Türkiye ile KKTC arasında imzalanan ‘Ekonomik Protokolün’ temel amacı nedir?..
   Kuzey Kıbrıs’ta cari açıkları azaltmak...
   Kamu borçlarını aşağılara çekmek...
   Özel girişimciliği teşvik ederek istihdam olanaklarını artırmak... 
   İşsizliği azaltmak, toplumun refah seviyesini yükseltmek...
   Öngörülerde yanılma olmaz ve KKTC hükümetleri üzerlerine düşeni yerine getirirlerse, 2015 yılında KKTC’de fert başına düşen milli gelirin 17 bin dolara yükselmesi bekleniyor...
   Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili yeni girişimlerin yoğunlaştığı bir dönemde, Kıbrıs Türk toplumunda refahın artırılması gerçekten önemlidir...
   Ancak; şu an için gözle görülür bir iyileşme yoktur...
   Binlerce insan işsiz ve parasızdır...
   Dolayısıyla ‘ekonomik protokolde’ yer alan umut verici beklentileri gerçekleştirebilmek için hükümetin bazı yeni adımlar atması mutlaka gereklidir...
   Sayın Beşir Atalay’ın söylediği gibi; bir yılın altı ayını parti kurultayına ayırmak kabul edilebilir bir durum değildir...
   Dünyada bunun benzeri yoktur ve olamaz...
   İktidar partisi geçtiğimiz yılın yarısını kurultaya ayırdığı için ekonomide, çevre konularında, sosyal ve kültürel alanlarda beklenen adımlar atılamadı...
   Önümüzdeki pazar günü gerçekleşecek ikinci tur UBP Genel Başkanlığı seçimi sonrasında artık kurultay defterinin kapanması ve yeni bir sayfanın açılması dileğimizdir...
   Ayrıca her şeyi Türkiye’den beklemek ve ondan sonra da “Türkiye her şeyimize müdahale ediyor” savunmasına geçme alışkanlığını bir kenara bırakmalıyız...
   Kuzey Kıbrıs’a 3 yıl içinde 3 milyar 300 milyon TL akıtacak olan Türkiye’nin Başbakan Yardımcısı ve Ulaştırma Bakanı’nın adayı ziyaret edeceği bir günde olsun, Lefkoşa-Gazimağusa ve Lefkoşa-Girne anayolları temizlenmeliydi...
   Yol boyunca ara refüjlerdeki Gömeçler insan boyuna ulaştığı halde, bunları temizlemek hiç kimsenin aklına gelmedi...
   Kuşkusuz sadece Türkiye’den bakan geldiğinde değil, yılın 365 gününde yollar temiz tutulmalı, yeşillendirilmeli, trafik ikaz işaretleri fark edilir bir duruma getirilmelidir...
   Lefkoşa’dan, Gazimağusa’ya giderken yolun bir kısmında New Jersey adını verdikleri beton refüjler vardır...
   Ama çok kısa bir mesafe...
   Buna karşın kilometrelerce mesafede ara refüj yoktur ve böylesi bir durum can güvenliği açısından endişe vericidir...
   Küçük ülkemizde gereğinden çok daha fazla kamu personeli ve belediye çalışanı olduğu halde, çevre konusunda gerekli önlemlerin alınmaması gerçekten üzüntü vericidir...
    Birileri artık bu anlayışa son vermelidir...
   “Orası belediyenin değil, Bayındırlık Bakanlığı’nın, ya da Orman ve Çevre Bakanlığı’nın sorumluluğundadır” gibi mazeretler üretmekten vazgeçilmeli, ülkemizi nasıl temiz tutacağımız ve nasıl bir düzen yaratacağımız konusunda ortak projeler üretilmelidir...
   Taşucu Belediyesi, uzun yıllar Kıbrıs’tan giden yolculardan ‘ayak bastı parası’ alarak yeşille örtülü güzel bir kent yarattı...
   Benzeri bir uygulamayı KKTC hükümeti de düşünebilir...
   Elde edilecek geliri, yeni istihdamlar için değil, sadece çevre için kullanacak bir sistem yaratılırsa, bu ülke kısa sürede toparlanabilir...
   Böylece, yıllar önce kaybettiğimiz ‘Yeşil ada’ özelliğine yeniden kavuşabiliriz...  

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31