20 Nisan 2020 Pazartesi 18:03
1733 Okunma
Tatar:PCR Testlerinde yoğunlaştık

Başbakan Ersin Tatar, “hızlı testlerde bir takım sıkıntılar olduğunun ortaya çıktığını bu nedenle PCR testlere yoğunlaştıklarını söyleyerek, testi yapan sağlık çalışanlarının sayısının 2’den 6’ya çıktığını, test sayılarının arttırılması için de talimat verdiğini” söyledi.

Başbakan Tatar dün gece katıldığı programda soruları yanıtladı ve “Covid-19’la mücadelede başarılı olduklarını, yapılan karalamaların artmasının sebebinin bu başarıları gölgelemek olduğunu” belirtti.

Ersin Tatar bir soru üzerine şunları söyledi:

“Test sayısı arttırılmalı evet ama testi yapacak ehil kişilerin, sağlıkçıların olması da çok önemli. Bu ehil kişilerin sayısı 2’den 6’ya çıktı. Devlet hastanesinde 6 kişilik ekip bu testleri yapıyor. Gece gündüz çalışıyorlar. Sağlık Bakanlığına da test sayılarının arttırılması için talimat verdim. Tüm sağlık çalışanlarına gecesini gündüzüne katarak çalışan tüm ekibe sonsuz teşekkürler. Öncelikle şunu belirtmeliyim ki benim ağzımdan ‘pandemi hastanesi 45 günde bitecek’ diye bir cümle çıkmadı. Bir firma, mütevazi bir ölçüde bir pandemi hastanesi düşünmüştü ve proje sundu. O projede çeşitli malzemelerden 45 günde hastaneyi, Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nin yanındaki araziye yapılabileceğini söylüyor. Ben, muhakkak kendi mimar ve mühendislerimin görüşlerini alırım ayrıca para hazır olsa da 45 günde bitecek iş değil. Sosyal medyada bunun üzerinden de gündem yarattılar, başladılar gün saymaya, bu işi başka yere çekmektir.”

Başbakan Tatar, “ Türkiye’den para gelip gelmeyeceğine dair bir başka soru üzerine ve “ Her yıl olduğu gibi bu yıl da 2020 için protokol olması gerektiği yönünde. Çalışmaları sürdürüyoruz. Fuat bey ve Sayın Erdoğan’la konuşmamız oldu. Beklentilerimizi paylaştık. Anavatanla iyi istişare ile çalışmalarımızı sürdürmektir” şeklinde konuştu.

Başbakan Ersin Tatar, iş yerlerinin ne zaman açılacağı ile ilgili bir soruyu yanıtlarken de “ Bilim kurulumuza, sağlık bakanlığı uzmanlarına ve hepsine kulak vermek zorundayız. Kararlar alırken risk almak istemiyoruz” dedi.
Ersin Tatar, bir kişinin sözde karikatür diye kendisine yaptığı hakaretle ilgili bir soru üzerine ise, “adam beni tımarhanede deli ilan etti. Ben bu ülkenin Başbakanıyım. Buna hakkı yok. Bu mizah değil, büyük bir terbiyesizliktir. Beni aşağılayamaz” dedi.

Başbakan Ersin Tatar’e yöneltilen sorular ve Başbakan’ın yanıtları şöyledir:

SORU: Bugün yapılan testte 1 pozitif. Test sayıları az bulunuyor. Neden daha çok test yapamıyoruz?

