banner40
27 Mart 2018 Salı 11:00
Nami: "Türkiye ile beraber bu hesaplamalar yapıldıktan sonra eğer makul ise adım atılacak"

Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami, Türkiye’den denizaltından kablo ile elektrik getirilmesi projesi ile ilgili olarak ilk önceliklerinin elektriğin maliyetinin ne olacağı ve yenilenebilir enerji kaynakları bakımından yeni fırsatlar yaratıp yaratmayacağı olduğunu söyledi.

Nami, kendileri için önemli olanın tüketicinin elektriğe ödeyeceği maliyeti aşağıya çekebilmek olduğunu ifade ederek, Türkiye’den elektrik getirilmesi noktasının buna bağlı olduğunu söyledi. Kıbrıs Türk toplumunun çıkarına olabilecek her türlü adımı atmaya hazır olduklarını kaydeden Nami, Türkiye ve bakanlığının bu noktada oturup ciddi bir fizibilite çalışması yapacağını belirtti. Nami, çalışmanın ardından bu proje için net şeyler söyleyebileceklerini ifade etti.

Ekonomi ve Enerji Bakanı Özdil Nami,Havadis'ten Bertuğ Topal'a dövizin durdurulamayan artışından, ihracat-ithalat rakamlarına, müzakere sürecinden, doğal gazın müzakerelere etkisine kadar bir çok konuda açıklamalarda bulundu.

Soru: Ülkemiz aslında bizim sebep olmadığımız ancak en fazla da bizi etkileyen bazı ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor. Türk Lirası’nın gün geçtikçe dış gelişmeler nedeniyle değer kaybetmesini nasıl değerlendiriyorsunuz? Ülkemizin ekonomik durumuna ne kadar etki ediyor bu durum?

Nami: Ülkemizde tüketimin önemli bir bölümü dövize endeksli harcamalardan oluşuyor. Özellikle konut alımı, araç alımı, elektronik cihaz alımı gibi konularda dövizin kullanıldığını biliyoruz. Diğer taraftan halkımızın geliri büyük ağırlıkla TL. Kiraların da büyük kısmının döviz olduğu bir ülkede yaşıyoruz. Bunları bir araya koyduğumuzda kur oynamalarının önemli riskler getirdiğini görüyoruz. Elbette kendi para birimimizin olmaması nedeniyle bu konudaki hareket alanımız dar. Genel ekonomik açıdan baktığımızda halkın borçlanmasını Türk Lirası’ndan yapmasını özendirecek tedbirleri hayata geçirmemiz lazım. Bunun için de ülkemizdeki TL borçlanma maliyetini aşağıya çekmek için neler yapılabilir bununla ilgili bilimsel araştırmalar yapmamız gerek. Merkez Bankası’nın bu konuda ortaya koyacağı katkılar vardır, diğer bankalarımızın görüşleri mutlaka alınacaktır. Eğer hükümetin müdahaleleri ile borçlanma maliyetini aşağıya çekebilecek imkanlar var ise bunları süratle devreye koymak gerek.

Diğer taraftan ülkedeki döviz girdilerini artırmak gerek. Bunun yolu da ihracatı artırmaktan geçer. Bu ürün ihracatı olabileceği gibi hizmet ihracatı da olabilir. Bunlar uzun soluklu çalışmalar. Onlarla ilgili göreve geldiğimiz günden beri kendi içimizde bir çok toplantı yaptık. Acaba ekonomiyi dünyaya açacak, dış pazara ulaşmamızı sağlayacak tedbirler neler olabilir. Bunlar üzerinde çalışmaya devam ediyoruz.

Soru: Ülkemizdeki TL borçlanma maliyetini aşağıya çekmek için çalışmalar yapılabileceğinden bahsettiniz. Dosya masrafı veya faiz gibi giderlerden mi bahsediliyor. Bu çalışmaları neleri içeriyor olacak?

Nami: Bütün bunlar aslında faizin bir parçası. Esas ana unsur aslında TL üzerinde olan faizdir. Bu da büyük ölçüde bizim kontrolümüzde değil. Türkiye’nin kendi şartları içerisinde oluşuyor bu faiz. Ama yine de bizim kendi mevzuatımızdan kaynaklanan ve Türkiye’de oluşan bu faizin üzerine bindirilmek zorunda kalan bazı maliyet unsurları vardır. Bunların tekrar gözden geçirilmesi mümkündür. Gözden geçirildikten sonra ne yapılabilir bu başka bir konudur. Çünkü bu masraflar da zaruretten konulmuştur. O ihtiyaç halen daha devam ediyor mu? Ne ölçüde devam ediyor? Bu noktada çok ciddi çalışmaların yapılması gerekiyor. Eğer bir imkan varsa süratle hayata geçirilmesi lazım. Bununla ilgili çalışmalar başlatıldı, Başbakan’ın da bu yönde bir açıklaması oldu. O çalışmanın süratle bitirilip ne yapılabileceğinin halkla paylaşılması için elden gelen yapılacak.

