-Güneyden geldin, orada çok malın olduğunu söyledin, ama bu yaşta çobanlıkla geçiniyorsun…

Neden?

Güneşin ışıkları şapkasından süzülüp gözlerine inerken kıstı bakışlarını…

Bir ıslık daha çaldı koyunlarına…

Ve “3 milyon puanlık mal bıraktım köyde; şimdi oraya site yaptılar; bir kuruş ödemediler bana; ayrıca kuzeyde de puanlarım akarşılık mal vermediler puanlarıma karşılık.”

***

Bir gün öncesi Mağusa Maraş’ta bir bölge.

Bu Maraş, kapalı Maraş değil.

Bir arkadaşım “Yürü “ dedi, “bir tanıdıkla bir işimiz var hemen döneriz”.

-Tamam, dedim yürüdük.

Çok değil az yol gittik.

Asfalttan toprak yola saptık.

Sonra bir tepe gibi yerden aşağıya süzüldük.

Yol bitti.

Arabayı bıraktığımız yer boşluktu.

Solunda üç katlı apartman, sağında müştemilat gibi bir bina, onun yanında kulübe gibi bir yapı.

Apartman ile müştemilat arasındaki toprak yola girdik.

Bizi iki köpek karşıladı.

İki tarafı ve ilerisi ekim alanı olan toprak yol yaklaşıp 150 metre kadardı.

Yolun ucunda dört sandalye vardı, bir de masa.

Sağdaki sandalyede arkasını Audi arabasına vermiş birisi ayaklarını uzatmış vaziyette oturuyordu.

Yaklaşınca kalktı, bize doğru döndü ama yerinde durarak, “Bu taraftan gelseydiniz o kadar yol yürümezdiniz” dedi.

-Fark etmez dedik, yanına gittik.

Bahçenin alanı belki 20 belki daha fazla dönüm idi.

Haliyle birkaç fotoğrafını çektim oranın ve kat gıravat giyinmiş mafya gibi görüntü veren adamın.

-Niye çekiyorsun, dedi.

-Öylesine dedim ve sordum TC’li KKTC’liye…

-Bu araziyi nasıl aldın?

-Napacaksın, bir şekilde aldım dedi ama derken samimi değildi.

-Hani çok pahalı da…

-Memleketteki malımı sattım buradan aldım işte.

-Şu üç katlı bina…

-Onu da ben yaptırdım.

-Müştemilat…

-Yahu ne yapacaksın, gazeteci misin nesin, dedi.

***

Tembel diyorlar Kıbrıslıtürker için.

Bir işe yaramadığımızı ama fazla kazandığımızı öne sürerek gelirimizi kısmaya çalışıyorlar.

Kendi memleketimizde istediğimiz yaşamı sürmeye hak görmüyorlar.

***

Yolda yani Mesarya’nın ortasında giderken bulutlardan sıyrılıp yere inen ışık huzmelerinin arasında bir çoban fark edip yaklaştım.

Sordum ona…

-Nerelisin?

Leymosun’un köylerinden gelmiş çoban.

Çok malı varmış orada, her şeyleri gibi arazilerini de bırakmış gelirken.

Kuzeyde ona hiçbir şey vermedikleri gibi güneydeki malının üstüne site yapmışlar.

Şimdi eski mesleği çobanlığa devam ediyor.

Bir yandan kaçmasınlar diye koyunlara ıslık çalarken bir yandan da benimle dertleşiyordu Kıbrıslı çoban.

Son cümlesi hala kulağımda…

“Kurtaracaklar diye geldiler sadece kendilerine çalıştılar.”

O anda mafya bozuntusu adam geldi aklıma…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31