“Hızlı testler vardı, bir takım sıkıntıları olduğu ortaya çıktı. Jale hanım tecrübeli, PCR yapılmasını söylüyordu, öyle oldu. PCR yapılıyor. PCR yapan kişilere telefon açtım, ifadelerine göre 4 kişi de yanlarına aldı ve Lefkoşa Devlet hastanesinde 6 kişi PCR testi yapıyor. Burada sadece kaç kit olduğu değil, bir de bu testleri yapacak olan ehil ve hata yapmayan insanların olması lazım. Bir sağlık Bakanlığına talimat verdik, ne kadar çok test yaparsak o kadar iyi olur ama kapasite meselesidir. 4000’e yakın kit var, dahası gelecek. Türkiye’den ve başka yerlerden gelecek. Kolay da bulunmuyor, dünya bu kitlerin peşinde. Bu testleri yapacak ehil kişilerin de eğitimli olmaları gerekiyor. Mesela Mustafa Akansoy’un bir paylaşımı oldu, PCR testi boğaz ve burundan alınan sürüntü ve yanılma payı çok düşük olan testlerdir, çalışması zaman alıyor diyor. Kamuoyunda büyük tepkiler var, cevabı burada. Bunu yapmak kolay değil, sürüntüyü bile almak beceri ister, aksi taktirde farklı neticeler çıkar, toplumu sıkıntıya sürükleyebilir. Bu 6 kişiye teşekkür ediyorum, sabahlara kadar çalışıyorlar. halk tepki gösteriyor baştakilere ama günün sonunda bu işleri yapan sağlık çalışanları. Talimatımız çoğalsınlar, bunun için bu işleri yapabilecek sağlık çalışanı lazım. Kendi alanında uzman olan insanlar test yapabilir, bunun cevabı budur. Çoğalması için ne gerekiyorsa yapılsın talimatımız var. Bazı üniversitelerimizde böyle imkanın olduğunu öğrendik, temas kurduk, onlardan ne katkı olur, Devlet hastanesine gelip, cihazların kendilerinin kontrolünde kapasite arttırımı imkanları da değerlendirilebilir.”

SORU: Laboratuvarda 2 kişi var diye duyduk. Bu sayı 6 oldu, daha rahat, hızlı testler yapılacak. 4000 kit var ve Türkiye’den gelecek, doğru mu?

“Türkiye’den ve başka ülkelerden gelmesi için çalışmalar sürdürülüyor. Bir de Mağusa’ya kuruldu, orada da yapılıyor. Lefkoşa en büyük kapasiteli merkezimizdir.”

SORU: Neden her gün yapılan testler hangi bölgede yapıldığı açıklamalar yapılmıyor diye eleştiri var. Sağlık Bakanlığının açıklamaları ilerleyen günlerde daha detaylı olur mu?

“Tabi ki yapılır, bazı ayrıntılı açıklamalar görüyorum. En son aldığım bilgiye göre bugüne kadar yapılan toplam test sayısı 6166, vaka 109, toplam iyileşen 84,tedavisi süren 21. Kombaycının, öğretmenin temaslılarına test yapıldı, negatif çıktı. Talimat verelim, bölgeleri de açıklasınlar.”

SORU: İnternet zammı hakkında. İnternet sağlayıcıları birliği açıklama yaptı, vergi geliyor, zam olur açıklaması yaptı. Siz de zam yapmayı düşünmüyoruz dediniz. Birlik te bize vergi gelirse zam olur diyor. Bu konuda son durum ne?

“GSM şirketleri var, ödedikleri var. Gelen bilgi şu; bu telefon işleri internete aktarıldı. Devlet bundan dolayı vergi kaybına uğruyor. Bu alanı da vergilendirmek için, devletin hak ettiği payı almak için bir düzenlemedir bu. Vatandaşa zam değil ama bu şekilde açıklandığı için bu tarafa aktarılan trafiğin aynı şekilde düzenlenmesi için maliye Bakanlığı tarafından niyet edilen bir düzenleme. Ancak söyledikleri buysa Maliye Bakanlığı haklıdır. İlgili şirketlerle görüşün dedim, neden zam gelecek? Eğer siz aktarıyorsanız, devlet elbette böyle ortamlarda tedbir alması lazım. Ben bu düzenleme zam getirmemesi lazım. Sen ödediğin vergiyi bu tarafa aktarıyorsun. Kendi internet şirketlerimiz de var, onların söyledikleri önemli. Vatandaşa yansımayacak şekilde dikkat edilerek düzenleme içine gidilsin dedim. Maliye haklıdır, rakamlar çok ciddidir. Bunlar gerçeklerdir. Vatandaşa zam niyet edilmemektedir. Bir daha bakılsın talimatı verdim. Vatandaşa yansımaması lazım. Hatta indirim de talep etmek lazım. Herkes elini taşın altına koyması lazım. Trafikte azalma yok, insanlar sürekli internette. Hacim artıyor, gelirleri de artabilir, artan hacimden devlette vergisini alacaktır diye düşünüyorum.”

