26 Ağustos 2020 Çarşamba 09:07
1855 Okunma
Rifat Günay, Ahmet Benli, Beyarmudu, Şener  Levent, Asil Nadir, Bulut Akacan ve Ersin Tatar!

Amma başlık oldu ha!
“Bu başlığı gören, bu yazıyı kesin okur, çünkü çok merak eder” dedi eşim... 
“O amaçla yazmadım ama umarım çok insan okur” dedim...

-*-*-

KKTC Merkez Bankası Başkanı Rifat Günay dün basın toplantısı düzenledi...
Ardından, Gönyeli Belediye Başkanı Ahmet Benli, basınla, sohbet etti. 
Benli, “Zoom” üzerinden, yani herkes evinde, ofisinde otururken, başkan da kendi makamındayken, bu sohbeti gerçekleştirdi.

-*-*-

İkisine de katıldım...
Bir de Beyarmudu köyünü ilgilendiren çok önemli konuyla ilgili bazı vatandaşlardan bilgiler aldım. Ve Adam satmak nedir?
Bugün, bu konuları bir birine karıştırıp, bir şeyler karalamak istiyorum... 

-*-*-

Önce Ahmet Benli’nin söylediğine bakalım...
Benli diyor ki, “Gönyeli’de her eve fiber optik bağlantı sağlayacağız ve hükümete rağmen, bu projemizden vazgeçmeyeceğiz...
Neden hükümete rağmen?

-*-*-

Çünkü, hükümet de, daha doğrusu Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan da, sadece Gönyeli’ye değil, tüm ülkeye fiber optik kablo için proje hazırlamış durumda.
Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan’ı ziyaret ettiğini belirten Benli, bakanın kendisine, “yakında ülke genelinde fiber optik kablo döşeneceği için belediyeninkini iptal ettikleri” yönünde açıklama yaptığını anlattı. Benli, bu açıklamadan tatmin olmadığını söyledi.

-*-*-

Atakan da pandemiden az önce bu konuda büyük bir toplantı organize etmiş ve basına, projesini aktarmıştı. Bu proje koronavirüse takıldı.
Umarım, iki proje de başlatılır... 
Umarım siyaset değil, teknolojik yatırım kazanır...
Çünkü bu konu yeni dünya düzeninde çok önemli...     
Güney Kıbrıs pek yakında 5 G’yi yayacak, bir kez daha umarım ki, hepimiz oradan internet satın alacak duruma düşmeyiz!

-*-*-

Merkez Bankası Başkanı Günay da dün çok önemli bilgiler verdi... Krizlerin artarak devam ettiğini, bu yüzden ülkede yeniden yapılanma, devletin küçültülmesi, daha az sayıda nitelikli insanla çalışılması gerektiğinin önemine vurgu yaptı. 

-*-*-
 
Günay, “KKTC’de para politikası yok, bu yüzden krizlere tepki veremeyiz, cevap verebilmek için bütçe güçlü olmalı ama şu anki bütçeyle cevap veremeyiz, kaynak ihtiyacı Türkiye’den karşılanıyor. Ödemelerin yüzde 85 civarı maaş ödemelerine gidiyor” dedi. 
Ülkede üretime yönelik planlama yapılması, çalışılması ve üretime yönelik teşvik sisteminin geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Günay, ülkenin ekonomik lokomotifleri turizm ve eğitim alanlarında da yeni düzenlemelerin gerekliliğine işaret etti. 

-*-*-

Bu ne demektir?
Anladığım kadarıyla “Türkçeleştireyim”... 
Sayın Başkan Türkçe anlatmadığından değil; sakın yanlış anlamayın.
Ama Başkan, bankacılık ve ekonomi dilleriyle anlattı, bir miktar, anladığım kadarıyla basitleştireyim demek istiyorum...

-*-*-

Efendim, devlet küçülmeli...
Nedir devletin küçülmesi?
Maraş, Omorfo ve Karpaz Rumlara verilsin, metrekare ya da kilometre kare anlamında ufalalım değil!
Peki nedir?
Devletin ödeyeceği maaş azalmalı!
Hem de çok!
Çok daha az sayıda ama daha nitelikli insanlarla çalışmak lazım...

-*-*-

Yaşadığımız kriz, devlette çalışanların bir krizi değildir!
Bu kriz, reel sektör krizidir.
Bütçeyi halletmemiz gerekiyor!
Nasıl?
Küçülterek!
Yani devletten çıkan maaş ödemesi, bütçenin yüzde 85’i olmamalı!

-*-*-

Ne yapacağız?
Hizmet sektöründen, yani turizmden ve üniversitelerden elbette medet ummaya devam ama mal üreteceğiz.
Tarım ve sanayiye ağırlık vereceğiz!
Teşvikleri bu alanlarda kullanmalıyız!

-*-*-

Üretim yeniden planlanmalı.
Üretime yönelik teşvik sistemine derhal geçilmeli.

-*-*-

Aylardır yazmaya çalıştığım bir konudur bu.
Ve kriz başladığından beridir, özellikle devletten maaşlı kardeşlerimizin, reel sektörde yani özelde çalışanlara göre ne kadar rahat olduklarının da açık bir anlatımıdır.

-*-*-

KKTC Devleti’nin bütçesindeki “maaşlar” bölümü ya da adı ne hsabaysa, küçülmelidir.
Bu da demektir ki, “devlet çalışanlarına ödenecek miktarın azalması lazım”...
Nasıl?
Türkiye’nin bu ülkedeki en üst düzey elemanlarından biri olan Merkez Bankası Başkanı diyor ki, “üreteceksiniz”... 
Tarım ve sanayi...

