14 Temmuz 2021 Çarşamba 08:19
3284 Okunma
Yazabildiğim kadar yazacağım,  konuşabildiğim kadar da konuşacağım!

Aklamak, aklanmak gibi bir sebeple bu yazıyı yazmıyorum...

Ama “Türkiye düşmanı” suçlamasını kesinlikle reddederim...

Çünkü ben hiç bir ulusun, hiç bir halkın veya toplumun düşmanı değilim!

-*-*-

Ve dün gördüğüm ilgi, sevgi nedeniyle de herkese teşekkür ediyorum... Herkesi çok seviyorum... Sevmeye de devam edeceğim...

-*-*-

Ve efendim, çok ilginç olan nedir biliyor musunuz?

Gerek Cumhurbaşkanlığı İletişim Koordinatörlüğü gerekse Kanal T’deki “kovulmam” olayında “başarılı” olan bir kaç kişinin “karakterlerine” verilen değer çok ilginçtir!

-*-*-

Evet çok ilginçtir!

Bu kişilerden biri, Lefkoşa’ya Sovyet tanklarının gelmesini hayal eden, Göçmenköy’deki bir etkinlikte Türk Bayrağı yakan; Kuğulu Park’ta Türk Bayrağı’nı söküp fırlatan ve özellikle Annan Planı döneminde Recep Tayyip Erdoğan’a neredeyse ana avrat küfreden biridir...

Ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Ersin Tatar kaybetsin diye neredeyse canını yemiştir!

-*-*-

Ve ayrıca belirtmem gerekir ki bu kişi veya kişilere verilen “anlayamadığım” değer neticesinde, “uyardık, Türkiye düşmanlığı yapmasaydı” şeklinde değerlendirmede bulunulması, doğru bir şey değildir.

Elbette Türkiye’yi eleştireceğim ve elbette Türkiye’de eğer “Kıbrıs Türk toplumu ile Türkiye halklarının arasını açmaya çalışanlar varsa”, yazacağım!

Ama kimse her hangi bir ülkenin düşmanı olduğumu söyleyemez!

-*-*-

“Ali Bizden’in de, Ahmet Cavit An’ın da Türkiye’ye sokulmaması olayı, Türkiye ile Kıbrıs Türk toplumunun arasını açmaya yarar, lütfen yapmayın” dedim...

Derim...

Diyeceğim...

-*-*-

Ve geçmişte Ada’da işlenmiş cinayetleri hatırlattım...

“Kin üzerine, kan üzerine edebiyat yapılmasın” dedim...

demeye de devam edeceğim...

-*-*-

Küfür etmek, aşağılamak yok!

Asla böyle bir sebebim ya da hedefim olmadı!

Olmaz!

Olmayacak da!

-*-*-

Türkiye halkları ve Kıbrıs halkının arasının açılmaması gerektiğine hep inandım; inanmaya da devam edeceğim...

-*-*-

Haaaa dertleri ne miydi?

Dertleri, Kıbrıs’ın bölünmez bütünlüğüne de olan inancımdı...

Tıpkı Türkiye’nin bölünmez bütünlüğüne olan inancım gibi...

-*-*-

Başka dertleri neydi?

Türkiye’nin Misak-ı Milli sınırları içerisinde etnik temele dayalı ayrı ve de bağımsız bir devletin kurulabilmesinin, halkların karşılıklı onayıyla mümkün olabileceği gibi; Kıbrıs’ta da benzer durumun söz konusu olduğunu ısrarla savunuyor oluşumdu...

-*-*-

Dertleri; Türkleri, Rumları, Kürtleri, Ermenileri, Maronitleri ve tüm insanları sevmem ve asla ayırmıyor olmamdı...

-*-*-

Dertleri; din, dil, ırk, cinsel yönelim ayrımı yapmıyor oluşumdu...

-*-*-

Dertleri bu işe çok ciddi değer vermem, disiplinli çalışmam ve mütevazı olmayacağım, çok izleniyor olmamdı.

-*-*-

Kırgın mıyım?

Tabii ki kırgınım!

Ama hayat devam ediyor...

“Yazabildiğim” kadar yazmaya, “konuşabildiğim” kadar da konuşmaya devam edeceğim!

Son Güncelleme: 15.07.2021 11:09
Anahtar Kelimeler:
Serhat İncirli
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.