SORU: Vatandaş soruyor. Para bitti diyen bir ülkenin Başbakanı nasıl olur da üretimden bahsediyor diyor bir vatandaş. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

“Vatandaş demokrasi var, istediği gibi konuşuyor. Para bitti demedik, maliyenin gelirleri azaldı dedik, bir takım sıkıntılar var, corona dolayısıyla ekonomiye katkı koyan turizm, eğitim ile bir takım sıkıntılar yaşıyoruz ama bizim alt yapımız yerindedir. Bu bir fırsatta olabilir. Üretimi arttırıp, içe dönerek, kendi iş gücümüz gibi bir takım fırsatlar gelebilir. Eğer bu krizi iyi yönetirse dünyaya verilecek bir mesaj var, Kıbrıs’ın kuzeyinde bu iş iyi yöneltildi, sınavı iyi verdi denilecektir. Turizm, öğrenci gelmesinde KKTC markasına marka katarak bu işten çıkabilir. Umutlu olmak lazım. Muhalifler bizi acımasızca eleştirseler de büyük de bir başarı var. Akansoy, tanıdığım biri değil, yazdıkları var. Donanımlı, bütün konulara temaslar var, okusunlar. Bu süreci objektif olarak değerlendirdiğinde önemli başarılar da vardır. Başarının baş aktörü halkımızdır. Ortaya koyduğumuz irada, halkın gösterdiği duyarlılıktır.”

SORU: Türkiye’den para gelecek mi?

“Her yıl olduğu gibi bu yıl da 2020 için protokol olması gerektiği yönünde. Çalışmaları sürdürüyoruz. Fuat bey ve Sayın Erdoğanla konuşmamız oldu. Beklentilerimizi paylaştık. Önümüzdeki haftalarda şekillenecek. Önemli olan süreci doğru yönetmek. Ortaya koyduğumuz iradeyle büyük sınavdan geçiyoruz. Anavatanla iyi istişare ile çalışmalarımızı sürdürmektir. Burada bir halk var. Dünyanın tanımadığı. Hala daha dünyadan tecrit edildik. Bize verdikleri söze rağmen. Ama bunlara rağmen kendimizi geliştirdik. Giderek artan bir başarı hikayesi var. Bunun aksini söyleyenler olsa da. Desteğe ihtiyacımız vardır, hakkımız da vardır. Bizim şu anda Maliye, Ekonomi bakanımızla yaptığımız çalışmalar vardır. Önümüzdeki projeksiyonlara baktığımızda, bu virüs meselesinin ne kadar gideceğini tam da bilmediğimiz için, çeşitli alternatifler var. Umut ediyorum ki mayıs ayından sonra hareketlilik başlayacak. Dinamiklerimizin canlanmasıyla bir noktaya gelebileceğini, sonra da bekleyeceğiz, bakalım güney ne zaman çözecek, Türkiye ne zaman çözecek? Ne zaman gidip gelmeler başlayacak?”

SORU: İş yerleri ne zaman açılacak?

“Bilim kurulumuza, sağlık bakanlığı uzmanlarına ve hepsine kulak vermek zorundayız. Kararlar alırken risk almak istemiyoruz. Son 45 günde büyük önemli kararlara imza attık. Bir an evvel bazı sektörlerin açılması gerekiyor, bu yönde baskı da var. Fakat bir de biraz daha sabredelim, risk almayalım, yayılabilir endişeleri var. Benim kanaatim eleştirilse de seyre girmiş bulunuyoruz. 27-28 martta ne gibi seyir izlenecek denildi. Bugün 19 nisan. 40 gün sonra ne görüyoruz biz, bu önemli. 6166 test yapılmış. 21 tedavi sürüyor. Uzmanların, söylediği artık bu saatten sonra yatay şekilde gideceği yönünde. Yine de dikkatli olmalı.”

