her şeyi kısıp en ucuzunu dikkat alarak bir belirleme yapıyorlar. Bu yanlış. DPÖ’nün bu verileri gerçek hayat pahalılığı verilerine göre ortaya koyması gerekmektedir. Emekçinin hak ettiği payın artık emekçiye verilmesi lazım” dedi.  

KTAMS Başkanı Ahmet Kaptan: "Asgari ücretli üzerinden yıllarca siyaset yapıldı"

KTAMS Başkanı Ahmet Kaptan ise, asgari ücretin belirlenmesi noktasında günün koşullarına uygun kriterler olmamasının ve gerçekçi ölçü birimlerinin hayat bulmamasının yanı sıra, bunun üzerinden yıllarca siyaset yapılmasına dikkat çekti. 

“Hayat pahalılığı artıyor, insanlar haftada 65 saat çalışıyor”

Hayat pahalılığı her gün artarken insanların haftada 65 saate yakın çalıştırıldığına ve sömürüldüğüne de dikkat çeken Kaptan, “Öncelikle DPÖ başta olarak Temel Sağlık Dairesi birlikte çalışarak, bir yetişkin ve bir çocuğun bireyin ihtiyaçlarını belirlemeli. Ancak bundan sonra Asgari Ücret Tespit Komisyonu doğru asgari ücreti belirlemelidir. Bu yapılmadığı sürece gerçekçi ve sürdürülebilir tatmin edici bir sonuç ortaya çıkmaz, el yordamı ile bir şeyler de düzeltilemez” dedi. 

İşverenler Sendikası Başkanı Mustafa Aroğlu: “İşçiler işverenlerin rakibi değil, ailesi”

İşverenler Sendikası olarak tüm çalışanların refah içerisinde çalışması gerektiği noktasında hemfikir olduklarını dile getiren Mustafa Aroğlu da, önemli olanın devletin de işverene sağlayacağı kolaylık ve destek neticesinde çalışanlara yapacağı maaş artışlarındaki tutumunun sürdürülebilir olması olduğuna dikkat çekti.  

“Biz de refah seviyesinin yükselmesini istiyoruz”

Aroğlu, “Bizim de bir İsviçre gibi gelir düzeyimiz olmasını ve sosyal refah içerisinde yaşamak hakkımızdır ve bu modelin hayat bulmasını isteriz. Bizim her zaman her hükümet döneminde bu doğrultuda birçok önerimiz oldu” dedi. 

“Hükümet, iş hayatının zorluklarla değil, kolaylıklarla yürümesini sağlamalı”

İş hayatının zorluklarla değil, kolaylıklarla yürümesi için hükümet tarafından gerekli adımların atılmasının önemine işaret eden Aroğlu, “Çalışanlar bizim rakibimiz değil, ailemizin bir parçasıdır. Bu bir zincirdir, işveren kazanırsa, bunu işçiye de yansıtır” ifadelerini kullandı. 

“Önemli olan yüksek ücret vermek değil, bunun sürdürülebilir olması”

Önemli olanın çalışana yüksek ücret vermek değil, bu verilen yüksek ücretin sürdürülebilir olması olduğuna dikkat çeken Aroğlu, “Çalışana hak ettiği emeğinin karşılığı olan yüksek ücreti vermek her iki taraf için de oldukça güzel ve verimli sonuçlar doğurur. Çalışan açısından işine daha bağlı motive olmuş ve verimli bir tablo ortaya çıkarken, işveren açısından da çalışanın kuruma bağlılığı ve sahiplenmesi tablosu da madalyonun diğer yüzünü oluşturmaktadır” diyerek, işverenlerin de işçilerin refah düzeyini yükseltecek artıştan yana olduğunu ancak, iş hayatının da devlet eli ile zorluklara değil kolaylıklara doğru itilmesi gerektiğini vurguladı. 

banner22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31