İsrail Başbakanı Netenyahu’nun Güney Kıbrıs’a bugün yapacağı ziyaret, tarihsel bir kini acaba ortadan kaldıracak mı? Türkiye karşıtlığı bu kadar güçlü bir duygu ise, işin doğrusu dünyayı yani baştan algılamamız gerekiyor!

Bilindiği gibi Eski Çağlar’da Kıbrıs’ta çok güçlü bir Musevi topluluğu vardı! Adanın en önemli kenti olan Salamis’in nüfusu da Yahudi’lerden oluşmaktaydı. Yanlış hatırlamıyorsam, MS.20 dolaylarında, Salamis’li zengin bir ailenin oğlu olan Josef Levi, çevre ülkelerde bir gezi yapıp, o çağın dünyasını tanımaya karar verir. Salamis’li Josef, Filistin’e vardığında, Berthelem’de genç bir marangoz ile tanışır ve çok sıkı arkadaş olurlar. Marangoz, Levi’yi çok etkilemiştir!

Herhalde, hikâyenin nereye varacağını, anladınız! Marangoz’un adını yazarsam, anlayacağınız kesin! O genç marangozun adı, İsa idi…

Josef, İsa’nın söylediklerinden o kadar etkilenir, ona o kadar inanır ki onun on üç havarisinden biri olur… Bugün Hristiyan dünyasında çok tartışılan Çarmıha Gerilme olayından sonra, artık adı St. Barnabas olan Levi, St. Paul ile birlikte, Filistin’den önce Antakya, sonra Güney Anadolu kentlerini gezip, İsa’nın görüşlerini yaydıktan sonra, memleketi olan Kıbrıs’a yönelip, Baf’ta karaya çıkar… O zamanlar başkent olan Roma yönetimindeki Baf’ta, adanın valisini ikna edip, Hristiyan yaparak, Kıbrıs’ın bir Hristiyan tarafından yönetilen ilk ülke olmasını sağlar. Sonra, bütün adayı baştan başa geçerek, halkı etkileyip, Hristiyanlık’a kazanır ve kendi şehri, Salamis’e varır.

Kıbrıs Kilise’sinin internet sitelerine girenler,  sayfalar boyunca St. Barnabas’ın menkıbelerini okurlar…

Ne var ki Salamis’teki Yahudiler, kendilerinden birinin, bir başka dini vaaz etmesine dayanamazlar! St. Barnabas, önce taşlanarak öldürülür! Sonra da cesedi, yansın diye ateşe atılır… Aziz’in bir arkadaşı, cesedi kaçırarak, Salamis dışında, gizli bir yere gömer! Gizli mezar, bugün manastırın olduğu yerde, üç yüz sene sonra bulunur. Söylenceye göre cesetten gelen güzel kokular ve göğsünde bulunan Barnabas İncili’nin el yazması nüshası, bu mezarın azize ait olduğunun kanıtlarıdır. Artık devir, Bizans devridir… İmparator, el yazması İncil kendisine sunulduğunda, Kıbrıs Kilisesi’ne bugün de davam eden bağımsızlığını; başpiskopos’a da kendisi gibi asa taşıma, menekşe pelerin giyme ve kırmızı mürekkeple imza atmak yetkilerini verir!

Kıbrıslı Ortodoks’lar, Salamis Yahudiler’inin, St. Barnabas’a yaptıklarını, hiç unutmazlar! O zamandan beridir, adada bir Yahudi varlığının serpilip gelişmesine, hiç izin vermezler! Bu insanların dinsel paradigmasında anti semitizm, Türk düşmanlığında çok daha güçlü bir saplantı olarak kalır. ‘. Dünya Savaşı sonrasında, Filistin’e gitmek üzere Avrupa’dan kaçan Yahudilere bile yüz verilmez! Burada bir kibbutz kurmaya girişmeleri, hiç hoş karşılanmaz ve iflas etmeleri için, elden gelen yapılır! Araplar ve Cemal Abdülnasır ile kurulan iyi ilişkilerin altında, bu Yahudi karşıtlığının da payı vardır desek, abartır mıyız? Bilmem…

Bizim kültürümüzde ise bunun tam tersi vardır… İsrail’i ilk tanıyan iki devletten biri, Türkiye’dir… (Öteki de Sovyetler Birliği)!

Bu Türkiye, ne Türkiye imiş ki “düşmanımın düşmanı, benim dostumdur” şiarı ile iki bin yıllık kinleri unutturabiliyormuş? Pes…

Hoş geldiniz sayın Netenyahu! Hayırlı kademli olsun…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31