SORU: Pile hakkında… yaşanan sorunları Bakanlar değerlendiriyor mu?

“Pile maalesef sıkıntılı yer. Onları önemsiyoruz. Ara bölge gibi bir yerde ve Rumlar ve Türkler yaşıyor, ondan sıkıntı var. Önemsemediğimizden değil. Biz KKTC’yi korumak zorundayız. Nasıl uçaklar durduruldu, kapılar kapandı. Pile’de de durum bu. Risk alamayız. Sızma olabilir. Bizim vatandaşımız geri dönebilir, 14 gün karantinaya girecek.”

SORU: Sokağa çıkma yasağı hakkında atılan twit hakkında…

“Ben o akşam dedim ki OHAL kabul etmem. O akşam herkesi eve kapatma gibi bir başlık gündem oldu. Hatta yapmazsanız bu rakam 20 bini bulacak dendi. İnsanlar panik oldu, tedirginliğe itildi. Başka yollara yol açabilirdi. Paniği durdurmak için biz de sakin olun, en iyi şekilde yöneteceğiz dedik. O gece için geçerliydi açıklama. Bizim insanlarımız Londra’da, Türkiye’de… Uçuşlar da o anda durdurulamazdı. 1500 insan getirildi. O da eleştirildi. İnsanımızı Londra sokaklarında bırakamazdık. Karantinaya girmesi kaydıyla getirdik. Almanya 800 vatandaşını burada bıraktı. Biz Rum’dan evvel gördük, okulları tatil ettik, ama bir takım tedbirler süratle başarıyla geldi. Bu kararları kimse görmezden gelemez. Hakkımızı teslim etmeyebilirler ama görmeliler. Alman turistlerden sonra 800 vatandaş için iletişime geçtik, Almanya karantina var dedi, madem pozitif vaka var, 14 gün kalacak dediler. Kendi vatandaşlarını alıp götürmediler ama biz kendi vatandaşımıza da sahip çıktık.”

SORU: Ortağınız, TV programında “ben olsaydım farklı yönetirdim” dedi. Ne düşünüyorsunuz?

“Bir soru üzerine cevap verdi, kendisinin taktiridir. Biz bu kararları alırken birlikte tartışarak, demokratik kurallarla karar aldık. Gerek ekonomik kararlar, gerek süreci yönetmek. Uyumlu olduğumuzu da düşünüyorum. O noktada benim değerlendirmelerde karşı taraftan da o yanıtı aldım. 4-5 saat bakanlar kurulunda yaptığımız çalışmaların sonrasında sözcü olarak Kudret beyin açıklama yapması bu süreci beraberce yönettiğine dair bizim başarımızdır.”

SORU: Eğer tek başınıza iktidar olsaydınız, daha farklı yönetirdim diyebilir misiniz?

“Biz uyum içinde süreçte çalışıyoruz. Milletvekillerini de aldığımız kararlara katmak kaydıyla, görüşlerini sık sık alıyorum. Süreci her aşamada beraber değerlendirip aldığımız kararlardır. Ters düştüğümüz nokta hatırlamıyorum. Maaş kesintilerine gelince benim önerimdi, gelen kanaat tamam olduğu yönündeydi.”

SORU: Eşit maaş konusunda ortak tavır sergilediniz mi?

“Hayır efendim. 5000 ile 8500 arası kamuda çalışanların maaş düzenlemelerini birlikte aldık. O zaman eşit maaş meselesi yok. Bilahare Maliye Bakanımızın bir soru üzerine dediği şuydu; bizim hükümet olarak ortaya koyduğumuz program var. Haziran ayından sonra ne olur, ben ümitliyim, çarklar dönmeye başlayacak. Uçuşlar başlarsa maaşlar da düzenlenecek, orada, hazirandan sonra önümüzü göremiyoruz ki doğrudur. Kasaya ne düşerse paylaşacağız dedi Maliye Bakanı. Kudret bey de onun söylemine göre Kudret bey öyle söyledi. Mayıs sonuna kadar açıklanan program neyse odur. Biz devletiz.”

