Basat, denetimsizliğin, çok değerli su kaynaklarının yaz aylarında tamamen kurumasına neden olduğunu vurguladı.

Basat, yaptığı yazılı açıklamada, Aralık 2019’da “Sulak Alanların Korunması ve Yönetimi Tüzüğü”nün yenilendiğini kaydederek geçirilen tüzüğe rağmen gölet ve barajlardaki su seviyesinin, yazı minimum su kaybı ile atlatması ve çevredeki canlılarla balıkların zarar görmemesi adına gerekli adımların atılmadığına ve su kaynaklarının yönetilmediğini belirtti.

Baraj ve göletlerdeki suyun son damlasına kadar kullanılmaması gerektiğini vurgulayan Kemal Basat, baraj ve göletlerdeki suyun, sadece yüzde 10 seviyesine düşecek kadar kullanılması durumunda dahi, çevredeki canlıların ve balıkların yaşamına devam edebileceğini söyledi. Basat, insanların bilinçsizce suyu son damlasına kadar tükettiğini ve bu durumun sadece suda yaşayan balıklar için değil, o bögede bu su sayesinde hayatını idame ettiren tüm doğal yaşamın kötü şekilde etkilediğini vurguladı.

Taşkent Doğa Parkı’nın geçmişte de yaşanan benzer durumlarda, gölet ve barajlardan ölmek üzere olan balıkları kurtararak bu durum hakkında farkındalık yaratmaya çalıştığını dile getiren Basat, son dakikada tüm imkanların seferber edilip, tüm maliyetlerin üstlenilerek sadece balıkların kurtarılmasının hem yeterli hem de sürdürülebilir olmadığını kaydetti.

Basat ayrıca, Taşkent Doğa Parkı olarak tüzük sonrası uygulamada kolaylık yaratması için hazırladıkları ve tüm sulak alanları kapsayan, koruma adına erken müdahalelerde büyük avantaj sağlayacak “Sulak Alanların Gözlem ve İzleme Projesi”nin gerekli desteği bulamadığını ve hayata geçirilmediğini belirtti.

Yeni geçirilen ‘Sulak Alanların Korunması ve Yönetimi Tüzüğü’ne göre koruma altındaki baraj ve göletlerde su kullanım yetkisinin Çevre Koruma Dairesi ve Su İşleri Dairesi’nde olduğunu hatırlatan Basat, bu konuda yetkili mercilerin, durum daha kötüye gitmeden en erken zamanda gerekli önlemleri almaya çağırdı.