Başarmak, istediğini elde etmektir.

Mutluluk, elde ettiğini sevmektir.

Bilgelik, neyi istemesi gerektiğini bilmektir.

İyilik, başkalarının da yararına olanı istemektir.

Erdem, istememesi gerekeni reddetmektir.

Zenginlik, imkanıyla orantılı istekler edinmektir...! (La Fontaine)

***
La Fontaine’den hareketle gelin birlikte düşünelim:

KKTC devleti başarılı bir devlet midir?

KKTC Devleti mutlu bir yapı oluşturabilmiş midir?

KKTC Devleti bilge bir yapıya açık mıdır?

KKTC Devleti iyiliği örgütleyebilen iyi bir devlet midir?

KKTC Devleti erdemli midir?

KKTC Devleti zengin midir?

***

Ve aynı soruları KKTC’nin mevcut hükümeti için de sorgulayalım…

Memleket meselelerini erteleye erteleye bu günlere geldik!

Ertelenmekte olan konular öyle az buz da değil!

Ne yazık ki bırakınız 1974 öncesini veya ondan sonrasını, mademki KKTC’yi sorguluyoruz, 1983 itibarı ile değerlendirelim olan bitenleri:

Ne yazık ki eşitsizlikler, adaletsizlikler, güvensizlikler, partizanlıklar, kişisel ve zümresel çıkarlara dayalı ilişki ve iletişim biçimleri ile devleti yönetme anlayışı, mutsuz bir KKTC halkı yaratarak, her türlü camiada, hoşnutsuzluk ve geleceğe yönelik karamsarlıkları art arda dizmektedir.

Mevcut yapı, geleceğini KKTC sınırları içerisinde hayal edemeyen gençler; çocuklarının geleceğini Kıbrıs’ın dışında hazırlamaya çalışan anne ve babalar; rahat, huzurlu ve sağlıklı bir yaşam için devletine güvenemeyen insanlardan kurulu bir toplum olarak, bizlerin yaşam biçimlerimizi inşa etmemize zemin hazırlamıştır.

KKTC devleti denildiği zaman, henüz dünya üzerinde bilinmeyen, tanınmayan ve devlet sıralamasında adı anılmayan bir yapının aşılamamış olması, devletin başarısızlığına inançları kuvvetlendirirken, yurttaş-devlet arasında güvene dayalı bir ilişkinin kurgulanamayışının da açık bir sebebidir.

Halkın mutsuzluğu, KKTC halkının, özellikle de Kıbrıslı Türklerin gidecek bir yer arayışı, toplumsal yaşama ve kamusal alanlara yönelik yapıcı ve topluma faydalı etkinliklerin gelişmesine engel olmuştur.

KKTC Devleti’nin henüz bilge bir yapı kurgulayamayışını, bu nedenle de bilge insanların toplumda bulunamayışı ve açığa çıkamayışlarını da beraberinde getirmiştir. Ne istemesi gerektiğini bilen bireylerin, toplumsal yaşamda kendilerini gizlemek zorunda hissetmeleri, konuşan, tasarlayan veya geleceğe yönelik, toplum veya devlet için fikir öne sürmek ne yazık ki değer görmeyen bir etkinlik olarak damgalanmıştır. Düşünen, tartışan veya fikir öne süren bireylerin, mevcut siyasete veya siyaseti yönetmeye çalışan bireylerin karşısında bir görüşe sahip olması çoğu zaman dışlanmaya, cezalandırılmaya veya görmezden gelinmelerine yol açtığından, toplum yararına düşünce ve alışkanlıkların gelişmene engel olmuştur.

Okullarımızda dahi, eğitim sistemimizin ezberci ve bireysel çalışmalara yönelik bir anlayış içinde devam ediyor olması birkaç nesil daha bu durumun değişmeyeceğinin kara habercisidir.

Daha dün, Lefkoşa’da Dereboyu’nun ortasında, rüzgardan kırılarak yolun ortasına düşen bir dalın trafiği tıkadığına şahit oldum. Geçişlere engel olmasına karşın, insanımızın dalın çevresinden dolaşarak geçiyor olması yaşam alışkanlığımızın net yansımasıdır. Ta ki, biz arabadan inip dalı çekene kadar, “Biz geçtikten sonra kime engel olursa olsun, biz geçip kurtulalım” zihniyeti ile o dal günlerce yolun ortasında kalabilirdi.

***

Bizim erdemli bireyler olarak yetişmemize, çocuklarımızı erdemli bireyler olarak yetiştirmemize engel olmaya çalışan bir grup duyarsız ve çıkarcı bireyin, ne yazık ki memleket meselelerinde halen daha etkin rol oynaması, halen daha iplerin bu türden bireylerin ellerinde bulunuyor olması, istemediğimiz durumları, istemediğimiz yaşam biçimlerini ret edemeyişimize, karşı duramayışımıza neden olmaktadır.

Zengin olmak için, ne kişiler olarak, ne de toplum veya devlet olarak çok fazla paramızın veya ekonomik kaynaklarımızın olmasına ihtiyaç yoktur. Zenginlik, imkânlarımızla orantılı istekler edinmektir. Daha etkin bireyler yetiştirebileceğimiz bir eğitim ortamı, daha duyalı bir kamu yapılanması, daha sorumlu ve duyarlı bir sağlık sistemi, daha sorumluluk sahibi bir yasama, yürütme ve yargı sistemi için ne çok büyük kaynaklar ne de çok daha fazla elemana ihtiyaç yoktur. Kıbrıslı Türk toplumu bu anlamdaki yapılanmasını ve kültürel şekillenmesini tamamlamak için imkanlara ve kaynaklara sahiptir.

Erteleye erteleye geldiğimiz bugünden daha da ileriye gitmeye gerek yoktur. Şimdiden tezi yok, belediye seçimlerini, erken genel seçimleri veya her türlü zümresel veya kişisel etkileri de içinde barındıran süreçlerin bizim önümüze takoz koymasına izin vermeyelim.

Şimdi zamanıdır. Başarıya, mutluluğa, bilgeliğe, iyiliğe, erdem ve zenginliğe ulaşmak için bir adım yolumuz var. Adım atacak cesarete ve niyete ihtiyaç var.

Ne bekliyoruz?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31