SORU: Krizi nasıl fırsata çevireceğiz?

“Kavgaları bırakıp bu çerçevede paylaşabileceği fedakarlığı gördük. Corona öncesinden sonrasına değer yargılarımız değişiyor. Yerli üretim, tüketim, yerli istihdam. Devlete girme beklentilerini bir kenara bırakacaktır. Artık insanlar ekmeğini özel sektörde bulabilecek. Rakamlarda görüyoruz, binlerce kişi çalışıyor. Büyük işletmeler, yerli istihdama önem vermeli. Teşvikler de gözden geçirmeli. KKTC bunu başarıyla yönetebiliyorsa, sağlık sisteminde bu başarımız, KKTC’nin virüse fazla bulaşmaması, bizim de başarıyla geçmemiz pozitif mesaj verecek.”

SORU: Ekonomiden bahsediyoruz. TC’den gelen 72 milyon. Bu paranın ne kadarı Koronada kullanıldı?

“Bununla büyük ölçüde maaş ödemelerine gidecek. Hesaplara baktığımızda bazı kalemlerden sağlık kalemine 30 milyon aktardık. 72 milyon geldi ama genel çerçevede maaşlara da gitti.”

SORU: Maliye Bakanıyken göç yasasının mimarı oldunuz, Başbakan oldunuz maaşları kestiniz, 13. Maaş belli değil. CB olursanız ne olacak? ekonomi alanında güven aşılanamadı mı?

“Bu soru maksatlı. Başkası gelse daha iyi mi yapacak? İmkanlar belli. Sorulmak için sorulmuş. Özel sektörle devlette istihdamı, göç yasası dedikleri yasa, devlete girenlerin maaşında düzenleme, ona rağmen yılda şu kadar insan devlete girecek. Soyer zamanında meclise sunulmuş yasadır. Bizim zamanımızda bir takım değişikliklerle meclisten geçirdiğimiz düzenlemedir. Daha sonra eleştirenler hükümete geldiler. CTP. Bu yasa çalışması Zeren Mungan tarafından yapıldı. Onu hazırlayandı. Ahmet Uzun Maliye Bakanlığını bıraktıktan sonra ben oldum, Mungan ile 2 yıl çalıştık. Sonra Mungan Bakan oldu. Sonra Birikim Özgür geldi. O da bizden farklı düşünmüyor. O yasaya rağmen hala daha devlet özel sektöre cazibesini devam ettirdi. Bugün adam soruyor, maaş kestin. Bugünün koşullarında farklı irade koydum. Bir süreç yaşıyoruz. Mayıs sonuna kadar irade ortaya koyduk. Göre göre irade ortaya koymamak olmaz. Bunlara cevap kolay, kaynak sıkıntısı var, böyle yönetiyoruz.”

SORU: Bir sonraki ay maaş ödeyebilir miyiz?

“Burası KKTC devleti. Biz devletimize güveniyoruz. Bu halkın bu başarısı bizim devletimizin itibarını da arttırdı. Halk olarak özgüven de verdi. Başarı bir şekilde yönetebilen, bugün Amerika’dan iyi yönetebilen bir yapıdayız. Gerekli düzenleme yapabilecek, destek bulabilecek. Alt yapıya baktığımızda bizim kapasite var, bu iş geçince büyük rakamlarla karşı karşıya olmadığımız için atlatabiliriz. Destek ve iç kaynaklardan sağlayacağımız finansmanla yönetebileceğiz. Biz bir irade ortaya koyduk, bu fedakarlıkla iyi yöneteceğimize inanıyorum.”

SORU: Muhalefetin çağrıları oldu. İç borçlanmaya neden gitmiyoruz diyorlar.

