Lefkoşa Türk Belediyesi’nin gelenekselleşen yüz akı Tiyatro Festivali’nin dokuzuncusunun sunum gecesiydi. Yüzüne yansıyan infialiyle yanıma gelen Cemal Bulutoğluları şöyle dedi:
   
“Kamuoyu yaratan köşe yazarları olarak bana destek verin de artık sürdürülebilir olmaktan çıkan bir Lefkoşa ayıbını ortadan kaldırayım. Hele sen ki; gerek Lefkoşa, gerekse çevre konularında duyarlısın abi, bu meselede de tavrını mutlaka almalısın.”
  
Bulutoğluları’nı bu kadar üzen o başkent ayıbının mahiyetini kıza sürede öğrendim. Kızılay evleri!.. Acı göçmenlik günlerinin kötü mirası!.. Bugün Güzel Sanatlar Okulu olarak kullanılan bina Kıbrıs Türkü’nün çetin günlerinde Kızılay Hastanesi’ydi.. O nedenle bu hastanenin arkasındaki boş alana inşa edilen derme – çatma göçmen yerleşkesine de “Kızılay Evleri” adı verilmişti.
  
Bulutoğluları’nın haklı infialinden etkilenmemek olanaksızdı… Ertesi gün ilk işim ayıbın mekanına girmek ve yaşananları yerinde görmek oldu. Ve orada 46 yıllık bir yerleşim ucubesiyle yüzleştim!..

    *       *      *

  
1963 Aralık ayında başlayan toplumlararası çatışmalar sırasında 103 Türk köyü korkunun egemenliğine girerek boşaltılırken, kentlerde de yüzlerce Türk ailesi göçmen durumuna düşmüştü. O günlerin zor koşullarında Türk göçmenlere başlarını sokabilecekleri konutlar sağlamak en büyük sorunlardan biri haline gelmişti. Çadırların ve viranelerin içinde, mağaralarda, kovuklarda yaşayan insanların dramı o günlerden günümüze yansıyan fotoğraf karelerinde ve filmlerde net biçimde görülebilmektedir. Ama eski fotoğraflarda ve filmlerde yeni neslin ürpererek izlediği o görüntülerin günümüzde yöresel bir yaşam biçimi halinde hala var olması, asla kabul edilebilecek bir durum değildir.
  
46 yıl önce Lefkoşa’daki göçmenleri çadır ve kovuk yaşantısından kurtarabilme adına elde mevcut olan asgari malzemeyle inşa edilen yerleşkelerden biri de işte bugünkü Kızılay Evleri’dir. O hangar görünüşlü evlerde karton gibi iç duvarlar ve bol miktarda asbestli malzeme kullanıldı. Sosyal ve hijyenik yaşamın zor sürdürülebileceği bu evlerin asbestiyle haşır neşir olan yüzlerce insan yıllar boyu çeşitli hastalıklara yakalandı, öldü. Oradaki yaşam koşullarının devamına sürgit izin vermek, hem vicdansızlık ve hem de uygarsızlıktır. Sürekli asbestle temas eden yaşlı insanların solunum yetersizliği çektiğine, ciğerlerinin mahvolduğuna ve ancak yanı başlarındaki oksijen tüpleriyle yaşayabildiklerine tanık oldum. Türkiye’den gelen yoksul insanların evlerde üste üste yaşamasından yakınanlar gitsinler ve buradaki durumu görsünler. Kıbrıslılar da bu evlerde üste üstedirler!.. Daracık bir yerleşim skandalının içinde 400 civarında aile yaşam savaşı veriyor.
  
Politikacılar bu çaresiz insanlar topluluğunu her seçimde oy deposu olarak gördüler ama, onlara verdikleri vaatlerin hiçbirini yerine getirmediler. Ne bölgenin uygarlık dışı yaşam koşullarını düzelttiler, ne de o insanlara insanca oturabilecekleri konutları sağladılar.

     *       *      *

  
Cemal Bulutoğluları bu sorunlu bölgeye dair projesini bana şöyle açıkladı:
  
“O barhanaların tümünü yıkıp yerine sosyal konut tipi küçük ve sağlıklı evler yapmayı, evlerin ortasına da yaşlı insanların dinlenebileceği bir yeşil alan kondurmayı tasarlamaktayım. Ama bu projeyi maddi ve manevi destek görmeden gerçekleştiremem. İstediğim kaynak elimde yok.”
  
Ben buradan Bulutoğluları’nın insancıl ve uygar projesine gönülden destek veriyor ve gerek medyadaki arkadaşlarımı, gerekse toplumsal sorunlara duyarlı sivil toplum ve meslek örgütlerimizi o bölgedeki insanlık dramını yerinde görmeye çağırıyorum. Dramı yerinde gören hiç kimsenin başkentimizin ortasında yaşanmakta olan bu insanlık ayıbına duyarsız kalabileceğine ihtimal vermiyorum.
  
Herkesin; bir çare üretebilme adına, Peyak Yolu olarak da bilinen, Abdi İpekçi Caddesi’nin sonundaki tali yoldan sağa saparak Kızılay Evleri dramıyla buluşmasını dilerim.      

Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31