Brendan O’Malley ve Ian Craig’in birlikte kaleme aldıkları “The Cyprus Conspiracy: America, Espionage and the Turkish Invasion” adlı kitabı bitirmek için yıllarımı harcadım… 

Çeşitli diplomatik ve hukuki ifadelerin yer aldığı (İngilizce) kitabın bazı sayfalarını hatta paragraflarını çözebilmek için günlerimi yitirdim… Hatta itiraf etmek lazım, bazı yerlerini anlamadığım için de geçtim…

Ve tam “bitirdim, artık bakmayacağım” dediğim gün, yolum Lefkoşa’daki Khora’ya düştü; baktım Türkçe’ye çevirmişler… Vallahi boş yere beş sene hapis yatmış gibi hissettim kendimi… Şimdi Türkçe’sini okuyorum… Çok akıcı bir dil…

Bu kitabın verdiği temel mesaj, Kıbrıs’ın bölünmüşlüğünün, Kıbrıs’ın Taksim’inin, Kıbrıs’a 1974 müdahalesinin, hatta EOKA ve TMT’nin de tamamen “ABD ürünü” olduğu mesajıdır…

Okursunuz, ister inanırsınız ister inanmazsınız… O sizin takdiriniz… Ama uyarmadı demeyin; kitapta yorum yok; belge var… Belgeler var… Tanıkların ifadeleri var…

Neyse, şimdi bu konuyla ilgili Wikileaks belgeleri açıklanıyor…

Bunlara da ister inanırsınız, ister inanmazsınız…

Yine sizin takdiriniz…

Ama Wikileaks belgelerinde anlatılanlar; yani Amerika’nın 1974’teki askeri müdahaleden haberi olduğu; Türkiye ve hatta Yunanistan ile birlikte bu işi paslaşarak, yardımlaşarak, iş birliği halinde yaptığı konusu; Brendan O’Malley ve Ian Craig’in kitabında da anlatılanlardır…

Ben hayal kırıklığı yaşamıyorum…

Yıllardır, Kıbrıs adasının Amerika ve yandaşları için çok değerli olduğunu biliyoruz; buradaki İngiliz Üsleri’nin bu gruba nasıl hizmet ettiğini de yakından izliyoruz…

NATO’nun en güvenilir üyelerinden ve Amerika’nın en güçlü müttefiklerinden biri olan Türkiye’nin de bu Ada’ya gelirken; esas görevinin ne olduğu artık gayet açık bilinmektedir…

Peki; akla şu soru gelmez mi şimdi:

“Annan Planı kabul edilseydi, Türk Ordusu Kıbrıs’tan çekilmeyecek miydi?”

Bir noktaya kadar doğrudur bu…

Ama tümden çekilmeyecekti…

İkincisi; tümden çekilmeyeceği yanında; Annan Planı’nın kabul görmeyeceği de bilinmekteydi.

Anlatmaya çalıştığım şudur kısaca:

Kıbrıs, öyle bir noktadadır ki; Amerika ve yandaşları için çok değerlidir…

Ve eğer Kıbrıs sorunu çözülecekse; stratejik değeri, doğal kaynaklarının paylaşımı da hesapta olacaktır…

Yani, “Kıbrıslı çözüm” diye bunca zamandır tüketilen zaman boşunadır…

Çözüm olacaksa, Kıbrıslı olmayacaktır…

Çözümün özeti, “doğal gaz, petrol, çıkarlar, Amerika”dır…

Peki, “Kıbrıslı çözüm” hiç mi mümkün değildir?

NATO’nun en güvenilir üyelerinden ve Amerika’nın en güçlü müttefiklerinden biri olan Türkiye 1974’te neden gelmişti?

İşte “Kıbrıslı çözüm mümkün mü?” sorusunun yanıtı buradadır!

Neden bize hep yalan söylendi?

Artık açıkça biliyoruz…

Rahatız en azından değil mi?

Lütfen artık kimse hamaset yapmasın… Doğaldır, büyükler çıkarları için ensemizde andrez oynadı… Kandırıldık, inandık ve bitirildik… İnşallah tamamen yok olmadan; çözümü de görürüz… Paylaşsınlar, artıklarla idare edeceriz ama “en azından çözümü görelim” diye kompleks yaptım anlayacağınız!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31