Soru: Türkiye’den deniz altından elektrik getirilmesi noktasında hükümetin duruşu nasıl olacak? Proje için herhangi bir girişim veya ilerleme mevcut mu? Bu konuda bakanlığınız döneminde hangi adımlar atılacak?

Nami: Hükümetin bu noktada duruşu hükümet programına da baktığınız zaman ülkede enerji arzında çeşitlendirme şarttır deniyor. Sağlanan enerji kalitesini yükseltmek şarttır ve maliyetleri düşürmek şarttır deniyor. Bunu nasıl hayata geçirebiliriz bu noktada kabloyla enerji getirilmesi elbette bu amaçlara ulaşmada önemli bir unsur. O yüzden ilke olarak çok olumlu bakıyoruz. Göreve geldiğimizde bu konuyla ilgili yapılan çalışmaları talep ettim ve gözden geçirdim. İlgili birimlerle istişarelerde bulundum. Bu çalışmalar devam ediyor. Sayın Türkiye Cumhuriyeti Büyükelçisi göreve geldiğimizde bir nezaket ziyareti yaptı. O ziyarette de bu konuyu ele aldık. Bu çalışmaların daha da detaylandırılarak tam bir fizibilite oluşturulması için neler yapılması gerektiğini değerlendirmeye başladık. Kıb-Tek Yönetim Kurulu ile de bu konuyu görüştük. Bu sadece kendi içimizde şekillendirebileceğimiz bir konu değil. Türkiye’deki muhataplarımızla da bir araya gelip oluşturulmuş istişareleri aktarmamız gerek. Bizim için önemli olan tüketicinin ödeyeceği maliyeti aşağıya çekebilmek. Dolayısıyla bu işin maliyetinin ne olacağı, kimin tarafından karşılanacağı konularının net bir şekilde cevap bulması lazım.

banner41
Diğer taraftan bu proje sayesinde ülkemizde orta vadede yenilenebilir enerjisinden faydalanma imkanını artırmamız gerek. Dolayısıyla projeyi ona hizmet edecek şekilde kurgulamamız şart.

Eğer halkımızın ödeyeceği faturaları artırmayacak, bilakis düşürecek bir sonuç ortaya çıkarsa ve gerçekten yenilenebilir enerji konusunda önümüzü açacak bir kurgu ortaya çıkarsa o zaman bu konuda somut adımlar atma safhasına geçeceğiz.

Soru: İthalat ile ihracat rakamları arasında ciddi bir kopukluk var. Neredeyse ihracat ithalatın onda birine denk geliyor. Bu konuda bu makasın kapatılabilmesi için ne gibi çalışmalar planlıyorsunuz?

Nami: Bizim mal ithalat ve ihracatımıza baktığımızda Türkiye ile bu dengeyi oluşturmamız imkansız. Dolayısıyla aradaki farkı hizmetlerle kapatmamız gerek. Bu ne olabilir: Turizm, eğitim için buraya gelenlerin harcadıkları paralar olabilir. Gerçi bugün itibarı ile baktığınızda onları da bu rakama dahil ettiğinizde yine bir açık var. Bunun çok kısa vadede bir çözümü yok. Buna daha çok orta ve uzun vadeli çareler üretebiliriz. Bunlar için de köklü reformlara ihtiyacımız var. KKTC ekonomisi komşularına göre çok küçük bir ekonomi. Dolayısıyla maliyet temelli rekabeti kazanmamız mümkün değil. Bizim son derece katma değer üreten, kaliteye odaklanan ve ürünlerimizi son derece kendine has ve özel yapan üretim modellerine geçmemiz gerek. Bu narenciyede de olabilir, ihraç ettiğimiz başka sanayi ürünlerinde de olabilir. Hitap edeceğimiz piyasalarda olmayan size has ve albenisi yüksek olan ürünlere geçmemiz gerek. Burada ürettiğiniz standart bir portakalın Türkiye’de üretilen standart bir portakal ile rekabet şansı yok. Çünkü onlar çok büyük piyasa. Ölçek ekonomisini ve teknolojiyi çok iyi kullanarak maliyetleri çok aşağıya çekebiliyorlar. Biz hem ölçek ekonomisinden faydalanamıyoruz, hem de teknolojik yatırım yapma kabiliyetimiz onlar kadar yüksek değil hem de nakliye ücreti ödemek zorunda kalıyoruz. Onun için bunlar baktığımızda devlet teşviki olmadan bu ürünleri satmamız mümkün değil, devletin de teşvik verme imkanı son derece kısıtlı.

Bizim yapmamız gereken ne üretiyorsak onu farklılaştırmamız gerek. Maliyetleri çok verimli çalışıp aşağıya çekerken esas itibarı ile o birim maliyete karşılık yarattığımız katma değeri çok yüksek noktaya çekmemiz gerek. Bileceğiz ki KKTC ürünleri gittikleri piyasada biraz daha pahalı olacak ama kalite olarak ve tatmin ettiği ihtiyaç bakımından rakiplerine göre üstün olacak. Eğer bu noktaya taşıyabilirsek üretimi o zaman bu dengesizlikler ortadan kalkar.

