Yıllar önceydi.

Ev alacaktım.

Bölgeyi seçtim.

 Beğendim.

Ev fena değildi, fiyatı da.

Ev sahibi ile her konuda anlaştım.

“Tamam” dedim.

“Tamam” dedi.

Tokalaştık.

Beraber tapuya gittik.

Evrakları verdik.

Memur bir bana, bir evraklara baktı.

-Dur bakalım, dedi.

-Ne, dedim.

-Eksik, dedi.

-Yabancı uyruklusun, önce askere sorulması, oradan “almasında sakınca yoktur diye yazı getirmeniz gerekir” dedi.

Askeri yasak bölgede değildi alınacak ev.

Sadece üst katlardan askeri kışlayı görüyordu.

Ben de haliyle Kıbrıslıydım.

Sakıncalıydım yani.

Devlete ait sırları belki satacaktım.

Belki casustum.

Çok uğraşmak istemedim.

Vaz geçtim.

Döndüm.

Aslında o gün ülkeme dönmeye karar verip dönmeliydim.

Ne olursa olsun kendi yerimde taşım ağır basardı.

Belki, bir müddet sorun yaşardım.

Belki sağdan soldan yardım isterdim.

Ama kendi yerinde insan ne yaparsa, kendine yapar.

Dışarıda, yabancıda hep eğretisin.

Yabancı yabancıdır nasılsa.

Bakmayın Kanada’da mülk sahibi olanlara.

“Mutlu hayatım var” diyenlere…

Londra’da ömür tüketenlere…

Yemekten sonraki eksik bir bardak su gibidir oradaki hayat.

O olmadan ne yemeğin tadı güzel ne de hazmı kolaydır.

İşte insanlar ille de kendi ülkelerinde ölmeyi bunun için istiyorlar.

İşte budur herkese “bir gün kendi yerimde yaşayacağım” dedirten.

Kendi bayrağımız var…

Beğenseler de beğenmeseler de o bayrak bize aittir.

Bir gün gelecek kendi devlet dairelerimizde yeniden dalgalanacak.

Onun yanında, olması gerektiği gibi Türkler Türk, Rumlar Yunanistan bayrağı asabilecekler.

Ancak dördüncü bayrağın her hangi bir yerde dalgalanması kabul edilmeyecek.

Dalgalanırsa garantörlük hakkı ile adaya gelen TC bu kuralı ihlal etmiş sayılacak.

Açıkçası Mağusa’da ülkücüyüm diyerek bayrağımıza sahip çıkan Kıbrıslıtürke saldıranları anlıyorum…

Onlar, “alınmış kalınmıştır” diyerek Kıbrıs’ın kuzeyini aldıklarını sandılar.

Kandırıldılar.

Hala buraları verilmeyecek kendi vatanlarının toprağı sanıyorlar.

Oysa onlar buranın yabancısı…

Onları yine de anlıyorum.

Ve onlara ne havladılar derim, ne de küfrederim.

Çünkü aldatıldılar.

Ancak kendilerinin de sahip çıkmaları gereken Kıbrıs bayrağını, dükkânında astı diye Kıbrıslıtürkü yargılayan ve onu yabancılara yem yapanları hiç anlamıyorum…

Ya birileri o mahkemedekilere, “nedir be bu tiyatro” diye sormaları…

Ya da görevlerinin dışarıda gürültü çıkaranları tutup, sizler de TC’de yabancı sayılan bizler gibi burada yabancısınız, gerçeğini hatırlatmaları gerekir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31