Ortada düpedüz bir peşkeş olayı var…

Gizli bir el hükümetin pısırıklığından istifade edip, bu ülkede kendince at koşturmaya çalışıyor.

Başbakanın yönetim kurulunun işine karışmam demesi bundandır.

Bana kalsa kapatırım demesi de!

İlgili bakan uzayda mı yaşıyor ki böyle bir devir işinden haberi yok?

Bal gibi bu işten herkesin bilgisi var!

Söylenenler de hiç inandırıcı değil, işte bunadır insanların isyanı!

DAÜ özerk bir kuruluştur diye şimdi tutturdular…

Elbette ki öyledir ama devletin bir özerk kuruluşudur.

Yani onun, bunun malı değil, devletin yani bizim malımızdır!

Kanunlar da açık ve nettir, bunu da bilmeyen yoktur.

Devletin bahçesindeki otu bile, duvarındaki çiviyi bile kafanıza göre satamazsınız, kiralayamazsınız, ona buna peşkeş hiç çekemezsiniz.

İnatla ben yaptım oldubittiye getirirseniz de dünkü yaşananlar kaçınılmaz olur, hatta bizi daha kötü günler bekler.

Hükümet çatışma ortamı istiyorsa buyursun devam etsin…

Birilerini memnun edecek diye, kendi halkını, öğretmenini, velisini, sivil toplum örgütlerini karşısına alsın…

Dünkü olaylar sadece bir başlangıç!

Bu inat devam ederse, ülke savaş alanına dönecek, insanlar birbiriyle çatışacak, huzur ayaklar altına alınacak…

Doğrudur;

Türkiye ile imzalanan ekonomik mali protokolde DAÜ’nün yeniden yapılandırılması vardır ama bu demek değildir ki, DAÜ ve alt kurumları bu halkın iradesi dışında birilerine peşkeş çekilecektir.

Bizim inancımız odur ki bu tezgah hukuk kurallarını aşamayacak ve yapılmak istenen yanlış bir kez daha bağımsız yargıdan geri dönecektir…

Bunu bile bile, yanlışta ısrar etmek, hükümete hiç yakışmıyor.

Başbakan’a ise hiç mi hiç yakışmıyor.

Başbakan son basın toplantısında ne demişti?

Tek bir kişinin bile mağdur olmasına göz yummam demedi mi?

Halkın iradesi dışında alınan kararlar, birisini değil artık binlercesini huzursuz etmekte, daha da ötesi hastanelik olaylar meydan gelmeye başlamaktadır…

Bugün bir kişi hastanelik olurken, yarın birilerinin morga gitmeyeceğini kim garanti edebilir?

İş dönüm dolaşıp yine Cumhurbaşkanına geliyor…

Çünkü Sayın Eroğlu hala UBP içinde en büyük güç…

Bakanların ve vekillerin çoğu Başbakan’ın değil, Cumhurbaşkanının etrafında fır dönüyor…

Bu ülke insanı Sayın Eroğlu’nu ülkenin en yüksek mertebesine oturtmuştur, şimdi de sayın Eroğlu’na bir takım görevler düşmektedir.

Gittiğimiz yol doğru yol değildir!

Kaptanımız, kendi emir komutasıyla değil, başkalarının emir komutalarıyla kararlar üretmeye başlamıştır ki, bunun da ardı arkası kesilmeyecektir.

Ülkenin kaos ortamına sürüklendiğini görmemek için ya kör olmak lazım, ya da vicdansız!

Sadece hükümete ve Saray’a değil, sivil toplum örgütlerine de büyük sorumluluklar düşüyor.

Düşünülmeden yapılacak her türlü eylem, geri dönülemez kazalara yol açabilir!

Kıbrıs Türkünün iradesinin tecellisi için her türlü eylem ve etkinliğe tamam ama, taşkınlık ve birilerinin gazına gelip, çatışma ortamına kesinlikle hayır!

 

 

TED: Atatürk’ün talimatıyla kurulduk

“Sayın Levent Özadam,

08.06.2010 tarihli köşe yazınızda, TED Kuzey Kıbrıs Koleji Hakkında kamuoyunun yanlış bilgilendirilmesine neden olacak, gerçekdışı bir iddia yer almıştır.

