Sırt üstü yatıp düşünmekten başka işimizin olmadığı durumlar vardır. Bir hastalık ya da sakatlık nedeniyle her konuda devre dışı kalmışsınızdır. Yapmak istediğiniz, planladığınız bir sürü iş var ama yerinizden kıpırdayamazsınız. Çünkü hareket yeteneğiniz elinizden gitmiş, ya da sınırlanmıştır. Üstelik acılarınız, sızılarınız var. Ve bu durumunuz sizi daha bir duygusallaştırmıştır.
  
İnsanoğlunun bu çok yaygın ve olağan halini Ernest Hemingway “Klimanjaro’nun Karları”nda çarpıcı biçimde anlatır.
  
Yazar Harry, zengin sevgilisi Helen’le tanıştıktan sonra kendini rahat ve güvenli bir yaşamın konforuna terk etmiştir. Yazmayı da bırakmıştır. Dünya turuna çıkar varlıklı sevgilisiyle ve anılarını zenginleştirdikçe zenginleştirir. Sevgilisi Helen’le son durağı Afrika’dır. Bir safari sırasında manda sürülerinin resmini çekmek isterken bacağına diken batar. Önceleri önemsemez bunu ama, bacağı giderek kangren olur. Afrika çölünün ortasında, ulu Klimanjaro dağının muhteşem dekoru önünde sırt üstü çadırındaki yatağında yatıp yavaş yavaş ölürken, anıları gözlerinin önünde film şeridi gibi akmaya başlar. Bunları Helen’in yardımıyla yazmaya koyulduğunda, ölümün eşiğinde yazarlık yeteneğini yeniden kazandığını duyumsar. Geçmişiyle ciddi bir hesaplaşmaya girişir. Bir ara yorulunca uykuya dalar. Rüyasında, günlerdir beklenen  uçak gelmiş ve onu hastaneye götürmektedir. Uçak ulu Klimanjaro’nun üzerinden geçerken, hayata gözlerini yumar.
  
Bu öyküyü gerek okuyanlar, gerekse filmde izleyenler bir ikilemle karşı karşıyadırlar. Hesaplaşmaların ortasındaki bu ölüm gerçek mi, yoksa rüya mı?.. “Klimanjaro’nun Karları” 1952’de Herry King tarafından Afrika’da filme çekilmiş ve öykünün Başkarakterleri Gregory Peck, Susan Hayward ve Ava Gardner tarafından canlandırılmıştı.
    *       *       *
  
Sırt üstü yatıp düşünmekten başka işimin olmadığı süreçlerde ben hep Hemingway’in o ünlü uzun öyküsünü anımsar ve kendimi ölümle – dirim arasında anılarının sarmalında vicdanıyla hesaplaşan yazar Harry’nin yerine koyarım.
  
Böylesi bir olay geçen haftanın başında bir kez daha geldi başıma.  Bir tedbirsizlik sonucu baş gösteren soğuk algınlığı belimde başlattığı sızıları daha şiddetli biçimde sağ bacağıma akıtınca, tümden devre dışı kaldım. Sızıların başlangıcında sosyal bir etkinlikte iki saatten fazla ayakta durmam ise, doktoruma göre tedbirsizliğin dik alasıydı. Hırpalanmış olan sağ bacağımdaki adaleler adeta isyan ederek canımı fena halde yakmaya başladı. Vartayı atlatıncaya kadar dayanılmaz sızılar içinde uzanıp yatmaktan başka çıkış yolum kalmamıştı. Ve o çaresizliğimde işte “Klimanjaro’nun Karları” sendromu beni yeniden teslim aldı.
    *       *       *
  
Sağlıklı yaşamın önemini asıl bu gibi durumlarda anlarız. Çektiğiniz acılar bir yana, yaşam akışınızın kayması, size yaşamın aslında planlandıklarınızın dışında akma inadında olduğunu anımsatır. Evet; planladıklarımızın dışında yaşadıklarımız hayatın ta kendisi ve acı yüzüdür. Yaşam felsefemizi bu acı gerçeğe göre kurgularsak her türlü sürprize karşı daha dayanıklı ve daha hoşgörülü oluruz.
  
“Klimanjaro’nun Karları” sendromunu yaşamamız, şükür ki bizi yazar Harry’nin öyküsünde olduğu gibi ölümle dirim arasında ve amansız bir Afrika çölünün ortasında yakalamıyor genellikle. Yaşamın olağan akışına mola verdiğimiz her durumda, o olağan akışı daha bilinçli ve daha olgun bir kimlikle yeniden yakalayabilmek, en büyük kazancımız olmalı. Bunu başarabilirsek geçirdiğimiz badireyi, o devre dışı kalma dönemimizi yaşamsal bir fırsata dönüştürmüş ve kendi kendimizle hesaplaşma sürecinden kârlı çıkmış oluruz.

Dün akşam rüyamda Klimanjaro’nun karları üzerinde uçtum ben de… Şükür ki ölmemişim. Yaşamın engel koyan plansızlıklarına karşın, yapmam geren işlere daha bilinçli ve daha kararlı sarılma isteğiyle doluyorum sırt üstü yatıp düşünürken ve de bacağımdaki sızılara direnmeye çalışırken…


Kaynak: Kıbrıs Gazetesi

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31