Zorbalık mağduruyuz.

Memleketimizin en aktif çalışan kadroları zorbalar sanki.

Zorbalık yaptıklarının farkında olmadıkları ise koca bir yalan.

Zorba kişiler, zorbalıklarını kullanarak söz sahibi olabilmekte karşıt görüşlülerin söz hakları ile hareket haklarını ellerinden alabilmektedir. Bunun için hiçbir şikayet kabul etmeyip, şikayetleri de zorbalık ile göğüsleyebilmektedir.

Zat-ı zorbalar çok yetkili oluşlarının çok bilgiliymişler gibi algılanmasından hoşnutturlar. Aslında çok şey bildiklerinin düşünülmesini de bir nevi zorbalıkla kabul ettirmiştirler. Yaşamları tamamen geçici ve koca bir yalan üzerine kurulu olduğunu ancak ellerindeki yetkileri kaybettiklerinde anlayan zat-ı zorbalar hayata dair henüz yeterli donanıma ve deneyime sahip olamadıklarını da ancak bu takdirde anlarlar. Fakat bu durum asla onlar için bir ders olmaz. Sadece yetkilerini kaybettiklerinde geçimi kolay ve çok insancıl zatlara dönüşen bu kişiler yeniden yetki kazanacakları günü hasret ve sabırsızlıkla beklerler.

Farkında değillerdir ki içinde oldukları korku ve endişe dolu yaşam, zorbalık mağduru olan kişiler tarafından rahatlıkla gözlemlenmekte ve bu özellikleri onlarla dalga geçme haline dönüşmektedir.

Zorbaların hedefi çoğunlukla kişilerdir. Fakat zorbalık mağduru kişiyle birlikte ailesi ve yakınlarıda tehditlerden etkilenirler. Zorbalık sadece korkunç bir kısırdöngü yaratır. Hedef kişiler, onların aileleri ve çevreleri de büyük zararlar görür.

Unutulmaktadır ki; ülkemizin içinde bulunduğu zorba kişi sorunu ne yazık ki psikolojik veya eğitimsel bir sorun değildir. Etik kuralları anımsatarak sorunla mücadele edilemez. Sorun artık bir ülke sorunudur.

***

Çoğu zaman zorbalık mağduru kişi ve kurumlar,bir ülke sorunu ile karşı karşıya kaldıklarının farkına varamadıkları gibi, vardıkları zaman da karşılarında devleti bulduklarını zannederler. Aslında mağdurlar biraz irdeleyerek korkmuşluklarını erteleyebilseler veya daha sakin düşünebilseler, karşılarındakinin devlet olmadığını, bunların sadece geçici bir süre için iktidarı elinde tutanlar olduğunu ve demokrasilerde iktidardan memnun kalınmaması halinde değiştirebileceğinin farkına varamazlar.

İddia ediyorum ki bilinçli seçmenlik bu noktada bir defa daha karşımıza çıkar. Sonuçta bilinçli bir seçmen ve bilinçli yurttaşlık sayesinde ülkedeki pek çok sorunun kolaylıkla ortadan kaldırılabileceği açıktır.

***

Zorbalar şimdi de belediye sanatçılarına kancayı takmış durumda.

Lefkoşa Türk Belediyesi’nin kurtuluşu meğer sanatçıların elindeymiş. Daha doğrusu giderlerse belediye kurtulurmuş. O nedenle dezorbalıkla seçilmiş belediye başkanı ve seçilmiş meclis üyelerini göndererek sözüm ona adil yönetimi getirdiğini iddia edenler, çareyi sanat ve kültür izlerinin belediyeden silinmesi için çalışmalarına zaman kaybetmeden başladılar.

Alışık değil miyiz zaten? Kültür sanata pranga vurmak her dönem karşımıza çare diye kotarılan bir yöntem olmadı mı bu memlekette.

Bu ilk değil ki: Daha önce Doğu Akdeniz Üniversitesi’nin kurtuluşu için kültür ve sanat bölümleri heba edilmişti.

Devlet bütçesinin görüldüğü yıllık planlarda da en küçük kalemler kültür ve sanata ayrılır; ekonominin kurtuluşu için de kültür ve sanat kalemleri makaslanır.

Geri kalmışlığına mahkum kalan memleketlerin sanata ve kültüre duydukları hazımsızlık, bizim ülkemizdeki sorunların başta geleni. Zorbalıkla yönetilen ülkelerin kültüre ve sanata olan hazımsızlıkları ise daha etkili adaletsizdir. Bu nedenle geri kalmışlığa olan mahkumiyetleri daha da sabitleşmektedir.

Kültür ve sanat konularında çalışmalar yapamayan, sanatın üretkenliğini ve yaratıcılığını memleketine kazanç olarak görmeyenler asırlarca geri kalmaya mahkumdurlar.

***

Ne gariptir ki politikacılar tarih boyunca sanatçılardan korkmuştur hep.Bugün de ülkemizdeki politikacıların sanattan ve sanatçılardan korktuklarını görmezden gelemeyiz.Lefkoşa Türk Belediyesi içerisinde alınması gereken ilk önlemler, belediye içerisindeki sanat kurumunun baltalanması şeklinde bir kez daha başladı.

Lefkoşa Türk Belediyesi sanatçıları hakkında soruşturma açılmasına kadar sindirici ve korkutucu önlemler siyasetçilerin sanatçılardan nasıl korktuklarının açık ispatıdır.

***

Olan bitenler şaşırtıcı değildir.

Zaten KKTC devletinin işleyişindeki anormal ve kabul edilemez uygulamalar, belediyedeki varlığını da bu yöntemle gösteriyor.Seçilmiş bir belediye başkanı, istenildiği anda görevden alınabilecek.Seçilmiş belediye meclis üyelerini monarşik anlayış ile demokrasiyi hiçe sayarak emir komuta zinciri içerisinde, çağdaş anlayışlı hizmetten uzaklaştırılabilecek.

Gücü elinde tutanların, haksızlıklar karşısında direnmelerini kesmek ve onları susturmak adına kullandıkları çareler tarih boyunca yaşanmış ve pek çok örnekleri görülmüştür.

Ancak konuşmanın ve mücadele vermenin sağladığı onur ne kadar yüce ise mücadeleleri kırmak ve haksızlıklara boyun eğmeyenlerin etkilerini sona erdirme çabasında olanlara karşı duramamak da bir o kadar bayağılık ve zorbalıktır.

Bu perspektiften bakarak yaşanmakta olan sorunları yeniden değerlendirmek denenmeye değmez mi sizce de?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31