-*-*-

Ben de diyorum ki, bunca zamandır ürettiklerimizin, çok büyük bir Pazar olan Türkiye’ye satışı resmen engellenmiştir Sayın Başkan!
Rakımız engellenmiştir, çikolatamız engellenmiştir, plastiğimiz engellenmiştir, bademimiz engellenmiştir, portakalımız, patatesimiz engellenmiştir.

-*-*-

İşte hayati nokta bence buradadır!
Nedir yapılması gereken?
Büyükelçi Ali Murat Başçeri’ye ve Başkan Rifat Günay gibi kişilere, “çok iyi bildikleri bu dersle ilgili”, doktora yapma baskısı yapacağız!
Madem ki bu dersi çok iyi biliyorsunuz, lütfen, aracı olun, olalım, gidelim, konuşalım ve bizim için dev bir Pazar olan Türkiye’ye, ürettiğimizi satalım.
Satabilelim.

-*-*-

Ve Pergama’dayız...
Beyarmudu...
Beyarmudu köyünün yarıdan fazla nüfusu, “İngiliz Egemen Üsler Bölgesi’ne ait topraklarda” yaşam sürüyor.
Haliyle özellikle araçlı geçişlerde, pandemi nedeniyle büyük sıkıntı var.
Geçiş noktasının eski yeri şu anda kapalı olduğu için, vatandaş ciddi sıkıntı yaşıyor.
Evine doğru dürüst ulaşamıyor, iş yeri varsa kapatmak zorunda kaldı, evlerine dışarıdan kimse misafir olarak gidemiyor.
Buna bile çözüm üretememiş durumdayız.
Yok mu İngilizlerle, askerlerimizle diyalog kurup, bu sorunu çözebilecek birileri?
Yazık değil mi bizlere!

-*-*-

Ve insan satmamak, arkadaşlık, dostluk...
Son olarak bu konudan bahsetmek istiyorum...
Afrika’da (Avrupa) kadrolu köşe yazarı olarak yazdığım günlerdi... Şimdi de Avrupa bazı yazılarımı bir gün sonra yayınlıyor... 
Bir başka gazetenin sahibi, “gel bizde yaz, sana şu kadar para veririm” demişti...
“Bu fiyat benim fiyatım mı yoksa Şener Levent’in mi?” diye sormuştum...
Elbette usulüne göre transfer olmak en doğal hakkım. Ama burada istenen, aslında Şener Levent’i satmamdı... 
Tabii ki daha yüksek maaşla, dürüst bir teklife gitmemek olmaz... 
Ama burada durum farklıydı... 
Satmadım.

-*-*-

Kıbrıs medya grubundaydım...
Patronumuz Asil Nadir, İngiltere’deydi... Haklı olduğuna her zaman inandığı davasıyla ilgileniyordu.
Bir büyük patron, “gel bizde yaz, şu kadar para” dedi.
“Siz hapiste olsaydınız, en yakın adamlarınızdan biri de sizi para için terk etseydi, hoş olur muydu?”  dedim. 
Teşekkür ettim. 
Gitmedim...

-*-*-

Bir başka çalıştığım iş yerinin patronu çok zordaydı.
Bana bir kaç maaş vereceği vardı. 
Herkes alacağını almıştı, sanırım bir ben kalmıştım.
Gazete kapanmıştı.
Birileri öğrendi.
Çok zor durumda olan eski patronumu (Bulut Akacan) mahkemeye vermemi istedi. 
“Sana şu kadar para” dedi. 
Belki de o parayı alsam, mütevazı bir şekilde ama rahat bir emeklilik yaşardım... 
“Neden?” dedim.
“Sen dava açarsan, işi çok zorlaşır” dediler.
“Yazıklar olsun” dedim. 
(İçimden)... 
Yapmadım. 
Yapmam da... 

-*-*-

Ve Kanal T’de program yapmaya başladığım ilk günden beri, siyaseten bir çok görüşümüz tutmasa da, Kıbrıs meselesine bakışımızda ciddi farklar olsa da, “Serhat İncirli’yi işten atmazsan milliyetçi değilsin” diye bir takım dangalak ve zangalaklar uğraşsa da, “demokrasi” diyerek “Türkiye’ye hakareti asla affetmem, ama suç işlemediğin takdirde, programa devam etmenden yanayım” diyerek beni hep savunan, Meclis’te bile bu konudaki salakça suçlamalara karşı dimdik ayakta duran Ersin Tatar’ı da satmam istendi... 
Sadece gülümsedim...
Cumhurbaşkanlığı yarışında yedi, sekiz aday var...
Tümüne başarılar dilerim...
Ersin Tatar mı?
Bir aile büyüğü saydığım rahmetli Halide Darbaz hanımefendi, çocukluğumdan beri Ersin Tatar’ı bana hep örnek gösterirdi... Eğitimiyle, dürüstlüğüyle, ülkesine olan sevgisiyle O’ndan hep övgüyle söz ederdi... Halide Darbaz hocanımın bana örnek gösterdiği; ailesine ama en başta da çocuklarına düşkünlüğüyle bildiğim bu adam, sevgisini benden hiç eksiltmediyse; ben niye eksilteyim?
Siyaset çirkindir; profesyonel işler yaparsınız, o ayrı mesele... 
Ama insan sevgisi satılık değildir... 

Son Güncelleme: 26.08.2020 13:04
Anahtar Kelimeler:
Serhat İncirli
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.