10 Mayıs 2018 Perşembe 10:46
75 Okunma
Siyaset de ekonomi de çöktü

Havadis'ten Eniz Orakcıoğlu'nun haberine göre, Uzun bir süredir yükselmeye devam eden döviz ve son dönemlerde ardı ardına gelen zamlar ülkede büyük yankı uyandırdı.  hem dövizin yükselişi, hem de temel maddelere yapılan zamlar vatandaşın alım gücünü düşürürken, sendikalar, odalar ve ekonomistler bu kötü gidişata önlem çağrısı yaptı ve kriz masası kurulmasını istedi. Hükümetin dövizin yükselişine karşı sıraladığı 10 maddelik önlem paketini de biran önce uygulamaya konulması çağrısında bulunan çeşitli kesimler, hükümetin alabileceği başka tedbirleri de sıraladı.

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası (KTEZO) Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, Alım gücünün düşmesi sebebi ile yapılan zamların vatandaşlar üzerinde çok fazla etkili olduğunun altını çizerek Tulga, “Son gelişmeler halkın durumunu olduğundan daha kötüye doğu götürmüş, kısacası bardağı taşma noktasına getirmiştir. Artık hükümetin alım gücünü yükseltmek adına politikalar üretmesi şart hale gelmiştir” dedi.

Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu (Türk-Sen) Genel Başkanı Arslan Bıçaklı, son dönemlerde dövizin yükselmesi nedeni ile çalışanların ve halkın bütününün alım gücünün ciddi şekilde gerilediğini vurgulayarak, “Bu yetmezmiş gibi zamlarla halkın alım gücü bir o kadar daha gerilemektedir” şeklinde konuştu

Ekonomist Göksel Saydam, Geçmiş hükümetin bu zamlara engel olacak Fiyat İstikrar Fonunu tükettiğinin altını çizerek, “Aylarca, yıllarca, özelliklede seçim günü açıklandıktan sonra hiçbir yere zam yapmayarak fonu tüketti. Zam yapmak ta şimdiki hükümete kaldı” diye konuştu.

Tulga: Fiyat İstikrar Fonu tükendi

Kıbrıs Türk Esnaf ve Zanaatkarlar Odası  (KTEZO) Genel Koordinatörü Hürrem Tulga, geçtiğimiz gün başbakanla görüştüklerini bir bucuk saatlik görüşmenin yarım saatinin zamlarla ilgili olduğunu vurgulayarak, “Her zamanki gibi Fiyat İstikrar Fonunu işaret ettik. Daha önce de dile getirdiğimiz gibi zam yapılmasın, fondan süspansiye edilsin dedik. Kaldı ki fonun amacı da bu tür kritik durumlarda yakıt, elektrik gibi maddelerin pahalı olmasını engellemekti ve bu nedenle kurulmuştu. Ne yazık ki öğrendiğimiz bu fonda biriken kaynağın geçtiğimiz yıl kullanılarak tüketilmiş olduğu yönünde oldu. Öte yanda geçtiğimiz yıl zamların fazla olmayışının sebebi de Fiyat İstikrar fonunun kullanılmış olmasıydı” dedi.

“Artışlara fırsat verilmemeli”

Türk Lirasının değer kaybının pahalılığa yansıdığını ve pahalılığında alım gücünü düşürdüğünü söyleyen Tulga, “Özellikle yakıta, elektriğe ve diğer kalemlere yapılan bu artışlara fırsat verilmemeli, bu anlamda gerek yasa, gerekse tüzük çıkarılarak artışlara müdahale edilmelidir. Öte yandan bilindiği üzere döviz artışı olduğunda vergiler o günkü kur üzerinden hesaplanarak alınıyor, bu da devlet bütçesini artıya geçiriyor” şeklinde konuştu.

“Akaryakıtın yükselişine önlem alınmalı”

Yakıtın, ulaşımın ve elektriğin öneminden bahseden Tulga, “İlaç kullanmayabilir, ya da doktora gitmemekte diretebilirsiniz, ama ulaşımı kullanmak zorundasınız, bunun içinde akaryakıta ihtiyaç duyarsınız. Bu nedenle muhakkak akaryakıtın yükselişine önlemler alınmalıdır. Gerekirse de

üzerinden müdahale edilmelidir” diye konuştu.

“Bardak taşma noktasına gelmiştir”

Alım gücünün düşmesi sebebi ile yapılan zamların vatandaşlar üzerinde çok fazla etkili olduğunun altını çizen Tulga, “Son gelişmeler halkın durumunu olduğundan daha kötüye doğu götürmüş, kısacası bardağı taşma noktasına getirmiştir. Artık hükümetin alım gücünü yükseltmek adına politikalar üretmesi şart hale gelmiştir” şeklinde konuştu.

“Yanlış siyasetle ekonomi dibe vurdu”

2009 yılında bu güne kadar izlenen yanlış siyasetin insanları dibe çektiğini vurgulayan Tulga, “Devleti küçültüp ekonomiyi büyüteceğiz sloganıyla yola çıkan geçmiş hükümetler ise 2009’dan bu yana siyaseti çökertti, siyaset çökerken de ekonomi dibe vurdu, enkaz halini aldı. Başarılan da ülkenin ve halkın genel ekonomisini yükseltmek değil, bazı kişilerin yani kişisel ekonomiyi iyileştirmek oldu. Bunların yanında gelinen durum bugüne kadar yapılanların, ya da yapılmayanların sonucudur. Hızla sosyal ekonomiyi yaratmak üzere adil bir ekonomi yaratarak alım gücünü artırmak için politikalar geliştirilmeli ve harekete geçilmelidir. Aldığımız duyumlar Ekonomik Danışma Kurulunun toplanması içi çağrı yapılacağıdır, bu konuda da hükümet elini çabuk tutmalıdır” dedi.