“Mayıs sonuna kadar bir tablo ortaya koyduk. Önümüzde süreç var. Doğru yapmak lazım. Doğru borçlanma yapmak lazım, çalışmaları yapılıyor. arayışlar içindeyiz, yapılan temaslar, önümüzdeki süreci iç borçlanma da yapacağız. Rakamlar belli değil. Doğru zamanda doğru borçlanma yapılmalı.
Bizim halkın faizlerle sıkıntıları var. Çalışmalar yaptık. Rica falan yapmadım. Haksızlık etti. Bir sistemi yönetmek, destek bulmak bazı şartlar gerektiriyor. Merkez bankasıyla sıkı temas içindeyiz. 1 milyar TL paket açıklandı. İhtiyaçlı olanlara krediler hazırlandı. Bütün bu finansmanın kaynağı bankalardan geliyor. Bankalar merkez bankasına ciddi para yatırılıyor. Bir likitide katkısıyla piyasanın ayakta kalmaları amaçlanıyor. KKTC kendi imkanları çerçevesinde olanaklarını kullanıyor. İstediğimiz noktaya ulaşmak için ekonomik çarklar dönmeli. Sadece borçlanmayla olmaz.”

SORU: Yapılacak katkı ile ilgili Casinocular Birliğinin tepkisi var. Nasıl halletmeyi düşünüyorsunuz?

“Bir takım devlete ödedikleri imtiyaz ücretleri var. Kapatılmış dönem için indirim istediler. Bizim kavgamız yok. çözüm üretmeye çalışıyoruz. İmkanlarımız da belli. Umarım KKTC’nin kısıtlı imkanlarıyla yönetilen bu süreç doğru yere gider. Bizim ırkçılık yapmamız söz konusu değil. Haksızlığa uğradık. Devleti yönetirken de en iyi şekilde değerlendirmek lazım. 3. Ülkelere ne zaman verileceği Çalışma Bakanlığı gecikti ama rakamlar belli değildi. Muhaceretten çıkışlar ve rakamların bildirilmesi geciktiği için geç açıklandı. Biz ilk açıkladığımızda KKTC ve TC vatandaşı olarak açıkladık. 3. Ülkelerin vatandaşları bizim mecburiyetimiz yoktu ama rakamları ilettik.ı

SORU: Sibel siberin açıklaması oldu. İlk covid KKTC’de 9 mart. Zatürre atlatanlara da test yapılmalı önerisi olduğunu söyledi. Ama olumlu yaklaşım almadım dedi.

“Sağlık Bakanlığında Eldem ve Feriha hanım başkanlığında 6 kişi çalışıyor. Sabah konuştum. Kolay olmuyor. Şu anda 6166 test yapılmış. Bizim talimatımız ne kadar fazla yapılırsa. PCR yoğunlaştı. Sibel hanımın önerileri Sağlık Bakanlığına iletildi. Zamanı geldiğinde yapacaktır. Yapılan konuşmalar da sistem içinde olması lazım. Bilim kurulu Başbakanlığa aktarır. Yönetilir. Medya üzerinden paylaşılması doğru değildir. bazı beklentiler var. 9 marttan bugüne sabahlara kadar çalışıldı. İradeler ortaya kondu. Siyasi ve ekonomik kararlarda yaşanan stres, her kesimle yoğunluk yaşadık. Bunları görmezden gelmek yakışmıyor.”

SORU: Sahada olan insanlara genel test söz konusu mu?

“Bu değerlendirmeler Sağlık Bakanlığında yapılıyor. Günlük kararları onlar veriyor. Sibel hanımın önerileri tavsiye şeklinde geliyor. Kararları Sağlık Bakanlığındaki Bilim kurulundaki insanlar alıyor.”

SORU: İlerleyen günlerde, Bilim kuruluyla halkı bilgilendirmeyi düşünür müsünüz?

“Hükümet bu kararlara uymasa başarılı olabilir miydi? Kimse sonucu küçümsemesin. Bugün tamer Şanlıdağ ile konuştum. Ne kadar zengin değerlerimizin olduğunu gördük. Bunlar gizli kahramanlar. Şanlıdağ matematik modellemesi yapıyor. Corona virüs ile ilgili makalesi yayınlanacak. Onun dediği vakaların seyriyle selamete doğru gidiyoruz. Bu her şey tamam demek değil. Biraz daha sabırlı olmamız lazım. Normal hayata döndüğümüzde maskeli olarak devam edeceğiz.”

