29 Ağustos 2020 Cumartesi 08:54
1326 Okunma
Koronavirüs korkusu!

Türkiye’den bazı arkadaşlarla konuşuyoruz, “bizde koronavirüs salgını resmi olarak açıklanan rakamların çok üzerinde” dedi bir kişi…

Cumhuriyet gazetesine konuşan altı ilin tabip odaları başkanlarının açıklamaları da ürkütücü…

-*-*-

KKTC’de “pozitif” çıkanların yüzde 70’ten fazlası Türkiye’den gelenler…

Bizde gündemimizin en önemli maddeleri bu konuyla alakalı.

Kapıyı kapatalım mı?

Veya karantina uygulayalım mı?

-*-*-

Bu bir siyasi tercih meselesidir.

“Kapanamayız, karantina da uygulamaya gerek yoktur, gereken tedbirler alınmıştır” demek bir siyasi tavırdır.

“Kapatalım, karantina uygulayalım” demek de aynı şekilde siyasi tavırdır.

-*-*-

“Tamamen kapanırsak batarız” demek siyasi tavırdır.

“Hiç batmayız, kapanmalıyız” diye görüş belirtmek de siyasi tavırdır.

-*-*-

“Ben haklıyım” demek siyasi tavırdır, “hayır ben haklıyım” demek de aynen öyledir.

-*-*-

Sonuçta kimin haklı, kimin haksız olduğuna, önümüzdeki süreç karar verecek.

Bir şekilde seçmen, bu süreci değerlendirecek ve sandıkta belki de ona göre oy atacak.

-*-*-

“Kapanmayalım, karantina uygulamayalım, Türkiye’nin desteği ile aldığımız tedbirler yeterlidir, sağlık sorunumuz yoktur” diyenler başarılı olursa; salgın kontrolden çıkmayacak, ekonomi de bir nebze olsun nefes alır halde olacaktır.

-*-*-

Evet durum ciddidir.

Ürkütücüdür.

Ama “karar vermek” o kadar da kolay değildir.

-*-*-

Bizde tedavi görenlerin durumları gayet iyidir.

Aldığımız bilgilere göre, ciddi sağlık sıkıntısı olan pozitif hasta yoktur.

Türkiye’de bu durumdakiler hastanelere dahi alınmamakta, kendi evlerinde “self izolation” dediğimiz, kendi kendine karantina uygulamaları istenmektedir.

-*-*-

İngiltere’de “pozitif” bir çok insan iş başı yapmak zorundadır ve devlet, kendilerine, “evde kalın, size evde kalacağınız 15 gün için 168 Sterlin (günde 13 Sterlin) ödeyelim” denmektedir.

-*-*-

Elbette gönül arzu ederdi ki, kapandığımız zaman, kendi kendimize yeter bir iç dönüşüm olsun. Ama ne yazık ki olası bir ikinci birkaç aylık kapanma, sadece özel sektörü değil, tüm ekonomiyi kökten sarsar!

Tüm ekonomi zaten kökten sarsılmadı mı?

Bu soru haksız değil ama bu soruya verilecek “hayır sarsılmadı, kamuda en küçük bir sıkıntı yaşanmış değil” diye yanıt vermek de yanlış olmaz.

-*-*-

Şunu söylemek de bence yanlış değil; “Başbakanın verdiği karar”, yani karantinaya veya kapanmaya gerek duyulmadığını ifade etmesi, aslında öteki duruşa göre çok daha fazla cesaret isteyen bir karardır…

Bu saptamayı hafife almamak lazım.

Çünkü, “kapatın, karantina uygulayın” demek, takdir edeceksiniz ki, “çok kolay” söylenebilen bir durumdur.

-*-*-

Seçim sath-ı mâiline girmiş olmak, haliyle bu tartışmayı daha da önemli hale getirmiştir.

-*-*-

Şu anda vatandaşın en çok yapması gereken, kişisel tedbirlerine mümkün olduğunca sıkı sıkıya sarılmaktır.

Maske, mesafe, hijyen…

-*-*-

Bu arada özellikle okulların açılmaması bilim insanlarının “kabul ettiği” veya “uygulanmasını desteklediği” yöntem değildir. İngiltere’de hükümetin sağlık danışmanlarına ve haliyle Başbakan’ın açıklamalarına yansıyan, “Covid 19’un çocuklara verebileceği zarar, okula gitmemelerinden fazla olamaz” şeklinde özetlenebilir.

-*-*-

Neyse, elbette sağlık endişemiz vardır.

Kesinlikle koronavirüs korkusu hatta fobisi çok gelişmiştir.

Benim gibi aşırı şişmanların işinin çok daha zor olacağı da ayrı bir söylemdir.

-*-*-

Perşembe sabahı Kanal T’de program konuğum Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Nazım Çavuşoğlu’ydu.

Program büyük ilgi gördü.

Çünkü Türkiyeli üniversite öğrencilerinin KKTC’deki üniversite tercihleri, bu korkunç dönemde hiç düşmemiş, artmıştı. Doğrusu şahsi beklentim, geçen yıla göre yarı yarıya düşmesiydi.

Şimdi, “kayıt” zamanı.

-*-*-

Çözüm bekleyen sorunlar, sorular ve endişeler var…

Nasıl kayıt yapacaklar?

Nasıl gelecekler?

Gelmezlerse yandık! (Ekonomi)

Gelirlerse, yine yandık! (Salgın)

-*-*-

Çavuşoğlu ile ilk, orta ve liselerimizde ne yapılacağı konusunu da ayrıntılı konuştuk.

-*-*-

Derken, program bitti…

Günlük işlerim, yemeklerim, toplantılarım, derken gece Bilbay Eminoğlu aradı, “… abi Nazım Çavuşoğlu koronavirüs olmuş, hastaneye yatırdılar diye bir söylenti var” dedi.

Yemin ederim, ödüm b.kuma karıştı!

“Öd” nedir o an anladım!

-*-*-

Hemen bir daha banyoya girdim.

Şampu, sabun, “ırkçılık gibi olacak” ama Arap sabunu, ne varsa, vücudumu kazarcasına yıkandım.

Yüzümün adeta rengi değişti.

Derileri yüzer hale geldim.

Akabinde iki yudum viski ile gargara yaptım. (Sonra yuttum, itiraf ediyorum)…

Bu hayatımda bir ilktir.

Viski ile gargara.

Ardından yarım bardak tuzlu su ayarladım, onunla da gargara yaptım.

Sonra iki bardak buz gibi limonata içtim.

Aklıma öyle geldi.

Ve balık yedim!

Daha çok vitamin diye düşündüm!

Her tarafı da aradım.

“Yalandır yahu” denilmesine rağmen, (dün) bu satırları yazarken bile gözüm – kulağım hep haberlerde, Nazım Çavuşoğlu adını görmeyi, işitmeyi adeta bekler haldeydi.

-*-*-

Kısacası, çok kötü ve endişeli durumdayız.

Ama ekonomik anlamda da ciddi endişelerimiz vardır.

Hem devlet hem de kişiler olarak, her açıdan tedbirli olmanın en acil noktasında olduğumuz bir gerçek.

Ve bence, hükümet, elden geldiğince gerekeni yapmaya çalışıyor; biz de maksimum kişisel tedbirler için çalışalım. 

Ve bekleyelim.

Anahtar Kelimeler:
Serhat İncirli
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.