Doğrusu şu şekildedir;

TED (Türk Eğitim Derneği), Ulu önder Atatürk’ün talimatlarıyla, Türkiye’de yabancı dille eğitim yapan okulların açılmasına öncülük etmesi için 1928 yılında kurulan, kamuya yararlı dernek statüsünde köklü bir kurumdur.

TED Kuzey Kıbrıs koleji, KKTC’ de TED ve TED Ankara Koleji Vakfı’nın bağlı kuruluşu olarak bulunan ’’ TED Eğitim Hizmetleri LTD’’ e ait olarak faaliyet göstermektedir.

TED Kuzey Kıbrıs Koleji olarak hakkımızda, kurulduğumuz günden beri devam eden başta yazılı ve görsel basın olmak üzere, her türlü tanıtım yöntemleri ile kamuoyu bilgilendirilmektedir.

Köşe yazınızda, doğru bilgilerin bu çerçevede kamuoyuyla paylaşılmasını rica ederiz…”

Ali ÖZKAN

TED Eğitim Hizmetleri LTD. Direktörü

TED Kuzey Kıbrıs Koleji Kurucu Temsilcisi

 

Töre: Tansiyonum bazen 20’ye çıktı!

Tarım ve Doğal Kaynaklar eski bakanı Zorlu Töre, bakanlığı döneminde bazı toplantılarda yaşanan tartışmalardan dolayı tansiyonunun 20’ye kadar çıktığını söyledi.

Bakanlığı döneminde sadece Kıbrıs türkünün yararına kararlar üretmek için kendi bakan arkadaşlarıyla bile tartışma ortamına girdiğini söyleyen Töre, toprağı, hayvanları ve gübre kokusunu kendisi gibi seven bir kişinin daha olmadığını ifade etti.

İnsan sevgisine de değinen Zorlu Töre, tüm insanları severim ancak Başbakana sadece saygı duyuyorum şeklinle konuştu!

 

 

MESAJ KUTUSU

 

Sayın Gürkan KARA, Cratos Otel’in sahile döktüğü izinsiz betonun yıkılacağını zannediyorduk ama bunlar üstüne parke döşediler, şemsiye ve şezlong atıp hizmete açtılar bile! Ne anladım bu işten anlayamadık gitti!

Sayın Derviş BEYİT, bazı kişilere özel piyano dersi verdiğiniz yönünde ihbarlar gelmeye başladı. Piyano dersi vermek acaba ikinci iş kapsamına girmiyor mu? Yoksa Kültür Dairesi müdürü olmak size bir ayrıcalık mı sağlıyor?

Sayın Emel KİŞİ, sizin de Girne’deki restoranınızda çocuklara müzik dersleri verdiğiniz saptanmış. Şimdi size iki soru, birincisi kayıt yaptırıp vergi ödüyor musunuz, ikincisi içkili bir mekanda çocuklara ders vermek yasal mı?

Sayın Özkan YORGANCIOĞLU, parti içinde müthiş bir dedikodu konuşuluyor, bunun kamuoyuna yansıması size de ilk günlerinizde dert açabilir. Bazı yoldaşların kulağını çekmeniz gerekebilir…

Sayın Cemal BULUTOĞLULARI, Şht. Ahmet Aydın sokakta oturan bir kaç vatandaş dün beni ziyaret ettiler. En kısa zamanda yollarının tamir edilmesini ve asfaltlanmasını istiyorlar. Çukurlar artık geçilmez duruma gelmiş.

Sayın Abdullah ÖZTOPRAK, mesajınızı aldım teşekkür ederim. Ancak elbette ki aramızda fikir ayrılıkları olacaktır. Kimin haklı olduğunu da artık zaman gösterecek değil mi?

Sayın Ali Çetin AMCAOĞLU, Cemer Su şirketinden vatandaş şikayeti var. Plastik bidonların uzun süre konteynırlarda ve eski van araçlarda bekletildiği ve bunun da kanserojen madde içerebileceği iddia ediliyor. Konuya duyarlılığınızı bekliyoruz.

