Her şey normal görünüyordu.

Anonslar yapılıyor.

Anonsun ilgilendirdikleri yerlerinden kalkıp kapıya gidiyor, sıraya giriyor.

Diğerleri hiçbir şey yokmuş gibi kitap okumaya, birbirleri ile konuşmaya devam ediyordu.

Bazı yerlerde koşuşturmalar, bazı yerlerde gülüşmeler duyuluyordu.

Kısacası havaalanı her zamanki görünümündeydi.

Derken anons bizim için yapıldı.

“Dört numaralı kapıya…”

Sıraya girdim…

Bileti verdim, alana çıktım.

Alan soğuktu.

Hava burada da kış olmuştu.

Eskiden bu kadar soğuk var mıydı, diye düşündüm…

Kıbrıs’a her gelişimde yüzüme vuran o sıcak hava aklıma geldi…

Şimdi sıcak hava olması gereken yerden uçağa biniyorum, titreyerek…

Gideceğim yer nasıl acaba?

Yanımda oturanlar gençten biri ile cam kenarına yerleşen yaşlıca kadın…

Sağ koltukta iki hafif göbekli genç…

Kapılar kapandı.

Anons yapıldı…

Motorlar gürültü ile uçağı hareket ettirdi.

Ufak ufak hızı arttı uçağın.

Ve yerde bir müddet hızlandıktan sonra tıpkı pelikanlar, leylekler gibi büyük bir enerji ile havaya fırladı.

Şu motorlar, kocaman gövde ve içindeki yük.

Nasıl olur?

Beşparmak Dağları’nın üstünden geçerken eğilip baktım…

Dağlarda hala boş yerler varmış…

Bâkir…

Doldururlar, dedim…

Uçak yükselirken motorlar hala zorlanıyordu…

Bütün mesele uçağın düzlüğe yerleşmesine kadardır…

Düzlükten sonra sorun yaşamadan hedefe kadar gideriz.

Yarım saat geçti geçmedi “Alçalıyoruz” anonsu yapıldı.

Anonsun ardından uçak alçalmaya başladı…

Alçalmaya başladı ancak bir sorun vardı.

Hava koşulları…

Fırtına vardı dışarıda…

Uçak fırtınanın etkisiyle sarsıldı…

Adeta titremeye başladı.

Dolaplar, sabit metal ne varsa tıkır tıkır diye ses çıkartıyordu.

Sarsılmalar, titremeler devam ederken uçak büyük bir hızla irtifa kaybetti.

İrtifa kaybederken arkada oturan bir grup kadın hep beraber çığlık attılar.

Onlar çığlık atarken yan koltukta oturan ve uçağın kalkışıyla beraber viski içen gençler de bağırdılar.

Onlar bağırırlarken yanıma oturan kadın hafif tonda dua ediyordu…

Sonra uçak duruldu.

Sesler duruldu.

Bağıranlar da duruldu.

Ardından tekrar titremeler, sarsılmalar ve çığlıklar ve dualar.

Dört beş kere yaşadık bunu.

Korku filmini andırıyordu yolculuk.

İstanbul üzerinden yarım saat tur atan uçak alana indi…

Park yerine geldi.

Yolcular kalktı.

İçki içenler de kalktı.

Dua eden kadın da…

Sonradan öğrendim dua eden kadın içki içenlerin annesiymiş…

İstanbul çok soğuktu…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31