Dün hem CTP-BG, hem de DPUG’un basın toplantısını izledim. Basın toplantıları sayesinde her iki parti arasında süren müzakerelerin neden olumsuz sonuçlandığını ve nasıl ilerlediğini öğrenme fırsatı buldum.

Yazımın detaylarına girmeden önce belirtmeliyim ki yapacağım benzetme partilerin politik duruşlarıyla ilgili değil! Yapacağım benzetme partilerin güç dengelerini kendi algılamaları üzerine olacak.

CTP-BG’nin seçimleri işaret ederek gücünü ortaya koyması, DPUG’un ise eşit etkinlik tezi aklıma Kıbrıs müzakere sürecini getirdi.

Federal bir yapı kurmak üzere süren Kıbrıs görüşmelerinde, Rum tarafı federal yapıyı ‘üniter’e çekip Türk tarafına azınlık hakları vermeye çalışırken, Türk tarafı ise buna karşı direnerek federal yapıyı ‘konfedaral’e çekip haklarını sağlama almaya çalışıyor. Bir ip çekme yarışması gibi… Hal böyle olunca da müzakereler bitmek bilmiyor. 

Görünen o ki, Tıpkı Kıbrıs müzakere sürecinde olduğu gibi, koalisyon görüşmeleri de ortaklık üzerinden ilerliyor ancak DPUG’a göre CTP-BG tüm gücü elinde bulundurup, kendilerine azınlık hakları verilmesini kabul etmeyeceğini söylüyor. CTP-BG ise güçler oranında paylaşımın adil olacağını söyleyerek DPUG’nin gücünün üstünde taleplerde bulunduğunu söylüyor. Bu söylemler size bir şey hatırlatıyor mu?

Tıpkı Kıbrıs müzakere sürecinde olduğu gibi bu pozisyonlarda olan tarafların ilerlemesi ve ortaklık kurması mümkün değil. Ancak ve ancak taraflar karşılıklı geri adım atarak bir neticeye ulaşabilir. Kıbrıs sorununda bunu göremedik. Fakat koalisyon görüşmelerinde bu pekâlâ olabilir. Buna taraflar karar verecek…

Her ne olursa olsun, ülkenin hem bir çözüme, hem de bir hükümete ihtiyacı var. En azından hükümet kanadını taraflar geri adım atarak halledebilirler diye düşünüyorum. Bu çözüm şekli Kıbrıs sorununa örnek olur mu? Belki ütopik ancak en azından müzakerelerde neler yapılması gerektiği konusunda fikir verebilir.

Kıbrıs Tarihi Müzesi

Yazılarımı takip edenler bilirler, özellikle kurumlar üzerine yazı yazmam. Ancak önceki gün GAÜ’de Serhat Akpınar ile yaptığımız sohbette beni heyecanlandıran bir projeden söz açıldı ve bu projeden bahsetmeden edemeyeceğim.

GAÜ çok yakında ülkemiz ve tarihimiz açısından çok önemli bir projeyi hayata geçiriyor. Proje, Kıbrıs Tarihine yönelik büyük bir alana sahip olacak olan bir müze üzerine. Ve proje bittiğinde, 1571’den bu yana Kıbrıs’taki Türk varlığının izlerinin yer alacağı nefis bir müzeyi ülkemiz kazanmış olacak. Sn. Akpınar ile birlikte bitmeye çok yakın olan inşaatı dolaşma fırsatımız oldu ve heyecanım katlandı. GAÜ’yü ve hassasiyetlerinden ötürü yöneticilerini tebrik ediyorum.    

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31