SORU: Pandemi hastanesi. 45 gün dediniz.

“Ben demedim. 45 gün olayı, sağlık bakanlığında birileri, bir firmanın girişimiyle, kendilerine göre pandemi hastanesi beklenti, Sağlık Bakanlığı aralık ayında gündeme getirdi. o firma proje sundu, projede çeşitli malzemelerde süratli şekilde 45 günde yaparız diyorlar. Bu bakanlar kurulu toplantı sonrası basına çıktı. Bunun kararını verecek hükümet. projeyi devlet hazırlar, ihale süreci vardır. Olayı başka yere çektiler. Saymaya başladılar. Başka yere çekmektir, hükümete sıkıntı yaratmaktır.”

SORU: Devlet hastanesinin hizmet vermiyor olması eleştirildi. Başka bir pandemi hastanesi yapılsım. Domuzculardaki askeri hastane öneriliyor. Vatandaş covid 19 dışında tedavilerini göremedikleri için ölüyorlar eleştirileri var. Ne düşünüyorsunuz?

“Bu 40 gün sürede bunları yaşadık. Nalbantoğlu en büyük hastane. En fazla personel orada. İlk vakalar oraya getirildi. O yoğunluk içinde o insanlar orada tedavi ediliyorken başka yere taşımak mümkün olamaz. Başka binalar da gündeme geldi ama kimsenin içine sinmedi. Hastaları taşımak kimsenin içine sinmedi. Büyük imkanlarla yönetildi. Tulumlar, maskelerle oradan bu işi alıp başka yere götürmek mümkün olmadı. Şimdi sağlık bakanımızın bize verdiği bilgi, gelinen aşama, ayakta tedavi bölümünün üstündeki bir kısma 21 kişiyi oraya aktarılıp, nalbantoğlunun süratle eski şekline geleceği şeklinde. Memnun oldum. Gelen haberler nalbantoğlunun büyük hizmetler verdiği yönünde. Kolan hastanesinde bu hizmetler verilemeyecek şekilde. Zaten anlaşmaya da varılamadı. Hastanede yangın da yaşandı. Yangının da hasarlarının giderilmesi için çalışma yapılıyor.”

SORU: Ne zaman döner?

“Takvim veremem, en kısa zamanda.”

SORU: Sınır kapılarının açılış tarihi nereden ne zaman aldı?

“Ben bilemem. Kapıların açılması Türkiye ve Güneyde bu işin nasıl sona ereceğine bağlı, hep birlikte karar vereceğiz. Burada olan çeşitli görüşler var, Alman turistlerden önce gelenler de bulaştırmış olabilir. Geniş bir tarama ve istatistikle rakamlar çıkabilir. Süreci takip ederken önümüzü göremiyoruz. Şu an kapılar kapalı.”

SORU: Akıncıyla aranızda yaşanan diyalog.. dün de CB konuğumuzdu. Sözlerinin arkasında durdu. Bazı şeyleri yaparken Başbakana soracak değilim dedi. Ekonomiye ses çıkarmıyoruz, ilaç getirmeye kaçakçılıkla suçlandık diyor. Buna ne dersiniz?