Soru: Siz de yıllarca müzakerecilik ve Dışişleri Bakanlığı yaptınız. Mevcut hidrokarbon yatakları ve kazılar kapsamındaki sıkıntılar ve uluslararası krize dönüşen durum zaten adeta buzdolabına kapanan Kıbrıs sorunu ve müzakereleri nasıl etkiler?

Nami:Kıbrıs sorunu durağan bir döneme girdi. Durağan döneme girmesinin sebebi doğal gaz değil. Durağan döneme girmesinin yegane sebebi Sayın Anastasiadis’tir. Hidrokarbon konusu olmasına rağmen biz müzakereleri başarıyla yürüttük ve tarihi bir ilk gerçekleştirerek müzakereleri Kıbrıs Konferansı’na kadar taşıdık. BM Genel Sekreteri’nin ifadesiyle çözüm için gerekli tüm unsurları masanın üzerine koyduk. Kıbrıs Konferansı’nda bu iş bitirilebilirdi. Bitirilmemesi Anastasiadis’in kendi kararı oldu. Bugün de Kıbrıs konusunda ilerleme olmamasının sebebi Anastasiadis’in sonuç odaklı takvime bağlı bir müzakere sürecini kabul etmemesidir. Eğer bunu kabul etse bu süreç süratle başlar biter ve statüko sona erer. Kıbrıs Türk tarafı ve garantör ülkelerin buna hazır olduğu zaten biliniyor ancak buna hazır olmayan tek kişi Sayın Anastasiadis’dir. Anastasiadis, Cumhurbaşkanımıza çağrıda bulunuyor diyor ki ‘gel sosyal içerikli bir yemek yiyelim. Ama açıklama yapıyor sadece sosyal içerikli olabilir ve hiçbir ön şart kabul etmiyor. Bu tamamen içi boş, bizi hiçbiryere taşımayacak bilakis müzakerelerin geldiği aşamayı geriye düşürecek bir yaklaşımdır. Bütün dünyaya çözümü engelleyen tarafın Rum lider olduğunu net bir şekilde gösterdik.

Soru: Hidrokarbon konusu müzakerelerin neresindedir?

Nami: Hidrokarbon konusunu Anastasiadis anlamlı müzakere yapmamak için kullanıyor. Geçmişte de bunu yaptı şimdi de yapıyor. Hidrokarbon konusunda Kıbrıs Türk tarafı hiç ilk adımı atan taraf olmadı. Hep Rum tarafı ilk adımı attı, Türk tarafı onu dengelemek için adıma attı. Türk tarafı ayrıca Rum tarafına şunu söyledi: ‘Eğer kapsamlı çözümden önce adım atmak şart ise, dünyadaki enerji sektörünün dinamiklerinden dolayı o zaman gelin bunu beraber yapalım.’ Ama bundan da hep kaçındılar. Sebebi bu modalitelerinimkansız olması değil. Bu konuyu müzakere masasında koz olarak kullanma arzulardır. Türk tarafı buna izin veremez ve mecburen kendi adımlarını atıyor. Bu konu yıllardan beri var ama müzakerelerin anlamlı şekilde devam etmesini engellemedi. Ama tüm bu adımlar için yeter ki Rum tarafının niyeti belli olsun.

Soru: Doğu Akdeniz’deki durum ile alakalı öngörünüz nedir? İtalyanlara bir geri adım attırıldı ancak şimdi de Amerikalılar geliyor. Bu endişeniz var mı?

Nami:Gerçekten endişeliyim. Dünyadaki örneklerine baktığımızda bu tip doğal kaynaklar mevzubahis olduğunda olayların süratle kontrolden çıktığını görüyoruz. Umarım bu güzel adamızda bu kadar Avrupai iki tane toplum dünyada başka yerlerinde yaşanan kötü örnekler yerine Avrupai yaklaşım sergilerler. Diyalog yoluyla birbirlerine yardımcı olarak bu konunun üstesinden gelirler. Türk tarafı kesinlikle gerginlik istemiyor. Gerginlik adanın her iki tarafındaki ekonomiye de darbe vurur. Diyalog çerçevesinde bir orta yol bulunabilir. Ben bu çerçevede Rum tarafındaki muhatabımla istediği herhangi bir platformda görüşmeye hazır olduğumu açıkladım. Kendileri cevap bile vermediler. Bunun BM çatısında da olabileceğini söyledim ama cevap verme tenezzülünde bile bulunmadılar. Kültürel Miras konusu olsun, diğer konularda BM çatısı altında bir çok çalışmayı yaptık, bu konuda da çalışmalar yapılabilir ama yeter ki niyet olsun. Bizde bu niyet var ve umarım onlar da barış yolunu seçer ve beraber bir adıma imkan verirler.

banner22
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31