23 Temmuz 2020 Perşembe 08:12
4625 Okunma
Özel jete bindim, Avrupa’da indim, ırkçılık  yapmayalım dedim ve Akacan’a selam verdim!

Konu 1: 
Saat 17.00’ye kadar bekledim.
Özel jet geldi mi?
Bu özel jetin yolcusu 8 kişiye PCR yapılmadan, Merit Otel’e götürüldü mü?
Belki otel bir açıklama yapar; yapmadı. O saate kadar.
Devletten çok özel öğrenebildiğim; “1 tanesi pozitif”… 

-*-*-

Açılma kararını kesinlikle destekliyorum, “evet açılmalıydık aksi takdirde açlıktan ölecektik” noktasında olmasam da, “evet açılmalıydık çünkü ekonomi bir miktar da olsa kımıldamak zorundaydı” noktasındaydım.
Daha doğrusu, “ilk başta”, birinci fikirdeydim, daha sonra fikrimi yeniledim!
Bizim “giriş kuralları” gibi!

-*-*-

Türkiye’den çifte PCR, İngiltere’den üç PCR ve 7 karantina ile yolcu kabul edilmesi fikrine de asla saygı duymadım; İngiltere de “çifte PCR olmalı” düşüncesindeydim!

-*-*-

Ama dünkü “8 yolcu” ve “özel jet” meselesi gerçekten mideme dokundu!
Sonuçta otel para kazanacak evet ama bu kadar da “laçkalık” olmamalı!
Kıbrıslı Türk insanı bu kadar çok “hiç” sayılmamalı!
Merit grubuna saygım sonsuz…
Yatırımları, bu ülkenin değeridir…
Casino müşterilerine de bir diyeceğim yok; hoş geldiler, hoş gelsinler, keşke eski günlere de dönsek…
Ama bu kadarı bence çok fazla…

-*-*-

Bir çok haber sitesinde, “PCR testi yapılmadan ülkeye giren 8 kişi”den bahsedilmesi, bunların 22 otel çalışanı ile birlikte Sağlık Bakanlığı tarafından karantinaya alınmış olduklarının ifade edilmesi ve bir kişinin pozitif çıkmış olması, Kıbrıs Türk halkına saygısızlıktır; Kıbrıs Türk halkını hiçe saymaktır. 

-*-*-

Konu 2:
Siyaset ve dostluk…
Bazı insanlar vardır, siyaseten desteklersiniz ama kişisel olarak kendinize yakın hissetmezsiniz…
Bazı insanlar vardır, siyaseten desteklemezsiniz ama çok yakın hissedersiniz…
Çok küçük bir ülkede yaşıyoruz ve mesleğimiz gereği de tüm siyasetçileri yakından tanıyorsunuz…

-*-*-

Kıbrıslı – Türkiyeli ayrımcılığı, beni son derece rahatsız eder.
Türkiye’nin Kıbrıs’la ilgili siyasetinden rahatsız olmak veya bu siyaseti desteklemek başka şeydir; “ayrımcılık” ve ötesindeki “diskriminasyon” ise insanlık ayıbıdır.
Efendim, Avrupa gazetesi şunu yazdı, şöyle dedi, bunu başlık attı.
Beğenmiyorsanız, okumazsınız veya daha da ilerisine gider mahkemeye verirsiniz…
Avrupa gazetesinin yöneticileri sizden çok farklı düşünüyor olabilir ama herkes tahammül etmek zorundadır. Demokrasi bunu emreder ve tahammül ötesindeki her tepki, o tepkiyi vereni küçültür.

-*-*-

Kıbrıslı, Türkiyeli, Zimbaveli, Rus, Alman veya İngiliz…
Kökeni, etnisitesi hiç fark etmez; bu topraklarda yaşam kavgası veren herkes, kardeştir.
Köken mi?
Kim, ne kadar gerisini biliyor ki?
Çok geri gidersek ve Charles Darwin haklıysa, tümümüz zaten maymunuz değil mi?
Vazgeçin bu işten.

-*-*-

Siyasi gazetecilikte çok eskiyim…
Gaziveren’de, siyasi görüşlerini çok sevdiğim Hulusi abi vardı; Türkiyeliydi… 
Solcu olmak nedir, nasıl bir şeydir, ilk öğrendiğim insanlardandı ve köydeki ilk üç – beş CTP’li kahraman idolüm arasındaydı. 
Kıbrıs Medya Grubu’nda yıllarca birlikte çalıştığım merhum Kutman Tayaz, Melatyalı Perihan hanımın eşiydi… Malatyalı değil, Baf’ın Melatya köyünden bahsediyorum… Kutman abi, çalışkanlığın ne demek olduğunu öğrendiğimiz isimlerdendi…

-*-*-

Kenan Akın… 
Çok milliyetçi ve bana göre siyasi duruşu çok ters…
“Tornocu Karasakal” diye küçümsemedik mi Kenan Akın’ı?
Peki, “kendini göbekten has Kıbrıslı” sayan yüzlerce kişiden çok daha fazla alın teri dökmedi mi bu ülke için?
Ama mesleğini de küçümsediniz, kökenini de değil mi?

-*-*-

Bayram Karaman?
Bayram abi, muhteşem bir solcu – sendikacıydı… 
Kökeni Türkiye mi?
Bu ülkede yaşam hakkı olmamalı mı?

-*-*-

Peki Suphi Coşkun?
Dipkarpaz Belediye Başkanı… 
Adam Kürt kökenli…
O da Türkiyeli… 
Aynı anneden ve babadan değiliz ama “kardeşim” dediğimde, içten söylediğim biridir.

