02 Mayıs 2020 Cumartesi 09:14
1233 Okunma
Korkmayın, Stalin çoktan öldü; sizi ısırmaz!

Birazdan salgın sonrası, yani önümüzdeki bir kaç ayla birlikte karşılaşabileceğimiz çok ciddi ekonomik sorunlardan bahsedeceğim… Tümü benim saptamalarım değil; “uzmanların” görüşlerini de içeriyor. Bir çeşit derleme, belki az buçuk “komplo teorisi”…
En baştan bazı çözüm önerilerimi sıralayayım, sonra “felaket senaryosu”ndan bahsederim.

-*-*-

Mesela, “… ekonomik temeli, kapitalist ekonomik sistemin tasfiyesi, üretim araç ve gereçlerinde özel mülkiyetin kaldırılması ve insanın insan tarafından sömürülmesinin yok edilmesiyle sağlamlaşmış sosyalist ekonomik sistem ve üretim araç ve gereçleri üzerindeki sosyalist mülkiyetle oluşrturamaz mıyız?”
Hemen “komünizim!” diyerek kızmayın, önerileriniz varsa, buyurun, siz de söyleyin!

-*-*-

Bir önerim daha var; “… Sosyalist mülkiyet, ya devlet mülkiyeti (halkın ortak mülkiyeti) ya da kooperatif - kollektif iktisadi mülkiyeti biçiminde olmalıdır”…
Ve ayrıca, “… Topraklar, yeraltı servetleri, sular, ormanlar, işletmeler, fabrikalar, kömür ocakları, maden ocakları, deniz ve hava yolu ulaşımı, bankalar, posta ve telefon, devletin örgütlediği büyük tarımsal işletmeler, belediye işletmeleri, kentlerde ve endüstri bölgelerinde evlerin arsa mevcudu devletin mülkiyetinde, yani halkın ortak malı olmalıdır”…

-*-*-

Bir de, unutmadan yazayım; “… bireysel köylülerin kişisel emeğe dayanan ve yabancı emek sömürüsünü dışlayan küçük özel çiftliklerine ve küçük zanaata yasal olarak izin verilecektir.”

-*-*-

Ve şunu da ekleyeyim; “… Yurttaşların kendi çalışmalarıyla elde ettikleri gelir ve tasarruflar, konut, eve ait yan işletmeler, ev işleri ve ev idaresi eşyaları, kişisel ihtiyaç ve konfor eşyaları üzerindeki kişisel mülkiyet hakkı ve vatandaşların kişisel mülkiyet üzerindeki miras hakkı, yasalarla güvence altına alınacaktır.”

-*-*-

Yurttaşlarımız çalışma hakkına, yani harcadıkları emeğin niteliğine ve niceliğine göre ücret aldıkları bir iş güvencesi içinde olacaklar, ekonomik kriz olasılığının ortadan kaldırılması ve işsizliğin tasfiye edilmesiyle iş güvenceleri güvence altına alınacaktır…

-*-*-

Yine yurttaşlarımız dinlenme hakkına sahip olacaktır. Dinlenme hakkı, işçi ve ücretli memurlar için sekiz saatlik işgününün saptanması, çalışma koşulları zor olan bir dizi meslek için işgünü süresinin 7 ve 6 saate indirilmesi ve çalışma koşulları daha da ağır olan bazı işletme bölümlerinde ise bu sürenin 4 saate düşürülmesi, işçi ve görevliler için her yıl paralı izin verilmesi ve emekçilerin hizmetine sunulmuş çeşitli dinlenme merkezleri ve kulüplerden oluşan kapsamlı bir ağla güvence altına alınacaktır.

-*-*-

Yurttaşlarımız, yaşlılık, hastalık ve engellilik durumlarında maddi bakım görme hakkına sahip olacaktır… Bu hak, işçi ve ücretli memurlann sosyal güvenliğinin, devlet hesabına, giderek daha fazla gelişmesi, emekçilere parasız sağlık hizmeti sunulması, emekçilerin hizmetine sunulmuş kapsamlı bir tedavi merkezleri ağıyla güvence altına alınacaktır…

-*-*-

Tüm yurttaşlar, mutlak eşit anlamında eğitim hakkına sahip olacaktır. Bu hak, genel temel eğitim zorunluluğu, parasız 9 yıllık eğitimi içerecektir; iyi notlara sahip yüksek okul öğrencilerinin eğitimleri için devlet çiftliklerinde, makine ve traktör istasyonlarında emekçilerin parasız üretim, teknik ve tarımsal eğitiminin örgütlenmesiyle güvence sağlanacaktır.