Sayın Suat GÜNSEL, YDÜ’nün hastane dışındaki bölümlerinin satılacağını duyduk. Şimdilik ülkenin selameti açısından bu büyük taliplinin kim olduğunu yazmayacağız. Aman gözünüzü seveyim bu ülkenin öz değerlerini başkalarına bırakmayın.

Sayın Kemal DÜRÜST, her zaman ki gibi karne dönemi geldi ve karne parası kavgaları başladı. Bu işi artık bir talimata bağlayıp da kargaşanın önüne geçseniz diyoruz.

Sayın Barış MAMALI, ülke sahillerinin İsrailli işadamlarına satılması yönündeki araştırmalarınız nasıl gidiyor? Bir dedektif gibi olayların peşini bırakmadığınız görülüyor. Siz en iyisi yanınıza koruma da almayı düşünün artık.

Sayın Yüksel ÇELEBİ, çok yakında Dikmen’e de bir cami yapılacakmış. Bölge halkının bu yönde isteği olduğu söyleniyor. Ortalık yine fena karışacak desenize!

Sayın Şükrü BURAĞAN, Mısır gezinizde işportacıların gazabına uğradığınız söyleniyor. Başınız belaya girmesin diye de bol bol alışveriş yapmak zorunda kalmışsınız.

Sayın İlhan BORA, çok kıymetli oğlunuzun vefatını üzüntü ile öğrendik. Allah rahmet eylesin, sabır ve başsağlığı dileriz. Allah kimseye evlat acısı vermesin…

Sayın Şenol CELEPCİ, Haspolat’ta tarım arazisine inşaat diktiğiniz ve bunun için de izin almadığınızdan şikayet ediliyor. Bölge halkı soruyor bu cesareti nereden buluyorsunuz diye?

Sayın Ali-Akın DEMİRAĞ, kardeşinizin zamansız vefatını üzüntü ile öğrendik. Merhuma Tanrı’dan rahmet size ve yaslı aileye sabır ve başsağlığı dileriz. Allah geride kalanlara sağlıklı uzun ömürler versin.

Sayın Mert BÖLÜKBAŞI, KITSAB genel koordinatörlüğünüz hayırlı ve uğurlu olsun. Demek ki bu ülkede halen vefalı insanlar kalmış değil mi?

Sayın Abdullah ATLAR, yaş kemale erince hastalıklar da ardı ardına geliyor değil mi? Büyük geçmiş olsun diyoruz. Sizin uzun ve güzel bir tatile ihtiyacınız var. Kendinize zaman ayırmayı ihmal etmeyin.

Sayın Güner ÖZKARATAŞ, son bir haftadır sigara ile verdiğiniz mücadelede sigaraya teslim olmuşsunuz. Sigara üreticileri bayram yapacak desenize…

 

 

Günün Fıkrası

 

Boğa


Avrupa Birliği hayvancılığın önemini bildikleri için ülkelerine inek girişlerini serbest bırakmışlar,
Hem istismar edilmemesi hem de sağlıklı ineklerin girmesi içinde gümrüklerde önlemler alıp kontrol yapıyorlarmış. Bizim Temel ve Dursun Avrupa hayaliyle yanıp tutuşuyordurlar, inek kılığına girip geçebilecekleri fikrine kapılmışlar ve hemen işe koyulmuşlar, gümrüğe gelmişler ve yanlarında getirdikleri inek postunu üzerlerine almışlar, önde Dursun arkadan Temel, gerçek bir inek görüntüsüne kavuşmuşlar. Gümrük görevlileri ineğin önüne saman koymuşlar ve yemesini beklemişler, Temel arkada olduğu için Dursun'un haline gülmeye başlamış, Daha sonra kova ile su getirmişler, Dursun suyu da içmeye başlamış, Temel arkada iyice kopmuş, kıkır kıkır gülüyor Dursun'a. Temel gülmeye devam ederken Dursun'da gülmeye başlamış ve Temel'e seslenerek;


-Ula Temel sen gül bakayım, şimdi da ben güleceğum halune.


-Uşağum ne oldida güleceksun.?


—Temelcuğum boğa ceturiyiler boğa…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31