Bıçaklı: Halk zor durumda

Kıbrıs Türk İşçi Sendikaları Federasyonu (Türk-Sen) Genel Başkanı Arslan Bıçaklı, son dönemlerde dövizin yükselmesi nedeni ile çalışanların ve halkın bütününün alım gücünün ciddi şekilde gerilediğini vurgulayarak, “Bu yetmezmiş gibi zamlarla halkın alım gücü bir o kadar daha gerilemektedir.

hükümet bu duruma çare bulma yerine kendi bütçe açığını kapatmak için özellikle akaryakıta, elektriğe, gaza ve diğer kalemlere sürekli zam yaparak halkımızı daha da zor duruma sokmaktadır” diye konuştu.

“Bütçe açığını kapatmak için zam doğru değil”

Özel sektörde sendikasız olarak çalışanların maaşlarının açlık sınırının altına düşürüldüğünün altını çizen Bıçaklı, “Yapılan zamlar ya biran önce geri alınmalıdır, ya da halkın alım gücünü yükseltecek tedbirler veya maaş artışları hayata geçirilmelidir. Hükümetler halkın yaşamını iyileştirmek için vardır. Dolayısıyla alım gücünü sürekli gerileterek hayatı yaşanmaz hale getirmek doğru değildir. Bu nedenle hükmet zamları yenden gözden geçirmeli veya geri çekmelidir. Bütçeyi denkleştirmenin yolu zam değildir, gerekli kişilerden almadıkları vergileri, kısacası bağışladıkları vergileri alırlarsa bütçe açığı da giderilmiş olur” dedi.

Saydam: Önlemler halen yayınlanmadı

Ekonomist Göksel Saydam, Hükümet tarafından dövize karşı alınacak önlemlerin 10 ana başlık altında sıralanmasının üzerinden neredeyse 1 ay geçtiğini hatırlatarak, “Bu gün oldu maalesef resmi gazetede bu düzenlemelere ilişkin hiçbir şey yayınlanmadı. Dolayısıyla buradaki neden geç kalındığı sorusunu sorabiliriz. Dövizin yükselişi günlük bir mesele değildir ve etkilendiği, kırılgan olduğu çok değişik yönleri vardır. Türkye’deki seçim hazırlıkları, terör, Amerika ile ilişkiler, SED’in faiz yükseltmemesi gibi konular Türk Lirasını çeşitli nedenlerle etkilemeye devam etmektedir. Bunların yanında Dövizin değer kazanması daha doğrusu Türk Lirasının değer kaybetmesi karşısında KKTC’nin alacağı somut ve kesin önlemler yoktur, çünkü Türk Lirası bize ait değildir” dedi

“Rahatlama hemen olmaz”

10 madde altında toplanan önlem paketinin piyasaya tesirinin 1 aydan sonra yansıyacağını söyleyen Saydam, “Bu nedene alınan önlemler resmi gazetede yayınlansa bile dar gelirli vatandaşa yansıması bir ay kadar bir zaman alacaktır. Çünkü ithalat ve kredilerle olan işlemlere biraz ferahlık getirme vatandaşa aynı gün yansımaz. Bunun için bu işin ikinci ayağı katma değer vergisi ve fonlarda yapılacak düzenlemeler olmalıdır” şeklinde konuştu.

“Vatandaş ayağını yorganına göre uzatmalı”

Zorunlu tüketim mallarının, gıdanın, ilacın ve temizlik maddesi gibi ürünlerin insan hayatında bekleyemeyeceğini vurgulayan Saydam, “Yaşanan durum olağan üstü hal olara kabul edilmelidir ve özellikle bu yaz aylarında vatandaşlar fırtına geçene kadar ayağını yorganına göre uzatmalıdır” diye konuştu

“Geçmiş hükümet fonu tüketti”

Geçmiş hükümetin bu zamlara engel olacak Fiyat İstikrar Fonunu tükettiğinin altını çize Saydam, “Aylarca, yıllarca, özelliklede seçim günü açıklandıktan sonra hiçbir yere zam yapmayarak fonu tüketti. Zam yapmak ta şimdiki hükümete kaldı, çünkü fiyat istikrar fonundaki kaynak tükenmiştir. Bu tükenmişliğin yanında Dövizin yükselişi ile birlikte dünya piyasasında petrolünde fiyatı artmıştır” dedi.

“Vatandaş psikolojik olarak rahatlatılmalı”

Saydam, sözlerine şu şekilde devam etti; “Hükümetin önlemler adı altında 10 maddelik başlıklar halinde sunduğu paketi biran önce yayınlamalı ve yürürlüğe koymalıdır. Böylelikle vatandaşın ümit ve ışık görerek psikolojik olarak biraz olsun rahatlaması sağlanmalıdır. Çünkü şimdi insanları psikolojik açıdan rahatlatacak bir ümitte yoktur. Bir de acilen Faiz Yasası gündeme alınmalı ve çıkartılmalıdır. Bunların yanında katma değer oranlarının düşürülmesi özellikle de zorunlu tüketim mallarının KDV’si sıfıra çekilmeli ve lüks tüketim maddelerindeki KDV oranlarının biraz daha yukarı çıkarma suretiyle kayıp engellenmelidir. Birde ekonomiye sıcak para akışını sağlamak şarttır, bu da Türkiye ile yapılan protokollerdeki projeleri gerçekleştirmekle sağlanabilir.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.