“Kendisi bana çok büyük haksızlık etti. Benim o gün topladığım bakan arkadaşlarımı çağırdım, Gümrük müdürünü, ilaç- eczacılık dairesi müdürünü çağırdım, bana verilen bilgiye göre 1 kamyon geldi, LTB kamyonuyla giriş yapıldı. Ben bu toplantıyı yapmasaydım bana uyuyor musun diyeceklerdi. Ben açıklama yaparken kimseyi suçlamadım. Sadece bunun doğru yöntem olmadığını söyledim. Ki ben Cumhurbaşkanı ile sık sık görüşmeye çalışıyorum. Hatta geçenlerde aradım hatırını sordum. Zaten Akıncıyı 30 senedir tanıyorum. Sevdiğim bir kişidir. O kadar güzel ilişkilerimiz var, bu siyasetin içinde beni bilen bilir. Benim kavga eden kişiliğim yok. ama bu kamyon buraya gelince ve haberim yok denilince siz ne yapardınız? Tabi ki bir şey söyleyeceksiniz. Esas mağdur benim. Ben kimseye kaçakçı demedim. O açıklamayı da ben kendi başıma yapmadım. Benim müsteşarlarım, müdürlerim yaptı hazırladı ben de okey verdim. Bu malzemelerin bu şekilde aktarılması doğru değildi. Ben arıyorum Akıncıyı, o da beni aradı. Bizi toplantıya çağırdı. İlaçlarla ilgili bir şey demedi. Bu ilaç meselesinde hassasiyet var. Kahvecioğlu öyle şeyler yazdı ki, ben miyim dedim. Bizim söylediğimiz Türkiye her zaman yanımızda, AB’den malzeme gelecek de ben mi reddedeceğim? 5 milyon Euroluk malzeme var, dört gözle bekliyoruz. Kudret bey de açıkladı, takip ediyoruz. Biz karşıyız diye bir durum yok. AB ve UNDP’den. O kamyondan gelen 20 bin TL’yi geçmez. Mustafa Akansoy açıkladı ilaçlar hakkında. Bizde var, bunu değil, bundan önceki geliştirilmemiş ilaç gelmiş, görme kaybı yaptığı saptanıyor. Ben başka yorum yapmayacağım. Yanlış anlaşılıyor. Sanki iyi niyetle gelen şeylere karşıymışım gibi lanse ettiler. Ben böyle insan değilim. Ben herkesle iyi ilişkiler içinde olan insanım. Kendileri doğru söylemiyor. Gelen malzemeye hiç ihtiyaç yok ama kamyonlarla ortaya kondu. Bize haksızlık edildi.”

SORU: Para toplandı, izinsiz toplandı, Başbakan da katıldı, para olunca yasalar önemli değil mi?

“Diyalog Tv iyi niyetle programı yaptı, Kızılay’ın hesabına yatırıldı. Fakire katkı yapacak. O gün kaymakamlıktan izin alınması lazımdı, alındığını biliyorum. O gün değilse bile sonradan alındı.”

SORU: Karikatür hakkında…

“Mizahi değil. Adam beni tımarhanede deli gibi ilan etti. Memleketin Başbakanına. Ben şikayet ettim. Memleketin başbakanını deli ilan etmeye hakkı yoktur. Bana büyük bir terbiyesizlik yapıldı. Kanal T’yi kendi lehime kullanmadım. Kimseyle terbiyesizce dalga geçmedik. Bu büyük terbiyesizlik.”

SORU: Bilişim suçları yasası yok. nasıl olacak?

“Bilişim yasası meclisin gündeminde. Zor bir yasa. Bir türlü genel kurula gelemedi. Gelmesinde fayda var.
Test yaptırdım, bir daha yaptırmak lazım.”

SORU: Kızınız görev alıyor mu?

“Hacettepe hastanesinde doktor.”

SORU: Son sözleriniz nedir?

“Büyük mücadele içindeyiz. İyi yönetmeye çalışıyoruz. Eleştiriler olacak, medeni olmalı. Fikir çatışması olacak, biz de faydalanacağız. Küfürlü hakaret edilerek, mizahla küçük düşürerek, aşağılamak bu şekilde ortam yaratılmaya çalışılıyor. Tasvip etmiyorum, herkesi sağ duyuya davet ediyorum. Sendikaları da kutlamak istiyorum. Düzenlemelerde irade ortaya kondu. Kıbrıs Türkü özveriyle atlatacak. Bunu güçlenerek çıkmak için özelliklere ihtiyaç var. Son günlerde biri düğmeye bastı. Bir birimize haksızlık yapmayalım. Daha güvenli gelecek için. Hepimizin çocuğu var, bu şekilde insanları aşağılayarak bir yere varamayız. Ben kimseye hakaret etmeyeceğim, alay etmeyeceğim. Ben doğru dürüst işler yaparak işleri götürmeye çalışıyorum.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.