-*-*-

Bertan Zaroğlu mu?
Bertan geldi, vaaaay asker kaçağı, vaaaay Hataylı, vaaaaay Doğuş’a saldırmıştı…
Doğuş Derya benim için bu ülkede ne kadar canımsa, ne kadar ciğerimse ki herkes, bir Doğuş hayranı olduğumu bilir; keşke cumhurbaşkanımız Doğuş olsa dediğimi de bilir; Bertan da o kadar kardeşimdir ve olmalıdır. 
Seçim mi?
Doğuş ve Bertan adaysa, siyasi tercihim Douş’tur… 
Bertan da bunu bilir…

-*-*-

Erhan Arıklı; bana göre son dönemlerin en iyi siyasetçisidir…
Dursun Oğuz, UBP’lidir efendiliğini, kibarlığını, bilgisini, bu ülkeye sevgisini tartışmam… 

-*-*-

15 yıl İngiltere’de yaşadım…
Oradaki toplumumuzun en büyük eksikliği, bir türlü “İngiliz”leşememek!
İngiliz vatandaşı olmalıyız, vergi mükellefi olarak da İngiltere’ye sonuna kadar sahip çıkmalıyız.
Haaa, anavatanımız Kıbrıs mı?
Mesele oraya gelirse, elbette elimizden geleni yaparız.
Benim düşüncem budur!
İngiltere mi?
Başbakan’ın dedesinin dedesi Türk!
Ülkenin en güçlü iki bakanının ismini söyleyeyim mi?
Rishi Sunak, Maliye Bakanı… 
Priti Patel, İçişleri Bakanı…
Patel’den önce aynı makamda kim mi oturuyordu?
Sacid Cavid!
Londra Büyükşehir Belediye Başkanı kim?
Sadiq Khan!

-*-*-

Hatta şöyle sorayım: Bir İngiliz ulusal yemeği adı verebilir misiniz?
Chcken Curry!
İkinciyi de vereyim; Chicken Tikka… 

-*-*-

Kurt Zouma, N'Golo Kanté, Tanguy Ndombélé, Mattéo Guendouzi, Nabil Fekir, Kylian Mbappé, Wissam Ben Yedder…
Nedir bu isimler?
Fransız Ulusal Futbol Takımı’nda şu anda yer alan “Afrika kökenli” futbolculardan bazıları…
Bunlara “Fransız” demeyen sadece faşistlerdir…
Bilmem anlatabildim mi?

-*-*-

Konu 3:
2016’da Girne bölgesinde yaşam sürdüğüm evden ayrıldım.
2017’nin Nisan ve Kasım aylarında, beni özel hizmet satan bir şirket aramış ve demiş ki, “sizde bazı aletlerimiz var, iade edin…”
Ben de demişim ki, “… Ben ayrıldığım o eve giremem, daha sonra arayın, ne yapabileceğimizi konuşalım”…
Derken, dün aradılar…
Yok canım, çok zaman geçmedi üzerinden!
Tam üç yıl neredeyse…
“Bize o kutuyu getireceksiniz ve bin 95 TL de borcunuz var” dediler.
Üç yıldır neden hiç aramadınız?
Üç yıl hiç aramayacaksınız ve aniden karşıma dikilip, bin 95 TL ve belki çöpe atılmış veya eskimiş, asla da kullanılmayan o kutuyu mu isteyeceksiniz?
Komik geldi…
Azıcık da “soygun” diye düşündüm!
Üstelik, başka bir adreste, kendi ismimle olmasa da, yine aynı şirketin müşterisiyim… 
Neyse!
Fazla yorum yok; çünkü hakkımda yasal işlem yapılacakmış!

-*-*-

Ve konu 4: 
“Uzun zamandır, Bulut Akacan’ı yazmıyorsun” diyerek, dalga geçmeye çalıştı bir kişi dün…
Bulut beyin gazetesinde yazıyordum; ayrılmak zorunda kaldık… 
Şimdi “yasal işlem” yani “mahkeme” dendiği için Bulut Akacan da aklıma geldi…
Evet Bulut Akacan…
Bu ülkede çok başarılı işler yapmış, çok genç yaşta yanında onlarca, hatta yüzlerce kişiyi çalıştıran bir iş insanı olmuş…
Akacan’ın cinayeti, tecavüzü, uyuşturucusu, kaçakçılığı yok…
Şanssız ve aptalca bir kavgadan hüküm giymiş…
Ayrıca, “hala faal olan iki bet sitesinin sahibi” iddiasıyla tutuklanmış…
Evet, Akacan’ın olduğu iddia edilen iki bet şirketi çalışıyor ve sahibi olduğu iddia edilen kişi hapiste, yargılanmayı bekliyor…
Yargıya saygım sonsuz.
Kararlara boynum kıldan ince.
Ama aklıma ne geldi biliyor musunuz?
Akacan hala hapiste olduğu için, bine yakın insan işini kaybetti. 
Veya benim gibi, ikinci işini kaybetti.
Koronavirüs’ten dolayı işini kaybedenlerin, Akacan’ın hala hapiste olmasından dolayı işini kaybedenlerden daha fazla olduğuna inanmıyorum!
Ne mi demek istiyorum?
Demek istediğim şudur: Akacan, çok ciddi ve yüz kızartıcı, büyük bir suç işlemedi. Hayatı neredeyse mahvoldu belki de mahvedildi… Ama yanındaki insanları da kimse hesaba katmadı!
Benim başka işim, işlerim var da tamamen aç kalanları hiç düşündünüz mü?
Efendim, evet suçlu bulundu da… 
Neyse… 
Anlatmak istediğimi çok iyi anladınız siz…

Son Güncelleme: 23.07.2020 15:18
Anahtar Kelimeler:
Serhat İncirli
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.