Kıbrıs ile ilgilenen gazeteci bir arkadaşım, “Gitsem kimlerle röportaj yapabilirim” diye sormuştu.

Yıllar geçti üstünden bu konuşmanın.

O dönem sanırım Annan Planı gündemdeydi veya hemen ertesiydi.

Kapılar açılmıştı.

Gidişler, gelişler, kucaklaşmalar yaşanıyordu.

Bahçesine diktiği ağaçtan bir dalı görmeye gelenler vardı…

Diğer tarafa ağacından bir meyveyi götürmek için koşanlar.

Bir zeytini, portakalı veya bir tutam gülü…

Emekleri, mücadeleleri anılara kattığımız günlerde geçmişe koşmuştuk.

Hep beraberdi koşu.

Güneyden göç edenler güneye, kuzeyden gidenlerse kuzeye aktılar.

Kapısında hiç tanımadığı bir Kıbrıslıyı gören yine de, “çok şükür Kıbrıslı” diyordu.

Yabancının açtığı kapılar ise karanlık geliyordu gözlere.

Hiç ilgisi olmayanlar işgal etmişlerdi emeklerini…

Anıları acıya dönüşmüştü.

Yine de uzaktan da olsa bir bakış atıp dönüyorlardı öteye.

Ki belki bir daha geldiklerinde bahçelerine, ağaçlarına, söylenecek birkaç sözleri olabilsin.

O günlerde yaşanan coşkunun hatırına ve heyecanına kapılan gazeteci arkadaşım görüşmek ve bu duruma nasıl geldiğimizi yerinde görmek istedi.

Adres olarak Baf’la ilgili her şeyi tarihine, saatine ve mekânına kadar hatırlayan bir lise arkadaşımın adını vermiştim, bir de babamın.

Babam mücahitti.

Mücadele adamıydı.

Ne işten kaçtı, ne de korkulardan…

Yılmadı.

Elinde silah geziyordu köy köy.

Adam vurmadı ama yine de görev icabıydı belindeki silah.

Karşı tarafa hep insan gözüyle bakıyordu.

-Kimseyi vurmadım be Dolgun, demişti kuzeydeyken bir gün.

Ve devam etti, “Fakat o Baf çatışmalarında bizimkilerin masum Rumları vurduklarını gördüm.

Müdahale de ettim ama silah arkadaşlarım beni de tehdit ettiler.

Öyle bir kişiye göndermiştim gazeteci arkadaşımı.

Ve gitti, babamı yani mücahidi evde ziyaret etti.

Mücahit ona yeminine sadık kalacak şekilde yeterli bilgiler verdi.

İyi bir röportaj yapmış olarak geri döndüğünde bana babamın birçok da fotoğrafını getirdi.

Geçenlerde maillerimi karıştırırken gazetecinin daha sonra gönderdiği bir mailini gördüm…

Mailin konu bölümünde “KOCA MÜCAHİT” yazıyordu.

Koca mücahit şimdi yok...

Gideli de çok oldu ama acısı hala taze.

Güneş bugün de doğudan doğdu, batıdan da batacak...
Görünüşte değişen bir şey yok gibi...
Oysa…

Kaç zamandır ki o güneşin doğuşu koca mücahit için değildi.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner5

banner31