-*-*-

Ülkede, ekonomik, devletsel, kültürel, toplumsal ve politik yaşamın bütün alanlarında kadın erkekle eşit haklara sahip olacaktır. Bu hakların gerçekleştirilme olanağı, çalışma, emeğinin karşılığını alma, dinlenme, sosyal güvenlik ve eğitim hakkı konusunda erkekle eşit kılınmasıyla güvence altına alınacaktır. Kadının yükü ana ve çocuğun devlet koruması altında olması, çok çocuklu ve yalnız annelere devlet yardımı sağlanması, paralı hamilelik izni verilmesi, mükemmel bir doğumevi, çocuk bahçeleri ve kreşleri ağının kurulmasıyla hafifletilecektir.

-*-*-

Yurttaşlar, ekonomik, devletsel, kültürel, toplumsal ve politik yaşamın bütün alanlarında hangi milliyetten, hangi ırktan olurlarsa olsunlar eşit haklara sahip oluşları mutlak bir yasa olacaktır. Bir ırka ya da milliyete ait olduğu için herhangi bir yurttaşın haklarını, ne surette olursa olsun sınırlayan ya da aynı nedenle bir yurttaşa doğrudan ya da dolaylı imtiyaz tanıyan, aynı şekilde, ırksal ya da milli bir dışlama ya da ırksal ve milli bir nefret propagandası yapan ve bir ırkı ya da milliyeti horlayanlar hakkında yasal kovuşturma yapılacaktır. (İdam cezası dahil).

-*-*-

Yurttaşların vicdan özgürlüğünü sağlamak için camiler ve tüm inançlar devletten, okullar camilerden ayrı tutulacaktır. Bütün yurttaşlar dinsel ibadet özgürlüğüne ve din karşıtı propaganda yapma özgürlüğüne sahip olacaktır.

-*-*-

Yurttaşların şu haklan kesinlikle yasalarla güvence altına alınacaktır:
a) Konuşma özgürlüğü,
b) Basın özgürlüğü,
c) Miting ve toplantı özgürlüğü,
d) Yürüyüş ve gösteri özgürlüğü.

-*-*-

Yurttaşların bu haklan, emekçilere ve emekçi örgütlerine, bu hakların kullanılması için gerekli olan basımevleri, kağıt stokları, kamu binaları, caddeler, posta ve telekomünikasyon ve diğer maddi koşulların sunulmasıyla güvence altına alınacaktır.

-*-*-

Yurttaşların toplumsal örgütlerde, sendikalarda, kooperatif birliklerinde, gençlik örgütlerinde, spor örgütlerinde, kültür birliklerinde, teknik ve bilimsel derneklerde birleşme hakkı sağlanacaktır.
Bu arada işçi sınıfıyla diğer emekçi kesimlerin en aktif ve kararlı yurttaşlar, sosyalist sistemin gelişmesi ve sağlamlaşması için mücadelenin öncü gücünü ve emekçilerin gerek toplumsal, gerekse de iktidar organlarının yönetici çekirdeğini oluşturan Kuzey Kıbrıs Komünist Partisi içinde örgütlenecektir.

-*-*-

Yurttaşların kişilik hakları ihlâl edilmeyecektir. Hiç kimse, mahkeme kararı ya da savcılığın izni olmadan tutuklanamayacaktır.

-*-*-

Yurttaşların konutlarının dokunulmazlığı ve haberleşme gizliliği yasalarla korunacaktır.

-*-*-
Emekçilerin çıkarlarını savundukları için veya bilimsel faaliyetleri nedeniyle ya da ulusal kurtuluş mücadelesi yürüttüklerinden dolayı kovuşturulan yabancı ülke yurttaşlarının iltica hakkı tanınacaktır.

-*-*-

Yurttaşlar, yasalara uymak, çalışma disiplinini korumak, toplumsal yükümlülüklerini dürüstçe yerine getirmek, sosyalist toplum yaşamının kurallarına dikkat etmek zorundadır.
Toplumsal sosyalist mülkiyete karşı suç işleyen kişiler halk düşmanıdır.
Askerlik yükümlülüğü kanundur. Kuzey Kıbrıs Komünist Ordusu safında askerlik hizmeti yapmak yurttaşlar için onurlu bir görevdir.

-*-*-

Kısacası, özetleyecek olursak; çalışacağız, iznimizi kullanacağız, işten çıkarılmayacağız, herkesin bir konutu olacak, vatandaşın evden işine ücretsiz ulaşım hakkı bulunacak, her çocuğa 3 yaşına kadar ücretsiz olarak süt verilecek, her doğum yapan anneye – gerekirse babaya üç yıl doğum izni verilecek, parasız sağlık hizmeti mutlak anlamda sağlanacak, üniversiteye girip bitiren her öğrenciye devlet tarafından iş bulma garantisi verilecek, okul öncesinden üniversiteye kadar eğitim tamamen bedava olacak.

