Her ne kadar meteoroloji hafta sonu poyraz var biraz serinleyecek, rahat nefes alacağız dese de ben kıştan beridir özlediğim sıcaklığa bakıp mutlu oluyorum…

Geçtiğimiz Cumartesi Kıbrıs’a gitmek üzere mecburen İstanbul’a inen bir arkadaşımla beraberdik…

-Neryse gidelim? Diye sorduğumda ,”Sen bilin” demişti…

-Karşıya geçelim oradan ya Şile ya da Boğaz yaparız, dedim.

Hatta Anadolu Kavağı’nda balık rakı yapar, Boğaz’ın Karadeniz’den gelen temiz havasını soluruz dedim ve yürüdük…

Kafamdan plan yaparken trafiği de düşünmüştüm…

Nasılsa bugün tatil yollar açıktır diyordum ki polis devam dedi Boğaziçi Köprüsü’ne yönelen arabalara doğru elini havada sallayarak…

Belki ikinci köprü açıktır diye Levent’ten o yöne devam ettim ki ne göreyim…

Rüzgârsız havada asılı duran yapraklar gibiydi yolda çakılı duran arabalar…

Tık yoktu…

Yol ya Maslak oradan Sarıyer’e ya da geriye dönüp Bakırköy gibi lokantaları bol olan yöne dönmemizi uygun gördü…

“Kilyos” dedim…

Çünkü oraya akış daha rahattı..

 Bugün Kilyos’tan bahsedeceğim…

Eski adı Kumköy olan Kilyos Sarıyer ilçesine bağlı Karadeniz kıyısında balıkçı köyü...

Onu ilk tanımamam Yeşilçam filmleri sayesinde oldu…

Siz de hatırlayacaksınız…

Kız denizin kumlarla birleştiği yerde sahil boyu koşarken oğlan arkasında güya ona yetişmeye çalışır gibi çabalıyor…

Sonunda da atıyorlar kendilerini yere ve kumda yuvarlana yuvarlana…

İlk öyle tanımıştım Kilyos’u ya da Rumcadan kalma adıyla kum anlamına da gelen Kilya’yı…

Bir ara Cenevizlilerin de hâkim oldukları köy stratejik önemi olan bir yerde…

Tam Boğaz’a hâkim tepelere sahip…

Ki orada yine Cenevizlilerin yaptıkları kale hala mevcut…

Bir tur attıktan sonra denizin üzerinde tahta ayaklarla yükselen balıkçı lokantasına gidecektik ki başka bir balıkçı lokantasının sahile atılan masaları gördük…

Denize sıfır…

Çöktük ilk masaya ve garsona, “getir” dedik…

RTE’ye inat içkilerimiz geldi...

Güneş tam karşıdan batıyormuş o gün fark ettim bunu…

Oysaki ben orayı hep kuzeye bakar sanıyordum…

Dönüşte arkadaşıma, “işte” dedim,” tam da bu bölgeden RTE’nin 3. Köprüsünün bağlantı yolları geçecek ve kuracağım dediği İkinci İstanbul inşa edilecek…

-Yani bu güzellikler beş on sene sonra yok olacak öyle mi? Diye sordu arkadaşım…

Ne yazık ki her gidişimde daha da çok heyecan duyduğum her neresi varsa RTE ve ekibi güzelleştireceğiz diyerek oralara el atıyor batırıyorlar…

Kısa da olsa biraz İstanbul’dan bahsettim…

Bugün Kilyos yerine havaların iyi gitmesi ile geçen seneye inat bol ürün verecek domateslerimden yazabilirdim ama Kıbrıs’ı yazmayı hiç düşünmedim…

Çünkü içimden gelmedi...

Size kolay gelsin. 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31