Devlet muhtacı dide, kaldı ki başkasına himmet ede!”

AANLATALIM: Vakti zamanında Rum’un EOKA’sına karşı önce “Volkan”ı falan kurduktu ya… Eğer aklı başında insanlar devreye girip TMT’yi kurmasalardı, Rum’un yerine Türk’e kıyacaklardı çünkü güçleri ile çapları ancak kendileri ile kendimize yetecek kadardı!

YA TMT? Hadi onu da anlatalım. Eğer Rum’a karşı oluşturulmuş bu direniş örgütünün lider kadrosu, TC’den gelen “subaylardan” olmasa ve biz bize kendi yönetsellik irademizle kalsaydık, bu adada hem Rum’la kopartılan arbedelerde hem de Türk’ün Türk’e yönelik hücumları sonucunda dereler gibi kanlar akacaktı!

EĞER: 1963 Kanlı Noel sonrasında Kıbrıs Türk halkının 1967’lere kadar sürecek ulusal direnişini Türkiye’den gönderilen “Paşa”lar “mücahitleri” organize edip disiplinli milis güçleri haline getirmeselerdi, bu ada çoktan “Helenizmin ele geçirilen kalesi” olarak Yunan yayılmacılığı hanesine kaydedilecekti…

DEVAM EDELİM. Dünya alem biliyordu ki 1974’de Makarios’a karşı Yunan cuntası ile Rum’un EOKA B’si darbe girişiminde bulunurken tek hedefi vardı o da Enosisti!

Eğer 1974’de Türkiye Garantör oluş hakkını kullanarak askeri müdahalede bulunmasaydı, Rum’un 1958’lerde, 1963’lerde deneyip etkisiz hale getirilen Enosis hedefi gerçekleşecek, Kıbrıs, Rum-Yunan egemenliğine girecekti…

VE SONRASINA GELELİM. Eğer 1974’ler sonrası Kuzey Kıbrıs’ta bir Türk Devleti oluşmuşsa, bugünlere kazasız belasız barış içinde ulaşılmışsa, şöyle böyle akmazsa damlar bir “Türk varlığı” yaratılmışsa; bu Türkiye’nin sayesinde gerçekleşmiştir.

Şimdi çoktan unutulmuş bu “vakıaları” neden kaşıdığımızın anlatımına gelelim: ***** BİR TÜRLÜ “BÜYÜMEYİ” ÖĞRENEMEDİK Yukarıda yazdıklarımızda çok açık seçik şunu gördünüz: “Kıbrıs Türk halkı olarak biz hiçbir devrede kendi kendimizi yönetecek çap ve basirete sahip olamadık!” Bu lafa bir mim koyun çünkü bunu da anlatacağız:

Ne zaman kendi siyasi ve ekonomik irademizle, kendi yönetim erkimizde, kendi kendimizle baş başa kalmışsak; başlarımızı birbirine vura çarpa hem yardık hem çatlattık!

Bu nedenle Allah’ın lütfu olmalı, Türkiye olanca siyasi hatalarına karşın nasılsa “başımızı” kurtarıp saracak “güç” olarak durdu. güvence verdi, para akıttı, Devlet olmamıza katkı koydu, kalkınmamıza yardım etti… Bunlara karşılık da biz her devrede olanı biteni batırdık, sonra dönüp birbirimizi suçlarken birbirimizi ısırdık! Suçu da Türkiye’nin üzerine yığdık!

ÖTE YANDAN: Devlet olduğumuzu tüm siyasi ve ekonomik organlarını oluşturarak ispat ettik, çok partili rejimle ne kadar demokrat olduğumuzu gösterdik, her iki üç yıla bir erken seçim sıkıştırarak halk iradesidir dedik. Sonra döndük kurduğumuz devlete layık değiliz diyerek Rum’un ve AB’nin bizi Türkiye’nin elinden kurtarmasını istedik!

Sesimizi o kadar yüksek çıkardık ki şimdi Markulli bile “İlerici Türk halkını çok ihmal ettik artık onlara sahip çıkmamız gerekmektedir” açıklamasını yaptı! Bizimkiler suçlu sandalyesine oturttukları Türk’ü 38 yıl sonra “barış” adına Rum’dan özür dilemeye davet etti!

KISACA: Türkiye’nin onca yardım ve korumacılığına karşın eskiden de olduğunca bir türlü kendimizi ne adam gibi yönetecek beceriye ulaşabildik, ne de ayaklarımızın altına serili serveti değerlendirip seviyeli bir ekonomiye sahip olabildik! Siyasi sorunu lehimize çevirecek kabiliyeti de gösteremedik!

Uzun lafı kısası Türkiye verdi biz yedik, sonra niye verdi, karşılığında neyi aldı diyerek birbirimizi suçladık, elan devam!

*****

AVUCUMUZ AÇIK DEVLET VERSİN DİYORUZ

Bu devlet dediğiniz de bir alem oldu. Kimse var olduğuna inanmaz ama avuçları her daim açık “ver, ver,” diye bağırır! Yahut kimse inanmaz, yüzünü güney’e dönüp Kuzey’i işaretleyerek “al, al” diye yalvarır!..

Devlet dediğiniz bir muhtacı dide. Ankara’dan alıp KKTC’de dağıtmakta. Kendine kalsa olanı zaten batırdı, eldekiler ne zaman batacak diye ekonomistler çetele tutmakta!

MESELA: Sigortaları vardır, her ay Devlet açıktan bir on milyon koymazsa batıp gidecek, zaten eli kulağında!

Ticari ekonomik sektörleri vardır ya battılar ya batakta!

Belediyeleri vardır seçimle gelirler, carta çekerlerken batıp gitmesinler diye durmadan devletten para isterler!

Üniversiteler vardır, devletin ensesinde! Elektrik Kurumu vardır Devletin parasal himmetini beklemekte! Sendikaları STÖ’leri vardır. Yıllardır yollarda eylem yaparak, Devletin en üst makamlarını basarak ve talep etmediği tek bir şey kalmamacasına talep ederek devletin boğazını sıkarlarken bir yandan da “zaten devlet yoktur” demekteler!

Memleketin dingili koptu ki artık köylerdeki üç dört gencin kurduğu beşer kişilik futbol takımları bile, “devlet bize yardım etsin” demekte! Çiftçisi köylüsü, hayvancısı sütçüsü devlet para vermezse biz de bu işleri bırakırız diye tehditler savurmakta!

PEKALA DEVLET NE YAPMAKTA: Ankara’dan para alıp KKTC’de dağıtırken emirlere riayet etmekte bir, Kurultay nedeni ile Küçük ile Kaşif hemen her gün çok demokratik ve olimpik yarışlar düzenlemekte iki! Son olarak İrsen Küçük muhalefete verdiği yemekte UBP’nin Kurultay’ını anlatıp kendisinin ne kadar ileride olduğunu söyledi ve tarihte ilk kez bir siyasi parti Başkanı kendi bünyesini ilgilendiren Kurultay propagandasına muhalefeti de katarak çok demokratik bir ilki başardı! Tabi şimdilerde gündeme bir de Asil Nadir’i soktular ki on sekiz yıldır bu memlekette vardı görmedilerdi, sesi çıkıyordu işitmedilerdi!

Öyle bir Devletiz işte!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31