-*-*-

Neden bütün bunlar olmalı?
Veya nerede bunlar oldu?
Olabilir mi?
Yoksa hayal mi?

-*-*-

Yukarıdaki önerilerin büyük çoğunluğu, Stalin Sovyetleri’nin dönemindeki yaşamdan “çaldığım” önerilerdir.
Parti kurmadım…
KKKP kısa ismiyle anılan partinin adını öylesine yazdım!
Az biraz şaka ama içinden çıkarılacak çok ders olduğu inancındayım!

-*-*-

Peki neden bu öneriler?
Çünkü koronavirüs salgını sonrası yeni hayatımızın toparlanması gerekecek.
Dünya’da hemen tüm kapitalist ekonomiler çökecek.
1,6 milyar insan işsiz kalacak.
1 Trilyon Dolar kriz maliyeti yaşanacak.
Salgın nedeniyle kısıtlamalar devam etmek zorunda kalacak; ülkemize turist gelemeyecek, gelmesi çok zor olacak.
Biz yurt dışına belki de hiç gidemeyeceğiz!
Çünkü, “salgınla ilgili aşımız olup olmadığı sorulacak”…
Ve bu aşıyı hangi resmi kurumun yaptığı ile ilgili belge istenecek!
KKTC Sağlık Bakanlığı’nın aşısı, tıpkı patates sağlık belgesi gibi, Mersin Gümrüğü’nden geri dönebilecek!

-*-*-

Evet, Dünya ekonomisi geneline pek entegre değilmiş gibi duruyorduk ama yine de son derece ciddi anlamda etkileneceğimiz mutlaktır!

-*-*-

İnsanımıza iş üretme zorunluluğumuz olacak!
Türkiye’den nakit akışı imkansız halini sürdürecek!
Turizm, tarım, hayvancılık, balıkçılık ve üniversitelerin devlet ve kooperatifleşme usulüyle sürdürülmesi kaçınılmaz hale gelecek.

-*-*-

Özel sektörün aşırı kar hırsı ile konut sektörünün, özel eğitimin sürdürülmesi şansı ortadan kalkacak!
Özel – kamu farkımız çok korkunç boyutta, sosyal güvenlik eşitsiz olacak.
Gelir eşitsizliği, adaletsizliği büyüyecek.
Orta sınıf ortadan kalkacak; yoksulluk ve yoksullar artacak!
Yollarımız daha gidilmez olacak!

-*-*-

Sonuç: Neo liberal veya vahşi kapitalist teoriler tamamen devrilmiştir!
Yerli üretim, yerli tüketim, yerli istihdam kaçınılmazdır; bunu herkes kabul ediyor. (Ersin Tatar kendisi söylüyor).
O zaman, yukarıya aldığım önerileri tek tek değerlendirin; korkmayın, Stalin çoktan öldü; sizi ısırmaz!

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
CypTr 2020-05-02 14:19:10

Sayın İncirli, daha önceki bir yorumumda yazmıştım, ada değil dünyanın sosyal adaletli kurtuluşu Sosyalizm ile olacaktır. Tabi siz dramatik olsun okunsun diye Komünizm üzerinden gitmişsiniz. Yorumumda bahsetmiştim; özellikle de küçük ada devletleri için biçilmiş kaftandır Sosyalizm. Adada bunu becerebilmek tabi ki mümkündür fakat ne yazık ki bu mümkün olsa bile dünya ile entegre olmak da önemlidir. Bu nedenle ilk adım olarak adanın birleşmesi kaçınılmazdır. Sonrasında Kıbrıs adası olarak partiler, gerçek politikacılar (hırsızlık yapmayan, akrabasına ona buna çıkar sağlamayı düşünmeyen), akademisyenler ile bir forum yapılıp, Sosyal Adalet içeren bir yasalar topluluğu oluşturup halka sunabilir. Sosyalizm, Komünizm değildir, hele tek parti tek lider yönetimi hiç değildir. Halkımız özellikle Kuzey Avrupa ülkeleri Halk ve İşçi partilerinin programlarını okumalı, bilgi sahibi olmalıdır.

Avatar
Gibri 2020-05-02 17:39:17

Sabahları izlerik , yazılarnında , hepsine katılmakla beraber uzun süre yorumlarınızı beklerik