Arkeolojik belirtiler, Kıbrıs’taki insan yaşamının Cilalı Taş Devri’nde, Yeşilırmak yöresinde başladığını göstermektedir… Oranın eski adı “Limnidi”… Uluslararası literatürde “Limnidis” olarak geçmekte… 1927 yılında, aralarında İsveç kralının oğlunun da bulunduğu bir grup Avrupalı arkeologun o yörede yaptığı araştırmaların somut bulguları, bugün Güney Kıbrıs’taki Arkeoloji Müzesi’nde teşhir edilmektedir. Akdeniz uygarlıklarını araştırmak üzere yola çıkan o arkeoloji grubundakiler, yaptıkları kazılar sırasında geçmişi 4000 yıl öncesine dayanan çeşitli cilalı objelere rastlamışlardı… Oysa adanın diğer yörelerindeki kazılarında, bu denli eski bulgulara ulaşamamışlardı… Ve kararı verdiler: “Kıbrıs’ta beşeri yaşam 4000 yıl önce bu cennet parçası köşede başladı…”
  
Tatlısu Belediye Başkanı Hayri Orçun bu teze karşı çıkıyor. 1927’den sonra yapılan yeni kazılarda insan yaşamının ilk kez eski adı Akatu olan Tatlısu’da başladığının bulgularına rastlandığı iddiasında…
  
Orçun’u dinlediğimde Kıbrıs’ta yaşamın ilk kez Yeşilırmak’ta mı, yoksa Tatlısu’da mı başladığı sorusunun yanıtının araştırılmaya değer olduğunu düşündüm. Varsın bu sorunun yanıtını arkeologlar kendi bilimsel ölçekleri içinde araştırsınlar. Benim tespitim şu ki, Yeşilırmak da, Tatlısu’da ülkemizin en güzel iki köşesi. Güzellikte ve verimlilikte birbiriyle yarışan iki turistik ve doğa harikası belde... Binlerce yıl önce Kıbrıs’ı yurt edinmek üzere buralara gelen ilk yerleşikler için her iki belde de doğal özellikleri dolayısıyla birer albeni odağıydı. Yeşilırmak’la Tatlısu, adanın Anadolu’ya bakan kıyılarında. O nedenle ilk Kıbrıslıların Anadolu’dan akıp geldiği kesin.
  
Tatlısu’nun bugünkü sakinleri 1974’ün sonlarından itibaren Güney’deki Tatlısu’dan ve Anadolu’dan geldi. Nice diyarın değişik kültürü burada harmanlandı. Kahramanmaraş, Adana, Osmaniye, Mersin, Gaziantep, Erzurum, Erzincan, Kayseri ve hatta İzmir yöresinden gelen Anadolu göçmeni nüfus şimdi Tatlısu’da kendi ortak kültürünün zenginliği içinde, eşsiz bir doğa güzelliğinin sarmalında, mutlu ve sakin bir yaşam sürüyor. Dahası, yaz mevsiminde 3 bine yaklaşan bu nüfusa, Avrupa’nın çeşitli yörelerinden gelerek Tatlısu’yu mesken edinenlerin kattığı renk ve kültür de var. Tatlısulu kadınların el sanatlarındaki hünerlerini gösterdikleri Halk Eğitim Merkezi’nde Avrupalı bayanların da çalıştıklarını görmek bana son derece ilginç geldi. Tatlısu Belediye Başkanı Orçun, yavaş yavaş Türkçeyi de öğrenmekte olan bu Avrupa kökenli Tatlısulu bayanların, Türk kültürüne özgü el sanatlarında ve mutfak ürünlerinde yeteneklerini gösterdiklerini belirtirken, belediyenin himayesindeki o birimde gerçekleştirdiği kültür buluşmasından dolayı son derece kıvançlıydı.
  
Hayri Orçun, köken olarak Kahramanmaraşlı. Ziraat yüksek mühendisi. Bürokrasideki ilk deneyimlerini özel kalem görevlisi olarak Başbakan Hakkı Atun’un ve Sağlık Bakanı Mustafa Arabacıoğlu’nun yanında, siyasi deneyimlerini ise önce YDP’de, daha sonra DP’de kazandı. Şu anda DP’ye bağlı bir belediye başkanı. Beldesinin eski adı olan Akatu’nun “akan su” anlamına geldiğini söylediğinde, araştırmacı dostum Ahmet Erdengiz’den az önce dinlediklerim düşüyor aklıma.
  
Hayri Orçun’la görüşmek üzere tam Tatlısu Belediye Başkanlığı’nın önüne gelmiştim ki cep telefonum çaldı. Arayan, ta Brüksel’den Ahmet Erdengiz’di. O sırada araştırmalarım dolayısıyla Tatlısu’da olduğumu öğrenen Erdengiz, aynen şunları söyledi:
  
“Akatu’nun şimdi kurumuş olan çok ünlü şelalesi var. Bir zamanlar bu şelale oraların önemli çekim merkeziydi. Osmanlıların da gözdesiydi bu şelale. Orada Osmanlıların şelaleye hayranlığını ifade eden bir de Osmanlıca yazıt vardır.”
  
Akatu’ya adını verdiği kesin olan bu şelaleyi daha sonra Orçun’la birlikte ziyaret edip yörede sıkı bir inceleme yaptık ama, o yazıta rastlayamadık. Erdengiz’in çok güvenilir bir araştırmacı olduğunu söylediğimde ise Orçun “Araştırmalarımı sürdürüp o yazıtı mutlaka ortaya çıkaracağım” dedi. Şelale, bir zamanlar Tatlısu’nun simgesiydi. Artık yağışlı kış mevsimlerinde kendini gösterebilmekte. Dağlardan aşağılara süzülen her tondaki yeşilliğini Akdeniz’in mavisiyle buluşturan Akatu’nun tarihini bilenlerden dinlediğime göre, yıllar önce bu şelale yaz–kış hiç durmamacasına dağlardan dökülür ve sularının değdiği her yere bereket ulaştırırdı. Çevresi ise adanın en güzel mesire yeriydi.
  
Buraya kadar irdelediklerimden de anlaşılacağı gibi, Tatlısu turistik bir yurt köşemiz. Ne ki, turizm yatırımları ihmal edildiğinden, halk geçim kaynağı olarak tarımı görüyor. Seracılığın ve sulu tarımın geliştiği bu yörede adanın en kaliteli harubu üretilir. Köylü geçen yıl 300 ton harup sattı. Ama yok pahasına: Kilosu 78 kuruştan!.. Paketleme yapılan alanda Hayri Orçun’un ikram ettiği harubu kırdığımda içinden bal aktığını görüyorum. “Bir de bunun sağlık kaynağı pekmezini düşün” diyor Orçun.
  
Yörenin tek turistik tesisi, ahşap ve şirin villalarıyla ünlü Zambak Tatilköyü Tatlısu’ya Hayri Orçun’un yoğun çabalarıyla kazandırıldı. Denizin kıyısında harika bir manzaraya ve plaja sahip olan bu otantik tatil köyünden yararlanmak isteyenler rezervasyonlarını çok önceden yaptırmalılar. Tatilcilerin ilgisi gittikçe yoğunlaştığından Orçun, belediyeye bağlı bu enfes tesisi geliştirme çabasında. Tüm varlığını Tatlısu’nun gelişmesine adayan Orçun, yakında bir özel girişim yatırımı olarak butik bir otelin temelinin atılacağını da açıkladı.        

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31