“Nedir ya be oğlum senin dediğin…

Biz Rumlarla neden düşman olalım?

Küçükken arkadaşlarım Rum’du…

Onlarla oynardık

Onlarla büyüdük…

Onlarla çalıştık…

Hep beraberdik mahallede…

Düşmanımız olsalardı eğer, 1963 yılında, Girne kapsında, arkadaşım Rum, “Kaç M….. hanım da savaş çıkacak” der miydi?

Öyle olsaydı en başta o öldürürdü beni.

Oysa hayatımı kurtardı.”

“Bu Memleket Bizim” yazımı okuduktan sonra düşüncesini söylemek için aradı 83 yaşındaki duyarlı Kıbrıslı.

Adını söylemedi ben de sormadım…

O yüzden kim olduğunu bilmiyorum.

Önce hatırımı sordu.

Sonra konuya girdi.

Ve hem kendi hayatından kesitler verdi, hem de bugünden nasıl çıkacağımıza dair düşüncelerini söyledi.

Düşüncesine göre ise Kıbrıs sorununun çözümü şöyle olmalı…

“Önce iki lider bulunacak. Onları biz seçeceğiz. Biz derken çözüm isteyen iki Kıbrıslıdan bahsediyorum.

Akılları para ve menfaatte olmamalı.

Sonra bu iki lider, bizlere destek verecek üçüncü bir ülke ile beraber masaya oturacaklar.

Onlar dış ülkelerin telkinlerine maruz kalmadan aralarında sorunu çözecekler.

Çözdükten sonra referanduma gideceğiz.

Ve iki halk yeniden, eskiden, yani bizim kuşakta olduğu gibi bir arada yaşayacaklar.

Beraber ve beraber…

Biz 1963’e kadar böyle yaşadık…

Demek ki yaşayabiliriz.

Sonra milliyetçi düşüncede olanlara var…

O dönemde de varı…

Onlara kabul etmezlerse güle güle denilecek.

O tür ayrılıkçı propaganda yapanlara caydırıcı cezalar getirilecek.

Ve geçici bir dönemde herkes iyi de olsa kötü de olsa hakkına razı olacak.

Nedir bu âlem be oğlucum. Geldik ve kendi ellerimizle bu hapise girdik.

Esir yasamaya mahkûm muyuz?”

Böyleydi annem yaşında Kıbrıslı kadının bana söyledikleri.

Epeyce duygulandım.

O konuşurken anemin Baf’ta beraber büyüdüğü Niki aklıma geldi…

O da aynı dönemden geçti.

Aynı şekilde büyüdü.

Aynı sevinçleri ve kederleri yaşadı.

Bir önceki Baf’a gidişimizde annemle Niki sarılmışlardı.

Niki annemin çocukluk arkadaşıydı…

Bir sonraki gidişimizde Niki yoktu…

Ve düşman dedikleri iki taraftan biri yani annem çocukluk arkadaşı için neredeyse ağlamıştı.

Gelelim telefonda arayan 83 yaşındaki duyarlı Kıbrıslının sorusuna…

“Bu Memleket Bizim dedin, ama önerin nedir?

O günkü yazımda yazmıştım.

Biz hep aynı yanlışı yapıyoruz.

Kendimizi günün koşullarına uydurup durmamız gereken noktayı geçiyoruz.

Ve değişen şartlara odaklanıp gerçek sorunumuzu atlıyoruz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31